YAŞAM

Serdar Tuncer : Hepsi Senin Yüzünden!

Tarih
05 Şubat 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Serdar Tuncer

Dünyada bir şeyler olup bitiyor.

Hepsi senin yüzünden!

Farkında mısın?

Senin yaptıkların ve yapmadıkların yüzünden dünyada hep bir şeyler olup bitiyor.

Suriye senin yüzünden kan gölü, Filistin'in dört yanı duvar senin yüzünden. Mülteci umutlarına mezar olan denizlerin sebebi sensin. Dünyanın bilmem hangi Afrika'sında açlıktan ölen her çocuğun sebebi sen. Türkmen Dağı senin yüzünden çaresiz. Kardeşlik kardeşlik yıkılan Sur senin yüzünden!

Türkistan'ın sancısı, Irak'ın acısı, Mısır'ın esareti, Libya, Yemen, Arakan...

Hayır!

Senin coğrafyanın ıstırapları değil sadece, New York'un sarhoşluğu senin yüzünden, Moskova'nın başıbozukluğu, Amsterdam'ın başındaki duman!

Hepsinin sebebi sensin, hepsi senin yüzünden!

Var olan her yanlışın sebebi sensin bu dünyada, olmayan her doğru senin yüzünden.

Sen diyorum sana, sen!


“Bu dünyada olup bitenlerin

Olup bitmemiş olması için

Ne yapıyorsun?”

...

Ben bir garip anneyim sadece, ben sadece bir çocuk, ben kendi halinde bir babayım sadece deme bana!

Ben ne yapabilirim, hiç deme!

Dünya sandığın kadar büyük değildir belki. Sen zannettiğin kadar küçük değilsin. Ve sebepler görebildiklerinden ibaret değildir belki.

Düşün ki Afrika'da bir anne var. Vakit gecenin bir yarısı. Yavrusunu göğsüne bastırmış. Memesinde süt yok. Bebek açlıktan ağlıyor, anne kahrından. Sabaha çıkarlar mı bilen yok.

Ve sen sadece bir garip annesin Türkiye'de.

Ne yapabilirsin?

Al kendi yavrunu kucağına, ama abdestli. Bastır göğsüne ama dilinde dualarla. Bak onun gözlerinin içine ve yakar Allah'a. Sana kul olsun bu yavrucak Ya Rabbi, de. Habib'ine ümmet, dostlarına dost olsun. Vatanına milletine hayırlı bir evlad olsun, de. Şefkati, merhameti, duayı emzir göğüslerinden. İlâhî ilâhî bir ninniyle uykuya dalsın yavrucak.

İşte tam da o anda senin dudaklarındaki ninniyi nasıl da alır bir rüzgâr. Götürür Afrika'da bir çadırın içine nasıl da bırakır, ötelerden rayihalarla. Karnı doyar Afrika'da bir bebeğin nedensiz. Uykuya dalarken aç bir bebek tebessümle, annenin dilinde hamd, yüzünde şaşkınlık, dilinde Türkiye kadar bir dua annenin.

Düşün ki Kudüs'te bir evin kapısı yıkılacak gibi çalınıyor gecenin bir yarısı. Bir çocuk uykusundan uyanıyor korkulu gözlerle. Sevmediği adamlar var evin içinde, babasını alıp götürüyorlar. Bir şeyler yapmak istiyor ama ürkmüş, ama korkmuş, başı önde...

Ve sen sadece bir çocuksun Türkiye'de.

Ne yapabilirsin?

Ders çalışmak için uyanmışsın seherden az önce. Sayfalarını karıştırırken kitabının, notlarını alırken deftere, kalbinde bir niyet var. Ya Rabbi ben bu okulu okuyorum ama kendim için değil, Efendim'in ümmetine bir faydam olsun diye okuyorum, yardımcım sen ol diyorsun. Kalem bir ibadet şevkiyle notlar alıyor deftere. Kalem, kâğıt ve el, bir oluyor. Bir dervişin elinde vecd ile dönen bir tesbih gibi şimdi kalem...

İşte tam da o anda o kalemin defterin üzerinde çıkardığı ses, buradan kalkıp Kudüs'te bir evin penceresinden içeri bak nasıl süzülür. O çocuğun önce kalbine oradan gözlerine cesaret olup nasıl da dolar. Çocuk babasıyla göz göze gelmesin mi bir de. Babanın gözlerindeki ateş o adamlara neler yapar. Anne şaşkın, baba anlamaya çalışıyor ne olduğunu, çocuğun yüzünde bir tebessüm Türkiye kadar.

Düşün ki Türkmen Dağı'nda bir baba var. Sabaha karşı. Dört bir yandan bombalar yağıyor üstüne, silahındaki son mermiyi de az önce atmış. Düşman üstüne üstüne geliyor. Gidecek yer yok. Dudağında son söz, kelime-i şehadet...

Ve sen sadece kendi halinde bir babasın Türkiye'de.

Ne yapabilirsin?

Namaz uykudan hayırlıdır nidasıyla uyanmışsın. Birazdan işe gideceksin. İşini en iyi ve tam yapmanın kullukla bir irtibatı var senin kalbinde. Sabah namazına durmuşsun. Secdeye varınca kalbine bir sızı düşüyor niyesini bilmediğin. Gözyaşların seccadeyi süslüyor, dilinde dua var kardeşlerin için. Dua dua uzayıp gidiyor secde. Başın kalkmak bilmiyor seccadeden.

İşte tam da o anda gözünden süzülen her bir damla bak nasıl da birer askere dönüşür Türkmen Dağı'nda. Kelime-i şehadete hazırlanan o adam yanı başında bitiveren bu yeni askerlerle nasıl bir cesaretle yürür düşmanın üstüne. Daha önce hiç görmediği o askerlere nasıl da muhabbetle sarılır o adam. Adamın gözlerinde bir umut, Türkiye kadar.

Bedir sabahına doğan gün şahidim olsun Suriye meselesini bir secdede çözersin sen. Filistin'in hürriyeti bir damla gözyaşına bakar, ellerini göğe bir açsan yeryüzünün bütün mazlumlarının yüzünü güldürebilirsin.

O secdeyi, o gözyaşını ve o duayı bulabildiğin gün anlayacaksın ki:

Dünya sandığın kadar büyük değil. Sen zannettiğin kadar küçük değilsin. Ve sebepler görebildiklerinden ibaret değil.

Yaptıklarınla bütün bunları değiştirebilecekken, yapmadıklarınla bütün bunların aynı kalmasının bir sebebi de ya sensen?

Sen işini savsaklayarak yaptığın için Suriye'de bir baba parçalanıyorsa bir bombayla? Sen çocuğunu Allah için büyütmedin diye Somali'de bir çocuk ölüyorsa açlıktan? Sen okulunun hakkını vermedin diye Kudüs bir hapishaneye dönüyorsa?

Denizler el kadar umutlara mezar oluyorsa, Sur, kardeşlik kardeşlik sarsılıyorsa, dünya bir yangın yerine dönüyorsa senin yüzünden?

Onun için,

Sen diyorum sana!

Sen!

Gel ve bu dünyada olup bitenlerin olup bitmemiş olması için bir şey yap!

Yenişafak
4 Şubat 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR
SESLİ MAKALE YAZARLARI

Copyright © 2020 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;