21 Ekim 2015
Ne 60'ların açlık tanımı ne de 90'ların vaat yöntemi kaldı. Seçmene somut şeyler söylemek gereğini CHP de kabul etti ancak inandırıcılık boyutu hâlâ eksik. Hal böyle olunca, kredi kartı borcunun %80'ini siliyorlar fakat alacağı silinen bankanın bundan haberi yok.
Başka bir boyut, toplumun bir kesimine verilen vaadin faturasının kime yükleneceğidir. Borç silmenin kamuya maliyeti, kredi kartı olmayana da yüklenecekse, bu haksızlık nasıl tevil edilir?
Ayrıca kredi kartı borcuna sadık olanların enayi yerine konulması söz konusu. Benzer hatayı Demirel 1991 seçimlerinde yapmış, prim borçlarını silerek bir yandan bütçe açığı yoluyla enflasyona 10 puan ilave getirmiş diğer yanda borcuna sadık olanlar aşağılanmıştı.
Bu durum, devletin kurumsallığını zedeler ve "kullanan öder" kuralını çiğner. Neticede kredi kartını bir tür ödeme aracı değil, "kredi" zanneden sakat düşünceye de prim verir. Kredi kartının krediyle alakası yok zira...
Arkadaşımız İbrahim Acar'ın CHP'nin kredi kartı vaadine yönelik sorusuna gelen cevap daha da anlamlı... Reklam filmlerinde "olmaz öyle şey diyenlere 'CHP bankalarla da konuştu' dersiniz" ifadesi var.
Sektörün bu projeye bakışını öğrenmek için Bankalar Birliği ve bankaları aradık, hiçbirinin haberi yok. Tam da bu yüzden CHP'nin vaatlerini Ak Parti ile nicelikte yarıştırması yetmeyecek, bu vaatlere "inandırıcılık" da eklemek zorunda kalacak diyorum.
Sonuçta Ak Parti'nin vaatleri, "henüz oylanmamış Hükümet Programı" iken CHP'nin önerileri ise "inandırıcılık" gerektiren vaatler manzumesi oluyor.
Sabah
Hiç yorum yapılmamış
4719 kez izlendi
1673 kez izlendi
1144 kez izlendi
629 kez izlendi
3536 kez izlendi
864 kez izlendi
580 kez izlendi
3622 kez izlendi
2606 kez izlendi
1311 kez izlendi
1768 kez izlendi
634 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.