Cumhurbaşkanı Erdoğan dünkü zirvenin son fırsat olduğunu ifade ederken, muhataplarını silkelemeye çalışıyordu. İdlib’deki 3.5 milyon sivilin hayatını kurtarmak adına açık ve samimi şekilde didinen bir lider vardı. Bir ateşkes kararı alınması adına iki muhatabını da kamuoyu önünde zorladı. Erdoğan’ın “son fırsat” vurgusu buna yönelikti. Astana Ruhu ile bu mesele üç ülkenin etkili dar alanında çözülürse çözülürdü.
Başkan Putin ise bu teklifi zayıf argümanlarla geçiştirmeye çalıştı. Daha önce Amerika’yı suçladığı gelişmiş SİHA saldırılarının İdlib’deki terör unsurları tarafından da yapıldığını söyledi. Öte yandan “Bu masada ateşkes ilanı için görüşecek terör örgütleri yok” dedi. Sonra uyarılmış olmalı ki, “barış görüşmelerinde terör örgütlerinin masada olamayacağını” ekleme ihtiyacı hissetti.
Sonuçta Astana sürecinin teyidi bu kritik dönemde önemli bir kazanımdı. İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin, bir sonraki zirvenin Rusya’da yapılacağını ifade etmesi de önemliydi. Çünkü bu inisiyatif, zayıf ve ikircikli BM süreçlerini uygun rotaya sokma potansiyeline sahip. Üstelik Türkiye burada karar alıcı ve uygulayıcı üç önemli devletten bir tanesi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan son bir hamleyle “terör unsurlarına silah bırakma çağrısı” yapılmasını zirve gündemine soktu. Bu hamle, zaman kazanma ve örgütlerin tasfiyesi noktasında Türkiye’ye imkân tanıyabilir. Kaldı ki, terör örgütlerinin İdlib’in güneyinde belirli noktalarda konuşlandığı, bu bilgilerin ilgili devletlerin istihbaratlarında bulunduğu biliniyor.
Rusya’nın bölgeye yerleşme konusunda son adım gördüğü İdlib’i ele geçirmeyi hedeflediği açık. Diğer bir riskli konu ise, Rusya’nın Fırat’ın doğusundaki PKK/YPG varlığından bahsetmemesi. Bu da akla ileriki süreçlerde Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda Rusya’nın ne kadar ısrarcı olacağı sorusunu getiriyor. Ruhani bu noktaya parmak bastı ama, İran’ın asıl meselesinin buradaki ABD varlığı olduğu açık.
İdlib’de oluşturulan güvenlikli bölge konseptine Türkiye’nin tüm çabalarına rağmen bağlı kalınmadı. Fiili durum bunu gösteriyor. Lakin bu şekilde, Ankara’ya farklı tasarruflar geliştirmesinin de meşruiyeti verilmiş olmaktadır.
Her halükarda, Türkiye bu işin risklerini iyi bilmekte, sahayı iyi tanımaktadır. Suriye iç savaşı gibi çetrefilli bir konuda bir günde sonuç almanın mümkün olmadığını Sayın Erdoğan da ifade etti. Rusya ve İran, Türkiye’nin bu konudaki ciddiyetini iyi analiz ederse, sahaya daha olumlu gelişmelerin yansıması da mümkün olabilir.
YORUMLAR
4458 kez izlendi
1590 kez izlendi
1074 kez izlendi
563 kez izlendi
3499 kez izlendi
823 kez izlendi
545 kez izlendi
3590 kez izlendi
2573 kez izlendi
1282 kez izlendi
1737 kez izlendi
597 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.