GÜNCEL

Fehmi Koru : Tarih ve yarının tarihi olan günümüz.. Kim kahraman kim hain? İyi niyet yeterli değil…

Tarih
29 Aralık 2018
İzlenme
Kişi
Yazar
Fehmi Koru

Kimimize göre tarihimiz ‘kahramanlar’ ile ‘hainler’ çatışmasının ürünüdür. Kimin ‘kahraman’ kimin ‘hain’ olduğu değerlendirmeyi yapana göre değişir. ‘Kahramanlar’ çoğu kez ‘hain’ ve ‘hainler’ de pek çok kişinin gözünde ‘kahraman’ olabiliyor bizde.

Oysa tarihimize başka bir gözle de bakmak mümkün. Ben öyle baktığımda, ‘hain’ denilebilecek olanların olabildiğince az, buna karşılık iyi niyetli ama beceriksiz olanların hayli fazla olduğunu görüyorum.

İyi niyetlerle yola çıkılıyor, arzu edilenin gerçekleşmesi için gayretler de sarf ediliyor, ancak bilgisizlik ve daha çok da diplomatik ve politik beceri eksiklikleri yüzünden işler beklendiğinden farklı sonuçlar doğurabiliyor. Sorumluların kendilerini farklı görüşlere kapatmaları ve etraflarını aynı frekansta insanlarla doldurmaları da tarihimizin bir başka özelliği.

Bu arada, kötü niyetli iç ve dış unsurların devrede bulunması da yanlış sonuçlar alınmasında rol oynayabiliyor.

O unsurlar iyi niyetlilerin bilgisizlik ve beceriksizliğini ülkenin aleyhine kullanıyorlar.

Önce günümüze bakalım

Şaşıranlarınız olabilir, ama ben bu sonuca, yalnızca tarih okumalarımdan değil, bugünlerde yaşananlara ve özellikle bizden çok başka ülkelerin aldıkları tavırlara bakarak varmış bulunuyorum.

Rusya’nın Putin’i, Fransa’nın Macron’u, ABD’nin Trump’ı gözümü açan figürler…

 

Henüz yaşadıkları için kendilerinden ‘tarihi’ diye söz etmek mümkün değil, ancak gözünüzü yumar ve bugünlerde yaşananları çok ileri günlerde bir tarih kitabından okuduğunuzu tahayyül ederseniz, bu isimler sizlere de ‘tarihi şahsiyetler’ olarak gelebilirler.

Bizim açımızdan hepsinin ortak özelliği, ülkemizi ve ülkemizin geleceğini etkileyebilecek kişiler olmaları…

Donald Trump NATO’da müttefikimiz ABD’nin başında… Vladimir Putin müttefik aranıyorsa bizim için en güvenilir müttefikin Rusya olduğu iddiasıyla yanı başımızda yer alıyor… Emmanuel Macron ise yalnızca ülkemizin AB içerisinde yer almasını istemediğini alenen belli eden açıklamalarıyla değil, aynı zamanda halkını sokaklara döken yanlış politikalarıyla da bir etki unsuru…

Ne kadar iyi niyetli bir yönetim kadrosuna sahip olursak olalım, böyle ülkelerin etkileme gücüne sahip olduğu olaylarla baş edebilmek için iyi niyetli olmanın yetmeyeceğini, bilgi ve beceri noksanlığı söz konusuysa arzularımızın kursağımızda kalacağını da bilmemiz gerekiyor.

Şimdi tarihimize bakabiliriz

Kimimize göre, Osmanlı’nın sonunu getiren İttihat ve Terakki Partisi (İTP) ve onun yanlış politikalarıydı. İTP’nin yönetici kadrosunu teşkil eden üç paşalar ‘hain’ idiler ve sorumluluk taşıdıkları dönemde aldıkları yanlış kararlarla imparatorluğun tarihe karışmasına yol açtılar.

Osmanlı İmparatorluğu tarihe karıştığına ve buna yol açan süreçte İTP kadrosu iş başında bulunduğuna göre bu tezi doğru kabul edebilir ve o kadroyu ‘hainler’ olarak tanımlayabiliriz. Nitekim sırf bu tezi savunmak için yazılmış çok sayıda ‘tarih’ iddialı kitap bulabilirsiniz.

Peki ya bu insanlar, İTP’de toplanan dönemin aydınları, onlar namına politikalar üreten üç paşa, ne yaptılarsa onu iyi niyetle yapmışlar, ancak dönemin önemli ülkelerinin gücünü ve hedeflerini doğru okuyacak bilgilerle donanmış olmadıkları ve beceri açısından da noksanları bulunduğu için yanlışlara sürüklenmiş olmasınlar?

 

 

Bugünün ABD’sinin yerine İngiltere’yi koyduğunuzda o dönemin önemli ülkeleri İngiltere, Fransa ve Rusya’nın karşısında Osmanlı’nın pek az manevra kabiliyeti olduğunu anlayabiliriz.

