Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden ile Brüksel’de yaptığı görüşme Türk-Amerikan ilişkilerinde açılan yeni sayfanın somut bir göstergesiydi. Ankara, daha önce ayrıntılarını yazdığımız refah odaklı diplomasi kapsamında ABD ile -de- sorunlarını azaltma yoluna gidiyor (Yeni Diplomasinin Şifreleri, 21 Temmuz).
Ancak tek taraflı atılan bir adım değil bu. Seçimin hemen ardından Biden’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak kutlaması, daha sonra Brüksel’de hemen bir görüşme ayarlanması, eylül ayında iki liderin tekrar buluşması için planlama yapılması ABD’nin de Türkiye ile ilişkileri onarmak için bir hayli iştahlı olduğunu gösteriyor. ABD Dışişleri Bakanı Blinken’ın mevkidaşı Hakan Fidan’ı sık sık arayarak istişarelerde bulunmasını, hatta bence akıl danışmasını da bu tabloya ekleyin.
ABD’nin yeni yöneliminin birkaç sebebi var. Ukrayna’daki savaşı ilk sıraya yazalım. Türk diplomasisi Ukrayna sınavından alnının akıyla çıktı. Bu, Ankara’nın özgül ağırlığını artırıyor. ABD aynı zamanda Türkiye’nin Rusya’ya alan açan bir pozisyonda durmasını istemiyor. (Türkiye’nin Şam’la normalleşmesine de karşı çıkıyorlar.) NATO’nun genişleme sürecinde Türkiye’nin özellikle terör konusundaki hassasiyetlerini dikkate almak zorunda olduğunu görüyor. Türkiye ile “konuşmamanın” Suriye, Libya, Dağlık Karabağ ve son olarak İsveç’in NATO üyeliği sürecinde ürettiği maliyeti fark ediyor.
ABD bunlardan hareketle yeni bir sayfa açmaya çalışıyor ancak günün sonunda ikili ilişkileri zehirleyen önemli bir konu var: ABD, PKK’ya destek veriyor. Bu konuda da ilginç bazı gelişmeler olduğunu vurgulayalım.
Örneğin.. Türkiye’nin teröristleri sınır ötesinde SİHA’larla hedef alması terör örgütünü bir hayli yıpratıyor. (Terörist Ferhat Abdi Şahin’in hedef alınması ABD ordusunda da büyük bir travma yaratmışa benziyor. Her analizde mutlaka bu konuyu gündeme getiriyorlar.) Son olarak geçtiğimiz hafta 4 elebaşının Suriye’nin kuzeyinde öldürülmesi örgüt içinde infiale neden oldu. Örgüt yöneticileri kamuoyu önünde “ABD, Türkiye’yi neden engellemiyor” diye sorguluyor. “Bizi neden korumuyorsunuz” diyorlar yani. Konu Washington’da Dışişleri Sözcüsü Matthew Miller’ın basın toplantısına bile taşındı. Miller soruyu genel ifadelerle geçiştirdi. Öte yandan ABD, PKK’ya arka kapıdan “Bu operasyonları engelleyemeyiz” mesajı verdi. ABD’nin PKK’ya verdiği bu mesajı açıklayan örgüt elebaşı Salih Müslim.
Kendi konfor ve yaşamlarını her şeyin üstünde tutan terör elebaşları için büyük bir hayal kırıklığı. Bu hayal kırıklığı örgütü yakın vadede diğer bölgesel güçlerle daha derin işbirliğine itebilir.
Biz devam edelim..
Geçtiğimiz yıl ABD’nin Suriye’deki bir üssünde büyük bir patlama meydana gelmiş, David Dezwaan isimli Amerikalı asker aleyhine ihanet davası açılmıştı. Dava geçtiğimiz günlerde düştü. Washington Post’un ulaştığı bilgilere göre iki ABD’li özel kuvvetler mensubu patlamayla ilgili İran’dan para aldığı düşünülen bazı SDG’lileri yani PKK’lıları işaret etti.
Bir başka örnek.. ABD uzun bir süredir PKK ile YPG’nin farklı yapılar olduğunu savunuyor. Gözlerimizin içine baka baka yalan söylüyorlar. Ancak artık farklı sesler de Washington’da yükselmeye başladı. Geçtiğimiz günlerde Washington merkezli düşünce kuruluşu CSIS bir PKK analizi yayınladı. Analizde “PKK, PYD, SDF arasındaki ilişki reddedilemez” denirken bir teröristin “isimler farklı olsa da tüm kapılar PKK’ya çıkıyor” itirafı yer aldı.
Hiç yorum yapılmamış
1875 kez izlendi
920 kez izlendi
1069 kez izlendi
2291 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.