EĞİTİM

Uçtaki Adam : Yeni Erdoğan’lar yetiştirecek İmam Hatipler

Tarih
23 Nisan 2019
İzlenme
Kişi
Yazar
Uçtaki Adam

Eğitim, siyasetin istenilen insan tipini yetiştirmek için kullandığı bir araç olduğu gibi toplumlardaki din ve din eğitimi hassasiyeti de siyaseten kullanılabilmektedir. Türkiye’de din eğitiminin ve din eğitimi veren kurumların tarihsel gelişimi de Türk siyasi tarihinde yönetime gelenlerin dini ve siyasi duruşu göz önüne alınarak değerlendirilmelidir.

Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda kurucu irade ve laikliğe duyarlı çevreler tarafından batılılaşma sürecini hızlandırma fikrinin etkisi ve rejime aykırı insan tipi korkusu sebebiyle ‘din olgusunun geri kaldığı ve bilimle ters düştüğü’ iddia edilmiştir. Kurucu irade, cumhuriyet rejimini güçlendirmek adına dinin toplumun merkezinden çıkarılması gerektiğini düşünmekteydi. Din olgusunun toplumsal hayatın merkezinden çıkarılmaya başlandığı cumhuriyetin kuruluşu sonrasında toplumun tepkisini çekmeden, yumuşak bir geçişle din eğitimi veren kurumlar yok oluş sürecine girmiştir.

 Din aracılığıyla bazı ideolojilere karşı mücadele verilmesi gerektiği inancından mı yoksa iktidarı zorlayan rakiplere karşı siyasi konumu korumak amacıyla mı bilinmez 1940’ların sonlarında siyasi irade bu konuda bazı adımlar atmıştır. 1950’lerde yumuşak bir geçişle tekrar varoluş ve 1960’lı yıllardaki yükseliş süreçlerini yaşayana kadar din eğitimi veren kurumlar bir nevi yok olmuştur denilebilir.

İşte Tayyip Erdoğan’ın İstanbul İmam Hatip Okulu‘nda okuduğu dönem de, Cumhuriyet tarihimizde belki de imam hatiplerin en donanımlı dönemlerinden olan yükseliş dönemi yaşadığı yıllara denk gelmektedir. Öyle ki İmam Hatipler hem fen bilimleri, sosyal ve beşeri bilimler alanlarında hem de dini ilimler alanında en iyi eğitimi veren en nitelikli okullar olmasıyla övünülen okullardı.

farz-ı misal

Cumhuriyet tarihinin bazı dönemlerinde din eğitimi veren kurumlara yönelik bazı adımlar atılmıştır; yeterli sayıda öğretmen olmamasına, okul binası ve öğrencilerin barınma sorunu olmasına rağmen aniden çok sayıda imam hatip okulunun açılması kurumların çeşitli sorunlar yaşamasına sebep olmuştur. Söz konusu dönemde çok sayıda okulda fıkıh, kelam, akaid, tefsir gibi dersleri matematik, edebiyat vb. farklı branş öğretmenlerinin yürüttüğü okullar olmuştur. Sonuç olarak imam hatipler o dönemde birçok yönüyle kuruluş amacından sapmış ve din adamı yetiştirmekten çok dindar nesil yetiştiren kurumlar haline gelmiştir.

Geçmişteki aksaklık ya da yanlışlıklar benzerleriyle maalesef son yıllarda da karşımıza çıkıyor. Örneğin Ege’de bir ilçe imam hatip ortaokuluna birçok branştan öğretmen atanıyor. İlçe milli eğitim müdürlüğü; bakanlığa öğretmen talebinin gönderildiğini ama okul binasının olmadığını ve öğrenci sayısı tamamlanmadığı için okulun açılamadığını söylüyor. Branşlardan ataması yapılan öğretmenler ilçede öğretmen eksiği bulunan ilkokullara ve köy okullarına görevlendiriliyor. Şimdi burada öğretmeni olmayan öğrencinin hakkını da arayabilirsiniz, yüksek puanla ilçe tercihi yaptığı halde köye görevlendirilen öğretmeninkini de! Ya da ilçedeki diğer okullarda öğretmen ihtiyacı varken imam hatip okuluna tam kadro atama yapan yetkilileri de eleştirebilirsiniz. Ama önemli olan yapılması gerekeni sorgulamaktır.

velhasıl

Günümüzde imam hatiplere pozitif ayrımcılık yapılması, diğerlerinden üstün ve ayrıcalıklı bir ‘imam hatipli kimliği’ oluşturularak ihtiyaçtan fazla sayıda imam hatip açılması, imam hatipleri gözde hale getirme çabası işin ucunu bazı yanlışlara götürmektedir. Din eğitiminin toplumda hak ettiği önemi ve itibarı kazanması istenilebilir. Fakat unutulmamalıdır ki imam hatip okulları birer meslek okuludur ve meslek okulu çizgisinde yönetilmesi gerekir.

Ne mi yapmalı? Ülkedeki eğitim politikalarının siyasi yönetime bağlı olarak sürekli değişmemesi ve hak ettiği kaliteyi her dönemde yakalaması için siyaset üstü bir yaklaşımla eğitime milli bir bakış açısı getirmeli ve eğitimi tarafsızlaştırmalıyız. Yani her kesimin ihtiyaçlarına cevap veren ve yönetimin görüşüne göre değişmeyen, bilimsel bilgiye dayalı bir yaklaşımın olması gerektiği toplum tarafından içselleştirilmelidir. Eğitime bu bakış açısı gelmedikçe dönemsel farklılıkların kölesi olacağımız ve bunun olumsuz sonuçlarından kendi kendimize etkileneceğimiz aşikardır.

İşte Türk milletini yönetecek Yeni Erdoğan’ları yetiştirecek okullar, ulusun ortak değerlerine saygılı, toplumun genetiğini iyi tanıyan, dini ve beşeri hassasiyetlerine hâkim bireyler yetiştirmelidir. Bugünün İmam Hatiplerinin yarının Erdoğanlarını yetiştirmesi isteniyorsa tarihsel geçmişi de göz önüne alınarak İmam Hatiplerin bu bakış açısıyla dizayn edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde Yasin-i şerifi makamıyla okuyan ve İslami kimliğini ön planda tutan Anadolu yiğidi bir devlet başkanını bağrından çıkaracak yani geleceğin Erdoğanlarını yetiştirecek İmam Hatiplerin var olması mümkün görünmemektedir. Saygılarımla.


YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR
SESLİ MAKALE YAZARLARI

Copyright © 2020 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;