SİYASET

Ahmet Kekeç : Hocasının gazetesi

Tarih
31 Mayıs 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Ahmet Kekeç

31 Mayıs 2015

Hiç kusura bakılmasın... MİT TIR’larına yapılan baskın, devletin güvenliğine yöneltilmiş ağır bir saldırıdır ve suçtur.

Daha da ötesini söyleyeyim, bir “casusluk suçu”dur bu.

Mahut saldırı, paralel örgütle mücadele çerçevesinde soruşturuluyor ve kuvvetle muhtemel bir yargılamaya konu edilecek ama asıl mesele “daha da ötesi” dediğim şey...

Daha da ötesinde, casusluk faaliyeti vardır ve girişim sahipleri suçüstü yakalanmışlardır.

Bir yabancı (düşman) istihbarat ajanı hangi muameleye tabi tutuluyorsa, bu baskına karar veren “odak”la, bu baskını gerçekleştiren güvenlik ve yargı elemanları da o muameleye tabi tutulmalıdır.

İstihbarat örgütü, adı üstünde, “istihbari” faaliyette bulunur.

İcabında operasyon yapar.

İcabında “casusluğa karşı koymak” için, hedef olarak seçilmiş birimlere ajanlarını yerleştirir. (KCK örgütü içine yerleştirilmiş haberciler, paralel savcılar eliyle deşifre edildi. Bu suçu da işlediler.)

İcabında, bir yerden bir yere sevkıyat yapar...

Bütün bu faaliyetler gizlidir ve bir kanuna istinat eder. Bu gizliliği “faş” etmek ve (“yargı denetimi” kılıfıyla) devletin operasyonel gücünü zaafa uğratmak suçtur. İstihbarat örgütünün faaliyetlerini denetleme görevi, sadece Başbakanlığa ve Milli Güvenlik Kurulu’na aittir.

Hiçbir devlet, milli güvenliğine yöneltilmiş bu nevi operasyonlara izin vermez.

Benzeri hareketi CIA örgütüne yapamazsınız...

İntelligence Service’e yapamazsınız...

MOSSAD’a yapamazsınız...

Bırakın buna cüret etmeyi, böyle bir şeyi aklınızdan bile geçiremezsiniz. Canınıza okurlar...

Dolayısıyla, bu baskına karar veren “odak”la, bu baskını gerçekleştiren güvenlik ve yargı elemanları “casusluğa teşebbüs” suçundan yargılanacaklardır.

Bitmiştir...

İşin Can Dündar ve Cumhuriyet gazetesi boyutuna gelince...

Bu gazete, bir süredir, darbeyle suçlanan paralel savcılara mikrofon uzatıyor. Adeta onları aklama misyonuna koşulmuş durumda.

Öncesinde de yasadışı kayıtları ve illegal dinlemeleri çarşaf çarşaf yayınlamış, hem paralel yapının algı operasyonuna “ortaklık” etmiş, hem de gazeteciliğin olmazsa olmazlarından sayılan “özel hayatın gizliliği ve dokunulmazlığı” ilkesini çiğnemişti.

Paralel savcılara mikrofon uzatan ve bir tür “imaj düzeltme” çalışması yapan, bunda da “görülebilir” bir başarı kaydeden Cumhuriyet gazetesi, ilginçtir, paralel savcıların gadrettiklerine dönüp bakmadı bile. Bakmıyor...

Örneğin, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’e mikrofon uzatmadı. Uzatmıyor... “Celal Kara bir kısım Ergenekon sanıklarının tahliyesini istediğini söylüyordu. O Ergenekon sanıkları bu duruma ne diyor?” diye sormadı. Hâlâ sormuyor. (O Ergenekon sanıklarını bulup konuşturma görevi Soner Yalçın’ın Oda TV’sine düştü. Celal Kara düpedüz yalan söylüyormuş, Can Dündar da buna çanak tutuyormuş. Celal Kara, bırakın o Ergenekon sanıklarının tahliyesini istemeyi, bilakis ağır biçimde cezalandırılmalarını savunmuş ve esas hakkındaki mütalaasını da buna göre düzenlemiş.)

Paralel örgütü aklama misyonuna koşulmuş Cumhuriyet gazetesi bir şey daha yaptı.

Daha doğrusu, yapmadı.

Erdoğanve çevresiyle ilgili bütün “yasa dışı” dinlemeleri çarşaf çarşaf yayınlayıp bu kayıtlara dayalı onlarca yüzlerce haber derleştirirken, içinde “ananas”, “rafineri” ve “tespih” geçen bir tek kayda yer vermedi.

Can Dündar, “Bir gazetecilik yapıyoruz” diyor.

Hayır, siz gazetecilik yapmıyorsunuz... “Hocasının gazetesi” mucibince sufle edilenleri yayınlıyorsunuz ve ortadaki “casusluk suçunu” hafifletmeye çalışıyorsunuz.

Star

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2019 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;