Savaşa katılmamak da bir yoldu, ama o zaman da Almanya’nın bazen tatlı bazen acı dili o yolu tıkıyordu.

[Çok daha farklı bir ortamda patlak veren bir sonraki savaşta -İkinci Dünya Savaşı’nda- Türkiye tarafsızlığını koruyabildi, ama bunu ne kadar zor sağlayabildiğini unutmamak gerekiyor.]

Ne demek istiyorum?

Şunu: Tarihi ve yarın tarih olacak günümüz olaylarını değerlendirirken insanlara ‘hain’ ve ‘kahraman’ yaftasıyla yaklaşmak yerine daha farklı ölçülere sahip olmamız gerekiyor. Sadece bizler gibi gelişmeleri etkileme gücü bulunmayan, yaşananları uzaktan izleyenlerin değil, olaylarla bire bir karşı karşıya kalan kadroların da ‘‘Aldığımız kararlar iyi niyetimizin eseri, ancak acaba onları alırken eş-zamanlı muhataplarımızın hedeflerini öngörebiliyor ve birkaç hamle sonrasını da hesabımıza katabiliyor muyuz?’’ diye düşünmeleri şarttır.

 

İttihatçılar uzun bir süre başlar üstünde tutuldular; Mehmet Akif, Süleymaniye Kürsüsü’nde şiirinde ‘‘Bir de İstanbul’a geldim ki, bütün çarşı pazar / Naradan çalkalanıyor / Öyle ya hürriyet var’’ diye anlatır o günleri…

Ancak üç paşaların üçü de sürecin sonunda iyice gözden düştüler.

Tarihe farklı gözle bakmakta yarar var.

ΩΩΩΩ

Şu günlerde vefat yıldönümü vesilesiyle sıkça anılan Mehmet Akif merhumun o günleri anlatan şiirinin ilgili bölümünü meraklıların ilgisine sunarım. Okuyun bakalım, size neler ve hangi dönemi düşündürecek:

Süleymaniye Kürsüsü’nden

 

Bir de İstanbul’a geldim ki: bütün çarşı, pazar

Naradan çalkanıyor, öyle ya… Hürriyet var!

 

Galeyan geldi mi, mantık savuşurmuş… doğru:

Vardı aklından o gün her kimi gördümse zoru.

 

Kimse farkında değil, anlaşılan, yaptığının;

Kafalar tütsülü hulya ile, gözler kızgın;

 

Sanki zincirdekiler hep boşanır zincirden,

Yıkıvermiş de tımarhaneyi çıkmış birden!

 

Zurnalar şehr ahalisini takmış peşine;

Yedisinden tutarak ta dayanın yetmişine!

 

Eli bayraklı alaylar yürüyor dört keçeli,

En ağır başlısının bir zili eksik, belli!

 

Ötüyor her taşın üstünde birer dilli düdük.

Dinliyor kaplamış etrafını yüzlerce hödük!

 

Kim ne söylerse, hemen el vurup alkışlayacak

-Yaşasın

-Kim yaşasın?

-Ömrü olan.

Şak! Şak! Şak!

 

Ne devairde hükümet, ne ahalide bir iş!

Ne sanayi, ne maarif, ne alış var, ne veriş.

 

Çamlıbel sanki şehir, zabıta yok, rabıta yok;

Aksa kan sel gibi, dindirecek vasıta yok.

 

‘Zevk-i hürriyeti onlar daha çok anlamalı’

Diye mekteblilerin mektebi tekmil kapalı!

 

İlmi tazyik ile ta’lim, o da istibdad

Haydi öyleyse çocuklar, ebediyyen azad.

 

Nutka gelmiş öte dursun hocalar bir yandan…

Sahneden sahneye koşmakta bütün şakirdan.

 

Kör çıban neşterin altında nasıl patlarsa,

Hep ağızlar deşilip, kimde ne cevher varsa,

 

Saçıyor ortaya, ister temiz, ister kirli;

Kalmıyor kimseciğin muzmeri artık gizli.

 

Dalkavuk devri değil, eski kasaid yerine

Üdebanız ana-avrat sövüyor birbirine.

 

Türlü adlarla çıkan namütenahi gazete,

Ayrılık tohumunu bol bol atıyor memlekete.

 

İt yetiştirmek için toprağı gayet münbit

Bularak fuhş ekiyor salma gezen bir sürü it

 

Yürüyor dine beş on maskara, alkışlanıyor,

Nesl-i hazır bunu hürriyet-i vicdan sanıyor.

yazının kaynağı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YORUMLAR

  • Namyelüs

    30 Aralık 2018 11:39
    0 0
    Yerel seçim öncesi bazı muhalefet liderleri ile GİZLİ görüşmeler yapan eski bir cumhurbaşkanına ne diyeceğimizi de düşünmeni sağlık veririm.
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2019 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;