Bu yaz siyâseten çok sıcak geçeceğe benziyor. Sonbaharda bugün olduğundan çok farklı bir dünyâ bizi bekliyor olabilir. Buna işâret etmemin sebebi ,mevcut dünyâ fotografına bakıp, onun ilânihâye değişmeyeceğini düşünerek siyâset üretmenin kısırlığına dikkat çekmektir.
40 Gün Savaşı’nı İran’ın kazandığı artık gün gibi âşikâr ortaya çıktı. Dargörüşlü Trump büyük bir hatâ yaparak ABD’yi İsrâil’in dümen suyunda bu savaşa sürdü ve boyunun ölçüsünü aldı. Memorandum, nihâî bir gayretle sırf ABD’yi bu belâdan kurtarmak için ABD’nin İran’a verdiği tâvizlerle yüklü. Bunlar İsrâil’i çileden çıkarmış vaziyette. İki ortak arasındaki makas giderek açılıyor. ABD bu bataklıktan ABD’yi çıkarmak için uğraşırken İsrâil onu orada tutmak için elinden geleni ardına koymuyor. Savaşın taraflarından biri olmakla berâber ne masaya oturuyor ne de masadan çıkan anlaşmaya iştirak ediyor. Tam aksine, memorandumu felç etmek için ilk maddenin hilâfına Lübnan’daki tecâvüzlerini yoğunlaştırıyor. İki taraf arasındaki atışmalar ise gırla gidiyor. Manzara çok net; Trump’ın ayakta kalabilmek için bu savaşı bitirmeye, Netanyahu’nun ise devam ettirmeye ihtiyâcı var. O zamân sorulması icap eden çok sayıda sual bizi bekliyor.
İlk ve cevâplandırılması nispeten kolay olan sual şu: İsrâil, İran’a karşı ABD olmaksızın savaşı devâm ettirebilir mi? Hayır… Eğer böyle bir şeye tevessül ederse çok ağır bir netice kendisini bekliyor olacaktır.
O zaman yeni bir sual peydah oluyor. Eğer ABD kendisini İran karşısında yalnız bırakırsa İsrâil ne yapacaktır? İran’a açıktan saldıramayacaksa, varını yoğunu Lübnan ve kısmen de Sûriye’de yürüttüğü savaşa yatırarak yoluna devâm edebilir mi? Ben bunun bir yere kadar işleyebileceğini, ama bir yerden sonra mümkün olabileceğini zannetmiyorum. İran bu işin peşini bırakmayacaktır. İsrâil Lübnan’da Hizbullah’a vurmaya devâm edecek olursa kendisini bir felâket bekliyor olacaktır. Hizbullah tam kapasite bir mukâvemetle onu karşılayacak , İran ise elindeki balistik füzeleri kullanarak bunun bedelini İsrâil’e ağır bir şekilde ödetecektir.
Bu arada bir husûsa dikkat çekmekten kendimi alamıyorum. Memorandumda Gazze’nin tamâmen devre dışı bırakıldığı görülüyor. Burada trajik bir şekilde İran’ın hakikî niyetinin test edildiği bir manzara ile karşılaşıyoruz.Demek ki o anlı şanlı Kudüs dâvâları tam bir yalan imiş. HAMAS’a vermiş oldukları destek tamâmen bir palavraymış.
Devâm edelim…Esâsen ABD ne kadar batağa battıysa İsrâi’in de en az onun kadar bu bataklıkta debelendiği görülmektedir. Bunu kendilerinin de görmekte olduğunu düşünüyorum. Evet, devâm ettirebildikleri kadar Lübnan savaşını devâm ettireceklerdir. Ama şu anlaşlıyor ki bunda ısrar ederlerse memorandum çöp olacaktır. ABD’nin bunu kaldırması çok zor görünüyor. Bu gerilimin trajik bir hâdiseyi hazırladığını düşünüyorum. Evet, bu gerilim nihâyetinde Trump ve Netanyahu’nun her ikisinin de tasfiyesiyle neticelenmeye namzettir. Hâsılı bundan sonra gerilimi iki devletin iç siyâsetlerindeki dinamiklertâyin edecek görünüyor.
