GÜNCEL

Muhsin Kızılkaya : Hendekte çırpınmak!

Tarih
31 Aralık 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Muhsin Kızılkaya

DTK’nın hafta sonu Diyarbakır’da yaptığı toplantının sonuç bildirgesinde “demokratik bir anayasadan” söz edilmiş olmasına bakmayın siz; toplantıdan çıkan en önemli sonuç, “özyönetim ilanlarına” ve “hendeklere” verilmiş tam destektir.

Gerisi teferruattır.

İki yıl süren çözüm sürecinde, “demokratik özerklik”, “özyönetim” gibi kavramları hiç tartışmaya açmayanlar, nedense beş ayda 200’e yakın kişinin ölümüne, resmi tahminlere göre 100 bin kişinin yerinden yurdundan olmasına, okulların kapanmasına, hastanelerin, camilerin, kültür merkezlerinin yakılmasına sebep olan “devrimci halk savaşı” gelip kendilerinin kazdığı “kan dolu hendeklere” düşünce, ağızlarındaki baklayı çıkardılar: “Burayı bize verin, biz yönetelim!”

Kafası karışık birileri tarafından yazılan uzun metin “ekolojiden”, “kadından”, “gençlikten”, “sağlıktan”, “eğitimden”, “dilden”, “ulaşımdan”, “trafikten” ve hatta “çiftçiye hibe desteğinden” bile bahsediyor. Bunları madde madde sıralamışlar. Türkiye “demokratik bir anayasa yaparak” saydıkları bütün o maddeleri yerine getirip o bölgeyi kendilerinin “özyönetimine” terk ederse her şey hallolacak.

Yani gençler o zaman, kendilerinin deyimiyle “yerel demokrasiyi inşa etmek üzere” girdikleri hendeklerden çıkacak, her yer güllük gülistan olacak, “halklar” huzur ve refaha kavuşacak.

*

Metnin girişinde de Öcalan’ın bu alanda yaptığı olumlu katkılardan bahsediyor, özellikle de 2013 Nevruz’unda söylediği “Silahlar susacak, fikirler konuşacak” sözüne atıfta bulunuyorlar.

Ancak metinde, Öcalan’ı dinlemeyip, “fikirleri susturup silahları neden konuşturduklarına” dair hiçbir açıklama yok. (Olursa eğer ilk görüşmede belki de bunu Öcalan’a izah ederler!)

Devlet durup dururken bunların tepesine binmiş, onlar da “yerel demokrasiyi” savunmak için “hendeklere doluşmuşlar”.

Yaptıkları “haklı ve meşru direniş”miş ve herkesin gelip bu “direnişe sahip çıkması” gerekiyormuş.

*

Burada sorulması gereken en önemli soru şu bence:

Madem bütün sorunlar “demokratik bir anayasayla” hallolacak, madem “silahların yerine fikirler konuşacak” o halde hendeklerde ne işiniz var?

Hadi diyelim kanı kaynayan, maceracı, devrim düşü kuran Türk solcularının iteklemesiyle o gençler girdi hendeğe; siz aklı başında siyasetçiler, hafta sonu yaptığınız gibi Diyarbakır’da bir kongre toplayıp onlara şunları söyleyemez miydiniz:

“Gençler, siz durun, biz Meclis’teyiz, bu memlekette demokratik yollarla hak talep etmenin önünde hiçbir engel kalmadı, biz artık taleplerimizi özgürce ifade edebiliriz.

Siz daha çocuksunuz, yapmayın, sizin eliniz silah değil kalem tutmalı, sizin hendeğe değil, eğitim yuvasına girmeniz lazım.

Bu işlere siz karışmayın. Halk bizi seçti, kalabalık bir halde Meclis’e gönderdi, bu tür demokratik taleplerin tartışma yeri ve zemini Meclis’tir, siyaset bizim işimiz, siz durun hele, sıra bizde.”

Bunları söyleyeceklerine tam tersini yapıp “hendekleri” “şanlı direniş” yöntemi olarak lanse ettiler. Hatta onları teşvik bile ettiler.

Kendi çocuklarından esirgedikleri bir davranış biçimini, başkasının çocuklarına reva gördüler.

Madem “hendeklere girmek” “meşru ve haklı bir direniş” yöntemiydi, o hendeklerde neden hiçbirinizin çocukları yok?

O hendekler bir “direniş” yöntemiyse, sizin oturduğunuz lüks sitelerin önünde neden yoklar?

Madem hendek kazarak Kürtleri özgürleştireceksiniz, neden kendiniz o hendeklere girmiyorsunuz?

15 yaşında çocukların eline silah verip onlara methiye düzmek mertlik midir?

Onların kanı üzerinden elde edeceğiniz “özyönetimin” laneti, yakanızı bırakır mı sanıyorsunuz?

Yönetim, insan hakları, insan haysiyetinin korunması deyince aklınıza ilk gelen silah, mayın, hendek mi oluyor?

Daha reşit olmamış çocukların eline silah, bomba, mayın ver, onları çatışma alanına sür, sonra da bir halka getireceğin özgürlükten, “özyönetimden”, “yerel demokrasiden”, “demokratik anayasadan” bahset.

Evladı öldükten sonra onu yönetsen ne olur?

Ciğeri yandıktan sonra, “al özgürlüğünü başına çal” demez mi sana?

Hem bir halk adına konuşma yetkisini kim verdi size?

Ora halkına sordun mu?

Halk sana, “Beni silah zoruyla yönetebilirsin” yetkisini verdi mi?

*

Eline silah, bomba verip hendeklere doldurdukları çocuklar için “Başka ne yapsınlar?” diye soruyorlar şimdi.

Bu ahlaklı bir soru değil.

Bu bile bile çocukları ölüme göndermektir!

Ölümü kutsamaktır!

Şiddeti meşru göstermektir!

“Demek ne yapsınlar?”

Okula gitsinler mesela...

Sizin çocuklarınız ne yapıyorsa onu yapsınlar örneğin!

*

Evet, “demokratik bir anayasa” sorunlarımızın önemli bir kısmını halleder, haklısınız.

Ama onu yapmak için görüşmeye gelecek olan Başbakan’a söylediklerinizi hatırlayın hele.

Yeni bir anayasa yapmak, “komedi filmlerine senaryo yazmaya” benzemez.

Bunu bilmek için, demlik demlik “kaçak çay” içmeniz gerekmez.

Habertürk
31 Aralık 2015

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR
SESLİ MAKALE YAZARLARI

Copyright © 2020 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;