O günlerde Takvim Gazetesi’ndeydim. “Cemaat” denilen yapılanma gözümüzün önünde çeşitli faaliyetlerde bulunuyordu. Akın İpek’in sahibi olduğu Bugün Gazetesi’nin yönetiminde yer alan S.Y, Kuzey Irak’a düzenleyecekleri gezinin davetlilerini belirlemeye çalışıyordu.
Listede MHP’li bazı isimler de vardı. Sonradan anlaşıldı ki, o gezi daha çok MHP’liler hedef alınarak düzenlenmişti.
Birkaç MHP’li isimle irtibata geçildi. Kuzey Irak’ta önemli gelişmeler olduğu, Türkiye’nin orayı boş bırakmaması gerektiği söylendi. Bu yüzden bölgeye bir gezi düzenleneceği, MHP’lilerin de hassasiyetleri sebebiyle o gezide yer almalarının istendiği aktarıldı. “Gelir misiniz?” denildi.
Bazıları, prensipte “olur” cevabını verdiler.
Aradan kısa bir süre geçti. Olumsuz geri dönüşler başladı. Başlangıçta olaya olumlu yaklaşan MHP’liler, geziye katılamayacaklarını belirttiler. Öyle anlaşılıyor ki, Devlet Bahçeli’nin blokajıyla karşılaşmışlardı.
Belli ki, işin içinde “cemaat” denilen yapılanmanın olduğunu öğrenen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tepki göstermişti. Sebep ne olursa olsun, MHP’lilerin onlarla yan yana bulunmamaları gerektiğini söylemişti. Devlet Bey, zaten başından beri “cemaate” olumlu bakmıyor, bu görüşünü de her fırsatta ortaya koyuyordu.
MHP’lilerin bu cevabı üzerine Kuzey Irak’a yapılacak o gezi iptal edildi, yapılamadı.
S.Y. de üzerinde çok düşünülmesi gereken sözler sarf etti:
-Biz zaten biliyorduk, Devlet Bahçeli’nin bize karşı olumsuz düşünceler içinde olduğunu. İyi niyetle son bir adım daha attık. Böylece durum kesinleşti.
İlginçtir, aradan kısa bir süre geçtikten sonra MHP’ye yönelik kaset operasyonu patladı. Belli ki hazırlıklar çok önceden yapılmıştı. MHP’ye yönelik olarak atılan son adımda karşılaşılan tavır üzerine de düğmeye basılmıştı.
Aradan geçen zamanla taşlar iyice yerine oturdu. Şimdi daha iyi anlaşılıyor ki, o operasyonu gerçekleştiren FETÖ’nün asıl hedefi Devlet Bahçeli’ydi. MHP yöneticilerinin kasetleriyle Bahçeli’yi vurmaya çalıştı. Devlet Bey’i yıpratıp, siyaseten yok etmek ve MHP’yi yeniden yapılandırmak istedi. Ancak, başarılı olamadı.
Yine ilginçtir…
Aradan bir süre daha geçti. S.Y. bu defa Yaşar isminde bir arkadaşımı aradı. Kendileri (cemaat) aleyhine yazdığım yazılardan bahsedip, aracı kullanarak bana “Yazsın bakalım, daha ne kadaryazabilecek” diye tehdit mesajı gönderdi.
Tehdit ve şantaj, bunların en büyük özellikleriydi!
HHH
FETÖ’nün MHP üzerinde oynadığı oyun sonuç vermedi. Buna karşılık, CHP’de gerçekleştirdikleri operasyonda başarılı oldular…
Deniz Baykal tersini söylemiş olsa da hiç şüphe yok ki, CHP’deki kaset kumpası bir FETÖoperasyonu. Zaten zaman içinde ortaya çıkan Wiki Leaks belgeleri, tanık ifadeleri ve diğer veriler bunu net olarak ortaya koyuyor. Baykal’ı CHP Genel Başkanlığı Koltuğu’nda oturamayacak duruma getirdiler. Yerine Kemal Kılıçdaroğlu geldi.
Peki ne oldu?...
O operasyonun ardından farklı bir CHP ortaya çıktı. Bugün partinin en yüksek karar organı olan Parti Meclisi’nde “FETÖ’cü oldukları” gerekçesiyle üniversitedeki görevlerinden alınan iki isim bulunuyor.
Ayrıca…
Bizzat CHP’nin eski Parti Meclisi Üyesi ve İzmir Milletvekili Birgün Ayman Güler’in dudaklarından dökülen “Parti yönetimimiz inkâr etse de, 30 Mart seçimlerinde cemaatle ittifak yaptık. İllerde ve ilçelerde cemaatin çeşitli unsurlarının CHP ile yürüdüğünü hepimiz gördük”sözleri durumu özetliyor.
Bugün çok net olarak görünüyor ki…
FETÖ denilen bu yapılanma, sadece devletin içine sızmakla kalmamış. Ahtapot misali, sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler dâhil her yere kollarını uzatmış. Bunun etkileri ise halen sürüyor.
İşte o yüzden CHP ve MHP’ye yönelik kaset kumpaslarını 17-25 Aralık Yargı Darbesi, MİT TIR’ları Operasyonu, 15 Temmuz Darbe Girişimi ve diğer bütün ataklardan ayrı düşünmek mümkün değil.
Hepsi, Türkiye üzerinde oynanan oyunun birer parçası! Ülkemiz gerçekten büyük, çok büyük bir tehlikenin eşiğinden döndü.
Akşam
3 Haziran 2017
YORUMLAR
1884 kez izlendi
922 kez izlendi
1079 kez izlendi
2293 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.