GÜNCEL

Ahmet Kekeç : Kabahat sizi o masaya oturtanda

Tarih
12 Ağustos 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Ahmet Kekeç

12 Ağustos 2015

İşinize “Erdoğan engelledi” demek geliyor... Siyasetinizi “Erdoğan nefreti” üzerine kurduğunuz için, koalisyon görüşmelerinin olumsuz sonuçlanmasını ve “bozan taraf” olarak Erdoğan isminin öne çıkmasını arzuluyorsunuz. 

Bu gerçekleşmeyecek.

Bozan taraf (son görüşmeden bir netice çıkmazsa, ki çıkmayacak), şimdiden ilan ediyorum, CHP olacak.

Çünkü CHP, AK Parti’nin temel siyasetini oluşturan konularda, mütemadiyen, “bizim çizgimize gelirseniz, bizim çizgimizi korursanız” şerhini düşüyor.

Neymiş sizin çizginiz?

Eğitim, tamamen laik olacakmış. (Yüz bulabilseler, “Andımız” uygulamasını yeniden getirecekler, yanaşık düzen eğitimini tedrisata sokacaklar.)

Laik eğitim uyarınca, ilköğretimin 1+8+4 şeklinde “kalıcı” olarak düzenlenmesini öneriyorlar. Kemal Kılıçdaroğlu bu görüşünde ısrarcı olmuş. Tabii, Milli Eğitim Bakanlığı’nı istiyor. Böylece, 28 Şubat darbesinin başaramadığı “budama” işini gerçekleştirecek, İmam Hatiplerin orta kısmını kapattıracak. İmam Hatip’leri, sadece imam ve müezzin yetiştiren niteliksiz bir meslek lisesine dönüştürecek.

Bir koalisyon kurulacaksa, bunun “laik bir koalisyon” olması gerektiğini öneren ve müstakbel ortağını “CHP çizgisi”ne davet eden Kemal Kılıçdaroğlu’nun “laiklik” umdesine göre ele alınmasını istediği konulardan biri de dış politika.

Evet, CHP “laik dış politika” istiyor.

Bunun “millî” olanını, “gayrı millî” olanını duymuştuk da, “laik” olanına ilk kez rastlıyoruz.

Peki, nasıl bir şeymiş bu laik dış politika?

Bunu sık sık Halk TV ekranlarında gördüğümüz bir CHP milletvekili şöyle açıklamıştı: “Laik dış politika, ‘yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesini benimsemiş, komşularıyla iyi geçinen, sağa sola bulaşmayan, fütuhatçı olmayan bir dış politikadır.”

Bu politikayı, hepimizin de bildiği gibi (elbette biliyoruz) Mustafa Kemal Paşa geliştirmiş. Bizi Ortadoğu batağından çıkarıp, çağdaş dünyanın bir parçası haline getirmiş. Örnek komşuluk ilişkileri tesis etmiş. Bir Osmanlı hastalığı olan fütuhatçılığa prim vermemiş. (Bu milletvekili, fütuhatçı düşünceye prim vermeyen Mustafa Kemal Paşa’nın, ölümüne yakın günlerde, aynı hastalığın pençesine düştüğünü, Hatay’ı Türkiye topraklarına katmak için komşularıyla savaş noktasına geldiğini bilmiyor... Aynı Mustafa Kemal Paşa’nın, “Gerekirse çete reisi olarak Hatay’a gider, savaşırım” demiş olduğunu da bilmiyor.)

Kemal Kılıçdaroğlu, laik dış politikayı uygulamak için Dışişleri Bakanlığı’nı istiyor elbette.

Suriye’yle iyi ilişkiler geliştirecek.

Daha doğrusu, yüz binlerce Suriyelinin ölümünden sorumlu olan Esad’ı kurtaracak. (Esad, çünkü, Amerika ve Rusya Dışişleri Bakanlarının da mutabık kaldıkları gibi, “laik özellikler” gösteriyor. Muhafaza edilmeli.)

Davutoğlu’yla görüşmelerinde “mülteciler” meselesini gündeme getirdi mi bilmiyorum ama Kemal Bey’in hedeflerinden biri de bu meseleyi “kalıcı çözüme” kavuşturmak.

Başbakan Yardımcısı (dolayısıyla Dışişleri Bakanı) olur olmaz mültecileri geldikleri yere postalayacak. Böylece, “kaynak” meselesini de halletmiş olacak. (Laik dış politika, pek mülteci kaldırmıyor. “Boraltan Köprüsü” ve “Struma” hadiselerini hatırlayalım.)

Kemal Bey başka ne istiyor?

Milli Savunma ve Adalet Bakanlıklarını istiyor.

Hadi, Milli Savunma Bakanlığı’ndan feragat edilebilir. Adalet Bakanlığı’nı katiyetle istiyor. Kafasına göre bir HSYK düzenlemesi yapacak, paralelcileri salıverecek, Gürcistan’a kaçan Zekeriya Öz ve Celal Kara’nın mağduriyetlerini giderecek.

Bununla birlikte “garanti” istiyor.

Erdoğan, asla ve kat’a hükümetin işlerine karışmayacak, burnunu Beştepe’den dışarı çıkarmayacak, “Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmek istiyorum” diye tutturmayacak, daha da önemlisi dört yıl sonraki seçimde aday olmayacak. Cumhurbaşkanını, eskiden olduğu gibi, Meclis seçecek.

Kemal Bey, AK Parti’nin bunlara “evet” demesini bekliyor.

Bir taraftan da, “Masadan kalkan taraf biz olmayacağız” diyor.

Bu işin olmayacağı baştan belliydi.

Bütün çabanız “Erdoğan bozdu” algısı oluşturmak.

Bütün o istikşaf numaralarınızın, ortada top çevirmelerinizin, uzlaşmacı ayaklarına yatmanızın nedeni bu.

Kabahat, sizi o masaya oturtanda!

Star

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR
SESLİ MAKALE YAZARLARI

Copyright © 2019 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;