GÜNCEL

Salih Tuna : Kılıçdaroğlu bu köşe yazarını neden yok saydı?

Tarih
05 Aralık 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Salih Tuna
Türkiye çok değişik politikacılar gördü; büyüklerimizin Nasreddin Hoca fıkrası tadında andıkları Osman Bölükbaşı bunlardan biridir.


CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da ilerde muhakkak çok anılacaktır.

Fıkra tadında mı derseniz, orası biraz netameli.

Ama anılacak olması itibariyle kalıcı olmuştur; nasıl derler, tarihe geçmiştir.

Gerçekten de hiçbir politikacıda olmayan nev'i şahsına münhasır bir tarzı var.

Mesela…

Türkiye'nin düşmanlarına da karşı, Türkiye'nin düşmanlarına karşı durmasına da! Darbelere de karşı darbelere karşı önlem alınmasına da!

Üstelik aynı anda…

Hem FETÖ'ye karşı, hem de FETÖ'yle mücadeleye!

İşte böyle çok ilginç bir tarzı var.

Hani politikacı yerine manav olsaydı kesin iflas ederdi. Zira hiçbir müşteri istediği meyvenin hem var hem yok olduğunu duymak istemez.

Geçen günkü Adana konuşmasında mezkur tarzına adeta level atlattı.

Hitap ettiği kitleye, “Bir grup gazetecinin ismini okuyacağım, lütfen hep beraber 'burada' diyelim, tamam mı…” diyerek tek tek okumaya başladı:

Nazlı Ilıcak,

(Burada!)

Atilla Taş,

(Burada!)

Ali Bulaç,

(Burada!)

Ahmet Altan,

(Burada!)

Şahin Alpay,

(Burada!)

Ahmet Turan Alkan,

(Burada!)

Mehmet Altan,

(Burada!)

Parvus Efendi,

(……....)

Pardon, (Kılıçdaroğlu tarafından “değerimiz” zannedilen) Parvus Efendi “gazeteci” olmadığı için anılmamış, haliyle söz konusu meydandan “burada” sesi yükselmemiştir.

Ne ki, öyle isimlere “burada” dedirtti ki, insanın aklına ister istemez her şey geliyor.

Sözgelimi, Barış Yarkadaş arkadaşımız bugün CHP milletvekili değil de 2011'deki gibi sadece gazeteci olsaydı, “Soros'un desteklediği TESEV'in 183 No'lu kurucu üyesi” olduğunu kanıtladığı Kılıçdaroğlu'ndan şöyle devam etmesini beklerdi:

Soros,

(………)

Madem FETÖ davasından cezaevinde yatan gazetecilere sahip çıkıyorsunuz, Türkiye'den kaçmak zorunda kalan FETÖ'cü “gazetecilere” de sahip çıksanıza!

“Burada” sesleri arasında sayın gitsin: Ekrem Dumanlı, Kerim Balcı, Osman Özsoy, Ergun Babahan, İhsan Yılmaz, Eyüp Can Sağlık…

Hatta oldu olacak kaptırın gidin, tam olsun:

Fethullah Gülen,

(………)

Canım neden olmasın? Hazır medyasına, iş adamlarına, yargısına, kapatma köşe yazarlarına sahip çıkmışken kendisine de sahip çıkarsınız olur biter.

Aslında başarsaydı, 15 Temmuz'daki darbesine de sahip çıkacaktınız. Tıpkı 17-25 Aralık 2013'teki darbesine sahip çıktığınız gibi.

Zaten bunun için o gece tepki göstereceğinize, “dikkatle izliyoruz” açıklamasını yapmamış mıydınız? (İnsanlar tanklarla ezilirken, Meclis savaş uçaklarıyla bombalanırken, neyi “dikkatle izliyordunuz” beyefendi?)

Kılıçdaroğlu, FETÖ davasından tutuklu yargılanan mezkur gazetecilerin adlarını okuduktan sonra şöyle devam etti: “Onlar şu anda hapiste, ama onlar aynı zamanda Adana meydanında, yüreklilerin bulunduğu meydanda, cumhuriyete, demokrasiye sahip çıkan meydanda, Mustafa Kemal'in meydan��nda onlar şimdi.

Makarnaya kömüre oyunu satmayan, okumuş aydın kitle de bu sözleri bir güzel alkışladı.

Bilmiyorum; Ahmet Altan da cezaevinde alkışladı mı?

Kısa süre önce kendisini ziyaret eden CHP'li heyete, “AKP ve CHP tabanı bizi anlamıyor. CHP, Balyoz ve Ergenekon'dan dolayı bize kızgın… Herkes nefret ediyor bizden… Bugün Atatürk'ü arar hale geldik…” demişti.

Artık içini ferah tutsun.

Kılıçdaroğlu sayesinde, CHP tabanı Adana'da “hepimiz Ahmet Altan'ız” moduna geçtiğine göre o şekvacı olduğu “nefret” nihayete ermiş demektir.

Atatürk'ü aramasına da hiç gerek kalmadı. Kılıçdaroğlu sayesinde binlerce Ahmet Altan'ımız var, “Mustafa Kemal'in meydanında.” (İsterse hepsi birden “Atakürt” yazısı döşenebilir, arzular şelale.)

Balyoz ve Ergenekon'dan ötürü kızgınlık da kalmamıştır, merak etmesin.

Kaldı ki, Kılıçdaroğlu'nun öyle bir derdi de artık kalmamıştır.

Şayet kalsaydı, Nazlı Ilıcak veya Atilla Taş yerine, Yarbay Ali Tatar veya Kuddusi Okkır'ın adını meydanlarda okurdu.

FETÖ'nün 15 Temmuz işgal girişimine de karşı olsaydı, Mehmet Altan veya Ahmet Turan Alkan yerine şehid Ömer Halisdemir veya şehid Mustafa Cambaz'ın adını anardı.

Kardeşi Celal Kılıçdaroğlu tevekkeli dememişti: “Abim tercihini FETÖ'den yana kullandı…”

Bir de nedir arkadaş; Prof. Mümtaz'er Türköne içerde değil mi?

Neden kimse onu anmıyor? Köşe yazarları, sivil toplum örgütleri, cezaevine ziyarete giden milletvekilleri içerdeki gazetecilerden bahsediyorlar, bakıyorum bir tek onun adı geçmiyor. Kılıçdaroğlu bile o konuşmasında herkesi tek tek saydı, sadece onu saymadı.

Mümtaz'er Türköne neden unutulmaya terk ediliyor? Bir Atilla Taş kadar olsun, “burada” denilmeye hakkı yok mu?

Ayıptır, yazıktır, günahtır.

Yenişafak
5 Aralık 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;