EKONOMİ

Salih Tuna : Merkez Bankası faiz ve enflasyon

Tarih
02 Eylül 2018
İzlenme
Kişi
Yazar
Salih Tuna

Yaşadığımız süreci dünyadaki ekonomik gelişmelerden bağımsız değerlendirmek elbette mümkün değil.
Likitide bolluğu dönemi artık bitti;
FED faiz artırarak piyasaya pompaladığını "emiyor" şimdi.
İlaveten, ABD ambargosu var.
Trump daha geçen gün, "Türkiye ile savaşıyoruz" dedi.
Strateji gereği biz "savaş dilini" kullanmayalım ama doğru söyledi; mesela, Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı'nı rehin tutuyorlar.
ABD'nin vergi sıkıştırmalarından Çin, ambargosundan Rusya bile o kadar etkilenmişken, "15Temmuz işgal girişimi" başta olmak üzere 2013'ten itibaren mütemadiyen ABD saldırılarına maruz kalan Türkiye nasıl etkilenmesin?
Gönül isterdi ki çok daha az etkilensin.
Ne ki Ortodoks vesayetten ve FETÖ vesayetiyle mücadele etmekten fırsat bulup da Özal'ların Kemal Derviş'lerin (ülkemize özgü koşulları savsaklayarak) yerleştirdikleri sistemin "kırılganlıklarını" teşrih masasına yatıramadık!

***

Dilim döndüğünce 2016'dan beri sistemin "kırılganlıklarına" dikkat çekmeye çalışıyorum.
Çapraz okumaların yanı sıra ekonomi alanında çok iyi eğitim almış arkadaşlarla yaptığımız sohbetlerden çıkan sonucu da sizlerle fırsat buldukça paylaşıyorum.
Çaremizin hülasası 3 kelimeden ibarettir:
Tasarruf, üretim, ihracat.
Sistemin temel dinamiklerini eleştirme hakkımızı mahfuz tutarak, sürdürelim.

***

Merkez Bankası deyip geçmeyin...
ABD'de yüksek enflasyonun belini kıran, Nixon tarafından 1979'da FED Başkanlığı'na atanan Paul Volcker'dı.
Yüzde 13.5 olan enflasyonu indirmek için yüksek faiz politikasını benimsemişti.
O kadar ki 1981'de FED faizleri yüzde 20'yi bulmuş; haliyle de işsizlik artmış, likidite sıkışıklığı kaçınılmaz olmuştu...
Eleştirileri tahmin ediyorsunuz...
Reagan 1980'de Başkan seçilince, Hazine Bakanı rutin dışına çıkarak, "FED faizleri düşürmeli" demişti.
Ne ki, Volcker sıkı para politikasına devam edileceğini söylemişti.
Bunun üzerine faizlerin düşürülmesi için yasa taslağı hazırlanmış ama Volcker yine geri adım atmamıştı.
Sonuç: 1982'de enflasyon yüzde 5'lerin altına düşmüştü.
Peki, bundan "enflasyonu düşürmenin yolu faizi artırmaktan geçer" sonucu çıkar mı?
Hayır...
Zira 1996 ortalarında işsizlik ve yüksek büyüme döneminde ekonominin ısınmasına bağlı olarak ABD'de enflasyon korkusu başladığında FED'e "faiz artır" dendiğinde, dönemin FED BaşkanıAlan Greenspan kabul etmemiş, "ekonomideki büyüme verimlik artışıyla ilgili, enflasyon riski doğurmuyor" demişti.

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;