ABD itibârıyla meseleyi zihnimizde yürütecek olursak ihtimâller nelerdir? Bu yaz Trump’ın bir lider olarak iktidârını aşındıracak gelişmeler yaşanırsa şaşırmamak gerekir. Bu aşınmalar, hangi senaryoya oturur bilemem, ama Trump’ın tasfiyesi ile neticelenebilecektir. Yâni, İran ile anlaşmak Trump’ı kurtarmaya kifâyet etmeyebilecektir. . İsitikbâlde , İran ile savaşmasının, Trump’ın kaçınılmaz sonunun başlangıcı olarak yazılacağını zannediyorum. Belki de bunun için Kasım seçimlerini bile beklemek gerekmeyecektır. Ankara’da yapılacak olan NATO Zirvesi’nde sonra olacakları tâkip etmek çok hayâtîdir. Trump giderse yerine büyük bir ihtimâlle Vance gelecektir. Şimdi kendimizi Cumhûriyetçi oligarşinin yerine koyarak düşünelim, Kasım seçimlerine Trump ile gitmek ile Vance gibi başından beri bu savaşa şerh düşen Vance ile gitmek arasında bir muhasebe yapmaz mısınız?
İsrâil’de bir seçim yapılacak. Burada ABD’de olduğunddan çok farklı bir manzara ile karşılaşıyoruz. İran savaşı Trump’ın kendi tabanındaki desteğini zayıflattı. Ama aynı savaş Netanyahu’nun İsrâil kamuoyundaki desteğini kuvvetlendirdi. İsrâil ulusu 1990’lardan beri hastalıklı bir ulusa dönüştü. İsrâil’in Gazze’de yapmakta olduğu soykırımı lânetleyen ve bunun üzerinden siyâset üreten kuvvetli bir muhalefet İsrâil’de nâmevcuttur. Hâsılı İsrâil’de seçimler Netanyahu için tehlike tevlid etmekten hayli uzak görünüyor.Vance-Netanyahu ikilisi arasında nasıl bir rejim işler? Bunun mümkün olamayacağını şimdiden görmek mümkün. O hâlde, Trump-Netanyahu ikilisi ya berâber ayakta kalacak yâhut, eş anlı olması gerekmiyor ama berâber gidecektir. Farzedelim ki ikili bir oyun oynandı ve ABD’de Vance , İsrâil’de ise Bennet iktidâra geldiler.Bataklıktan çıkmak için sanki “hârika bir ikili” gibi duruyorlar değil mi? İran cephesinden başlayalım. Muhtemelen bundan sonra memorandumu daha ayakları yere basar bir şekilde müzâkere etmek ve işletmek mümkün olabilecektir. Bunun yanında kesin olmamakla berâber Gazze için bir ümit doğabilir. Batı Şeria’daki yerleşimler ise, makable şâmil olmamakla berâber askıya alınabilir. Nihâyet İsrâil Lübnan’dan çekilebilir. Bu senaryoda açığa düşecek olanın , Trump ve Barrack’ın İran’ı göğüslemek için kurulmasını düşündükleri Sünnî blok olacağını düşünüyorum. Bennet pek çok hususta Vance çizgisinde seyrediyor. Ama son zamanlarda verdiği beyânatlar son derecede dikkat çekici. Bennet esas düşman İran değil Türkiye’dir vurgusu yapıyor. Bu demektir ki eğer iktidâra gelecek olursa İsrâil militarizmi için İran’ın yerine Türkiye’yi koyacaktır. Eğer bu senaryo hayâta geçecek olursa, Doğu Akdeniz yeni İsrâil yayılmacılığının sıklet merkezi olacaktır. Levant er geç yeniden karışacaktır. Ama yeni sıklet merkezinin anaforunda. Bu arada Kıbrıs ,Ege ve Mâvi Vatan doğrudan bu anaforun merkezi olacaktır. Vance idâresindeki ABD’nin bu yeni dinamik karşısında ne tepki vereceğini şimdilik kesitiremiyorum.
Hiç yorum yapılmamış
4300 kez izlendi
1515 kez izlendi
989 kez izlendi
512 kez izlendi
3471 kez izlendi
794 kez izlendi
517 kez izlendi
3558 kez izlendi
2541 kez izlendi
1251 kez izlendi
1708 kez izlendi
565 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.