Dünyayı tutan insan akıllı olmalı
Halkın başında bulunan da yürekli olmalı.
Bilgisize devlet ve mutluluk kut gelirse halk arasına fesat girer.
Bu da devlet için öldürücü bir felâket olur.
Bu cümleler kadim devlet geleneğimizin mihenk taşlarıdır. Akıl ve bilgiyi kullanma becerisi bu yüzyılda daha da önemli hale dönüştü. Değişen ve gelişen dünyada yeni strateji ve yol haritaları çizmek gerekiyor. Fakat Orta Asya'dan Anadolu'ya akan kadim devletimizin iç ve dış siyasî tarihini okumak, devletimizin baki kalması açısından büyük önem arz ediyor.
Zira devlet geleneğimiz içerisinde dünya ticaret yollarının kontrolü ya da o yolların işletilmesinde rol sahibi olmak devletlerimizin ekonomik büyümesinin anahtarı niteliğindedir. Yollar aynı zamanda dış siyasetimizde "kapsayıcı (yaşatan imparatorluk) devlet" olmamıza ve tüm dünyayı kucaklamamıza neden olmuştur.
Dünya ticaret yolları içerisinde; kürk, baharat ve ipek yolları ayrı öneme sahiptir. Bu yolları kontrol eden milletler sözün sahibi olmuşlardır. Bu yollar, devletleri imparatorluk; milletleri bilge toplum haline dönüştürmüştür.
Hangi coğrafyada devlet kurduğumuzun ehemmiyeti yoktur. Çünkü yolların önemi kurulacak devletlerin DNA kodlarında yazılıdır ve onu uygulamaya başlarlar. Hemen bir örneklemle destekleyelim.
Türklerin Anadolu'da, 1071 Malazgirt Savaşından sonra kurdukları en güçlü devlet olan Selçuklular, özellikle Gıyaseddin Keyhüsrev Dönemi ile birlikte mevcut yolları işler hale dönüştürüp yeni yollar da inşa etmiştir. Bu yollar kuzeyden güneye, doğudan batıya tüm Anadolu'yu kapsamıştır. Bununla da yetinmeyen Gıyaseddin, yolların aktif çalışmasını artırmak için dünyanın ticaret partnerleri ile iktisâdi anlaşmalara imza koymuştur. Bu süreç Anadolu insanının ve devletinin müreffeh bir hayat sürmesini sağlamıştır. Aynı zamanda kültürel iktidarımızın bu coğrafyalarda devamını sağlamıştır.
İçimizden bazıları, diyeceksiniz üzerinden nerdeyse 1000 yıl geçti. Her şey değişti. Artık yollar mı kaldı... Uzayıp giden benzer cümleler.
Ama görüyoruz ki, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde Çin'in ipek yolunu canlandırma teşebbüsü ve kapsayıcı bir dış siyaset gütmesi, dünya iktisâdi hareketlerini başka bir boyuta taşıdı. ABD ve diğer güçler Çin'in bu hamlesine karşılık verseler de Çin, ipek yolunu yeniden canlandıracak.
İpek Yolu artık sadece kara yolu hüviyetinden çıkarılmış; deniz, hava ve en önemlisi dijital iletişim sağlanması noktasında bir görev üstlenmiştir. Türk dış siyaseti bu gelişimi çok iyi görmüştür. Anadolu'nun her coğrafyasını kara ve hava yolları ile birleştirmiş, limanlarımızın güncellemelerini yapmıştır. Biz yeniden yolun ve yolcuların ev sahipliğine hazırız.
Bu durum dünya ticarî aktörlerini rahatsız etmiş olmalı ki, Doğu Akdeniz vb. problemlerle ülkemizi oyalamaktalar ve İpek Yolu'nun nimetlerinden faydalanmak için zaman kazanmaktalar. Devlet aklı bu okumayı çok iyi yapmalı, yol haritasını iyi çizmelidir. Burada hükümetten muhalefete kadar herkese görev düşmektedir.
2000 yıldır Türk devletlerinin kaderini çizen yollar, şimdi yeniden bizim kaderimizi çiziyor. Yolda hem bekleyen hem yolcu olmaya hep beraber hazırlanmamız gerekiyor. Unutmayalım ki devletimizin yeniden ekonomik, siyasî ve kültürel olarak dünyada söz sahibi olmasının tek tariki budur.
Dünyaya yeniden doğru imparatorluk ve bilge toplum örneği olmaya talibiz.
Tavsiyemiz bizi savaş meydanlarına çekmeyin, eski kahramanlıklarImızı size hatırlatmaktan zevk alırız.
Devletin en etkin iletişim yolları ile bu süreci anlatması temennisiyle...
Saygılarımla
Hiç yorum yapılmamış
1876 kez izlendi
920 kez izlendi
1072 kez izlendi
2291 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.