GÜNCEL

Ahmet Kekeç : Pensilvanya akademisinin mümtaz Profesörleri

Tarih
17 Eylül 2014
İzlenme
Kişi
Yazar
Ahmet Kekeç
17 Eylül 2014...Dünkü yazımda “Profesör” diye ismini kodladığım “Bonzai uzmanı” akademisyen, Prof. Dr. Ayhan
Aktar’dı...
Hayır, tekrar aynı konuya girmeyeceğim.
Profesör Aktar’ın sabuklamalarına cevap vermek bile gerekmiyordu aslında. Kendi kendini rezil eden ve süreç içinde kendi kendini imha edecek birtakım açıklamalar, birtakım afakî sözler...
Hele şu satırlar: “Kabataş-Üsküdar motorların çalışması yasaklandı. Ben 1970’lerde öğrenciyken motorlar sabaha kadar çalışırdı. Kamu idaresi diyor ki sen Beyoğlu’na gideceksen en geç 01.00’de eve dön. Bunlar çok ufak numaralar...”
Demek istiyor ki, “Motor seferleri 00.01’den sonra yasaklandığı için gençler Bonzai’ye yöneliyor...”
Neresine cevap vereceksin?
Evet, gerçekten de bunlar çok ufak numaralar Sayın Ayhan Aktar; nelere tamah ettiğinizi göstermesi açısından da “ibretlik” numaralar.
Profesör Aktar böyle der de, uzmanlık alanı tarih olan ve Ermeni meselesi konusunda hatırı sayılır çalışmalarla imza atmış Profesör Taner Akçam (ki, dostumdur), geri kalır mı?
Hemen desteği çakmış sosyal medya aracılığıyla: “Ayhan Aktar doğru söylüyor. Ufak tefek ayak oyunlarıyla çaktırmadan insanların içki içmesine, eğlenmesine karışırsanız o da size Bonzai olarak döner...”
Bir kere, Ayhan Aktar doğru söylemiyor... Yalan söylüyor.
Esasında ikisi de yalan söylüyor...
Değerli Taner Akçam ve değerli Ayhan Aktar... Yalan söylediklerini bile bile, bu “ufak tefek numaralara” tamah ediyorlar... Alakasız bir “sonuç”u, alakasız “neden”e bağlama konusunda müthiş mahirler. Ve “indirgiyorlar...” Bilim adamı rikkatinden ve özeninden uzaklar.
Hele Taner Akçam... Bu satırların yazarı için hayal kırıklığıdır...
Hayır, “Fethullahçı Profesörler” demeyeceğim...
Böyle diyenlere herhangi bir itirazları olmadığını bildiğim halde, bu sıfatı kullanmak istemiyorum. Kendilerini düşürmüşler düşürdükleri kadar... Ekstradan yaftalamanın gereği yok.
Fakat merakımı da mucip olmuştur hep:
Profesörlerimiz, bir “dikey hiyerarşik” örgütlenme olan (doğal olarak böyle olan) ve kapalılığı düstur edinmiş (doğal olarak “kapalılığı” düstur edinmiş) Fethullah Gülen cemaati hakkında neden “sorgulayıcı” bir merak içinde olmazlar?
Hadi, yazı yazdıkları mecraları ürkütmemek adına, güncel cemaat tartışmasına duhul etmiyorlar diyelim... Bir engel varmış gibi, “alabildiğine içebilme” özgürlüğünü savunan bu arkadaşlar, aynı zamanda dini bir örgütlenme olan ve dinsel yasaklar konusunda hassa geliştirmiş cemaatte, içebilme özgürlükleri konusunda nasıl bir “karşılık” buldular?
Profesörlerimiz, bilebildiğim kadarıyla, “birey” konusunda çok hassaslar...
En büyük hülyaları, demokratik Batı ülkelerinde olduğu gibi, bireyin özgürce kendisini gerçekleştirebilmesi/kendisini gerçekleştirebileceği demokratik bir vasatın egemen kılınması ve “tartışma kültürünün” kurumsallaşması...
Dikey hiyerarşik bir “yapı” içinde bu ne kadar mümkündür?
Mümkün müdür?
Bir “din” iddiasının (yani yorumunun) kendisini “devletleştirdiği” vasat, ne kadar demokratiktir?
Demokratik midir?
Bu sorular, cemaatin operasyon gazetesinde “demokrasi, özgürlükler, birey, AB standartları” diye atıp tutan Profesör Murat Belge için de geçerlidir...
Hasan Cemal, Mehmet Altanve Cengiz Çandar gibi, bir “tür”e dahil edebileceğimiz ve sadece “kötülük” üreten isimleri muaf tutuyorum...
Müktesebatlarıyla sınanmayı bile hak etmiyorlar.
Bırakalım, “çıldırıp” dursunlar.
Star

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2019 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;