GÜNCEL

Ahmet Kekeç : Çok pis enselendiniz!

Tarih
21 Aralık 2014
İzlenme
Kişi
Yazar
Ahmet Kekeç

21 Aralık 2014

Kanal 
24’ü (Murat Çiçek ve ekibini) kutluyorum; Tahşiyecilere kurulan kumpasın “görüntülü detayını” yayınladıkları ve “basın özgürlüğü elden gidiyor” başlığı altında oynanan orta oyununa son verdikleri için. 

İzledik...

Ortada bir “basın faaliyeti” yok...

Polis bir eve giriyor ve sağa sola birtakım örgütsel dokumanlar yerleştiriyor: İki adet el bombası... Bir adet sis bombası... Mebzul miktar kitap ve broşür...

El bombalarının üzerinde, arama yapan üç polisin parmak izleri bulunuyor. (Polisler, “Eldivenimiz yırtıldı” diye ifade vermişti. Görüntülerden, eldiven değiştiren polisleri görüyoruz. Yani “yırtıldı” ifadesi külliyen yalan...)

Yine polisler, “Kamera henüz gelmemişti” diye ifade vermişti.

Birincisi, kamera gelmeden arama yapılmaz.

İkincisi, kameralar olayın başından itibaren işin içinde. Kapı açılırken, kameraman görüntü alıyor. Kanal 24’ün yayınladığı görüntüler “Kamera henüz gelmemişti” ifadesini çürütüyor.

Evde bulunan sis bombasıyla, Zir vadisinde bulunan sis bombalarının seri numaraları aynı... Bu da görüntülere yansıyor. Ayrıca, Zir vadisinde bulunan bombaların, bilmem kaç yıl önce “Ergenekoncular tarafından” gömüldüğü söylenmişti. Bilmem kaç yıl önce gömülmüş bombalar, ilginçtir (hakikaten ilginç), üç gün öncesinin tarihini taşıyan gazetelere sarılı halde bulunuyor. Peki, bu nasıl oluyor? “Basın özgürlüğü elden gidiyor” diyen arkadaşların buna bir cevabı var mı?

Şuna da cevap versinler:

Tahşiyecilerin evinde arama yapan polislerden biri, “icabı halinde silah da koyabileceklerini” bildiren bir söz sarf ediyor. “Eğer şey kalırsak, silah da var arkadaşlar...” diyor. Herhalde, “Bombalar inandırıcı olmazsa, silah da var... Onları da koyabiliriz” demeye çalışıyor.

Burada nasıl “basın özgürlüğü ihlali” var? Açıklasınlar...

Evinde arama yapılan şahıs şunları söylüyor: “Bir polis yan tarafa gitti. Bomba buldu. Sonra da ‘Bunlar Ergenekon bombaları’ diye bağırmaya başladı.”

Ergenekon bombaları oraya nasıl gitmiş olabilir?

El-Kaide’den sonra, bir de “Ergenekon-Tahşiye” ortaklığı mı kurmaya çalışıyordu kumpasçılar?

Evde ayrıca bol sayıda “yasak yayın” bulunuyor.

İlginçtir (hakikaten bu da ilginç), “yasak yayın” diye el konulan kitapların üzerinde “Tahşiye” ve “Rahle Yayınları” yazıyor...

İllegal bir örgüt, bastığı kitapların üzerine, kendi ismini koyar mı?

DHKP-C örgütü mensupları, bastıkları kitapların üzerine “DHKP-C Yayınları” ibresini mi koyuyor?

Böyle mi oluyor bu işler?

Paralel polis aklı böyle mi çalışıyor?

Hem, “yasak yayın” da nereden çıktı? Darbe dönemlerinde müsadere edilmiş 22 bin kitabın özgürlüğüne kavuştuğu bir siyasal ortamda yasak yayın da ne oluyor? Kaldı mı ki yasak yayın?

Hülasa, yakayı ele verdiniz kumpasçılar...

Hem de çok pis enselendiniz.

HAMİŞ:

Hanımefendi hâlâ “öğretici” havalarında ortaya laf yuvarlıyor. Araya Foucault ve birtakım “iletişim kuramları” sıkıştırmayı da ihmal etmiyor tabii... Bana sataştığı için (o sataştığını düşünmüyor) huzursuz...

Bu “didaktik” hanıma şunları söylemek isterim:

Karizmanızı nasıl toparlarsınız, bilemem... Bana hakaret ettiniz. Dolayısıyla, hakkınızda söylenenlere razı olacaksınız.

Dedikodu yazıları yazıyorsunuz... Hanımefendiliğinize ve hocalığınıza hiç yakışmıyor. Üstelik çok ayıp bir şey bu...

Kendinizi didaktik olmaya zorlamayın. Fena halde sırıtıyor. “Polemikçi” diye insanları küçültmekten de vazgeçin...

Bir de, mümkünse, noktalama işaretlerini “doğru” kullanın.

Star

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2019 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;