GÜNCEL

Ahmet Kekeç : Paralel yapının bize yaptığı ‘iyilikler’

Tarih
16 Aralık 2014
İzlenme
Kişi
Yazar
Ahmet Kekeç

16 Aralık 2014

Nedim Şener gözaltına alındığında, “Tanıdığım Nedim...” diye başlayan bir yazı yazmış ve “darbecilik” isnadının haksızlık olacağını söylemiştim. 

Gözaltına alınmadan birkaç gün önce de bir telefon görüşmesi yapmıştık. Bir belgede ismi geçiyormuş...

Nedim, Oda TV soruşturmasına mesnet teşkil eden bu belgeden dolayı Soner Yalçın’a kızgındı. “Soner’i mahkemeye vereceğim” diyordu. O belgenin Soner Yalçın ve ekibi tarafından imal edildiğini düşünüyordu.

İşin kötüsü, ben de, bizler de böyle düşünüyorduk.

Böyle düşünüyor olmamız, Soner Yalçın ve arkadaşlarının gözaltına alınmalarını desteklediğimiz anlamına gelmezdi.

Nitekim gözaltı hadisesini müteakip, gazetecilik anlayışını beğenmediğim, dahası “tehlikeli ve zararlı” bulduğum Soner Yalçın’a reva görülenleri eleştiren bir yazmış, darbeciliğe değil, bu arkadaşların gazeteciliklerine odaklanılması gerektiğini söylemiştim. Ama bu “gazetecilik anlayışı” gözaltını, hele tutuklanmayı gerektirmiyordu.

Bir başka yazımda da şunları söylemiştim: “Erken konuşmak istemem ama Soner Yalçın’ı bu örgütle (Ergenekon’la) organik ilişki içinde gösteren ve hukuken ‘suç’ teşkil edecek somut kanıtlar ortaya konulmadığı sürece, soruşturmanın ‘son halkasına’ (basın ayağına) karşı mesafeli duruşum devam edecektir.”

Bizi mesafeli durmaya icbar eden “duygu” neydi?

Niçin bu davalarla (Balyoz ve Ergenekon davalarıyla) ilişkimizi kesmiş, neredeyse son dört yıldır kalem bile oynatmıyorduk?

MİT soruşturması bazı şeyleri açığa çıkardığı için mi?

Bizi heyecanlara gark eden darbe soruşturmalarının altında başka bir hesabın görülmekte olduğu (darbe soruşturmalarını bahane eden bir yapının kendisine devlet içinde alan açmaya çalıştığı) kuşkusu, artık “kuşku” olmaktan çıktığı ve somut bilgi haline dönüştüğü için mi?

Belge imal etmek ve insanların hayatını karartmakla maruf paralel yapı, 17 ve 25 Aralık girişimleriyle kendini ele verdiği ve kabak gibi ortaya çıktığı için mi?

Bu sorular çoğaltılabilir.

Hepsine verilecek cevap aynıdır: “Evet...”

Mahir Kaynak, bir yazısında (mealen) şöyle diyordu, “Bir gün birileri çıkıyor ve darbelerle hesaplaşarak bize büyük bir iyilikte bulunuyor. Biz niçin bu iyiliğin yapıldığını bilmiyoruz. Bu iyiliğin arkasından ne geleceğini de merak etmiyoruz. Konuştuğumuz şey, sadece bize yapılan iyilikler...”

Kamuoyu Ergenekon ve Balyoz davalarına kilitlendiği için, bize yapılan bir başka iyilik (eli silahlı “Tahşiye” örgütünün tasfiye edilmesi) gözden kaçtı. Neredeyse (Ergenekon ve Balyoz’la) eşzamanlı olarak başlatılmış bu soruşturma, nedense hiç gündeme gelmedi, hiç konuşulmadı.

İddiaya göre (iddialar, genellikle paralel yapının gazete ve televizyonlarında dile getiriliyordu)El-Kaide’yle bağlantılı çok tehlikeli bir örgüt vardı ve Emniyet teşkilatımızın başarılı çalışması sonucu bastırılmıştı.

İlginçtir, bastırılan örgütün mensupları arasında çok sayıda öğretim görevlisi, emekli savcı, gazeteci ve işadamı bulunuyordu. (Değerli gazeteci Mustafa Kaplan’ın Tahşiye soruşturması nedeniyle 16 ay cezaevinde tutulduğunu yeni öğrendim. Benim suçum. Ya da algı oluşturmakla maruf paralel yapının başarısı. Korkulur bu adamlardan...)

Peki, bu çok tehlikeli örgütün silahları neredeydi?

Pardon, silahları yokmuş...

Bir örgüt mensubunun evinde iki adet el bombası bulunmuş, bu bombaların üzerinde de örgüt evinde arama yapan üç polis memurunun parmak izi tespit edilmiş.

Bizi çok tehlikeli Tahşiye örgütünden kurtararak iyiliklerine iyilik ekleyen Emniyet teşkilatımızın bazı mümtaz simaları ve bazı gazeteciler, “hayali örgüt kurmak ve masum insanlara cürüm atfetmek” suçlamasıyla önceki gün gözaltına alındılar.

Soner Yalçın olayında olduğu gibi, kimseyi peşinen suçlamak istemem.

Fakat konuşmamız gereken konu şu:

Bir yayınevi (Tahşiye Yayınevi) etrafında kümelenen insanlar, bir süre önce, ancak “teoloji”nin alanına gerebilecek bir tartışma başlatmışlardı ve Fethullah Gülen grubunun din anlayışını sorguluyorlardı.

Bu teolojik tartışma Emniyet teşkilatımızın mümtaz simalarını ne ilgilendiriyordu?

Bazı gazeteleri ve gazetecileri ne ilgilendiriyordu?

Dizi yapımcılarını ne ilgilendiriyordu?

Savcıları ne ilgilendiriyordu?

Hâkimleri ne ilgilendiriyordu?

Mütemadiyen bize iyilik yapıp duran ve “iyilik uğruna” yatak odalarına bile giren paralel yapının “iyilik meleği” rolünü konuşmamız gerekiyor.

Ki, bu rol, icabı halinde “hükümet darbesine” bile yönelebilecek örgütlü bir yapıya işaret ediyor.

Star

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2019 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;