Yaşayarak öğreniyoruz ki; elin gıdasıyla karnımızı doyurmak, elin ilacıyla şifabulmak, elin silahıyla ülkeyi savunmakson derece riskli. Elin adamı ambargo koyuverir, açıkta kalırsın. Elin sanayicisi sana silah vermez,ülkeni savunamazsın. Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz zaten.
Bugün Sakarya'da BMC'nin yerli savunma sanayiine hizmet verecek olan yatırımındayız.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın temel atma töreninde,yerli ve milli üretimin, savunma sanayiindeki hayati rolüne verdiğiönemi işiteceğiz.
Sahi, iş bu kadar hayati mi? Evet; hem de çok. Zira savunma sanayiinde eğer sürecin kritik parçalarına siz hükmetmiyorsanız, çok fazla risk üstleniyor olursunuz. 3 tarafı deniz ve 4 tarafı sorunla çevrili bu coğrafyada olmanın kaçınılmaz maliyeti de budur zaten. Tasarlayacak, üretecek, kullanacak ve geliştireceksiniz.
Halkın sağlığını, elin ilacına emanet edemeyeceğimiz de ortada... Her 100 kutu ilacın 80'i, 100 liralık faturasının 50 lirası yabancıya ait bir sektör ile bağımlılığı bitiremezdik. Bunun için yerli ve milli ilâç projesini geliştirdik.
Söz konusu karın doyurmak ise elin gıdasıyla bir yere kadar. Kendi göbeğimizi kendimizinkeseceği bir alan da budur. İthalata dayalı bir ülke mutfağı, düşünülemez. Düşünenler varsa da bu durum sürdürülebilir değildir.
Bugün Türkiye, bölge barışı için müzakere masaları kurabilmiş, kritik coğrafyanınrisklerini üstlenebilmiş ve jeopolitik önemini artırabilmişise bunu, savunma sanayisi ile başardığı Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı Operasyonu gibi saha başarılarına borçludur.
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.