SİYASET

Salih Tuna : Binali Yıldırım nasıl Başbakan oldu ve benim hocam havada nasıl uçtu

Tarih
23 Mayıs 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Salih Tuna

Kimi zaman bugünkü yazı yolculuğumuz “parça tesirli” olacak diyerek birkaç konuya birden değindiğimizi bu köşeciğin müdavimleri bilirler.

Bugün de öyle yapacağız, lakin çok parçalı olmayacak, sadece iki konuyu ele alacağız.

Hazırsanız başlayalım…

Evvela gündemdeki AK Parti kongresini ve Binali Yıldırım'ın nasıl AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan olduğunu konuşalım.

Aslında mevzunun “nasılı” gayet açık ve net; Ahmet Davutoğlu 2014'te nasıl Genel Başkan ve Başbakan olduysa Binali Yıldırım da 2016'da aynen öyle olmuştur.

Evet, mevzunun “nasılı” böyle, lakin “niçini” biraz netameli; zira birçok soruyu icbar ediyor.

Mesela, Binali Yıldırım'ın neden daha önce değil de şimdi tercih edildiği sorusu bunlardan biridir.

Fakire sorarsanız, mezkur tercih önceliğini, 17- 25 Aralık darbe teşebbüsünün sonuçlarında aramak gerekir.

Ne ki, biz şimdilik o taraflara yelken açıp da uyuyan fitneyi uyandırmayalım. Gerçi fitne uyumak şöyle dursun mesai yapıyor ama olsun en azından bizden ona zırnık çıkmasın.

Sayın Binali Yıldırım'ın ağzına sağlık, AK Parti kongresinde yaptığı konuşmayla “fitnenin” tepesine tepesine vurmuştur.

Binlerce kilometrelik bölünmüş yollardan havaalanlarına, köprülerden Marmaray'a kadar (Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca tüm ulaştırma bakanlarının toplamından daha çok) hizmet verdiği halde “benbenlik” yapmaya tenezzül etmemiş, (hakkaniyet, vefa, adalet ve vicdan gereği) başta lideri Erdoğan'a ve partisinin hizmet erlerine vurgu yapmayı öncelemiştir.

Gelgelelim…

Sayın Binali Yıldırım da özgürlükçü anayasa ve başkanlık sistemi vaadini yerine getirinceye değin, halihazırdaki hastalıklı sistemden kaynaklanabilecek komplikasyonlarla mücadele etmek zorunda kalacaktır.

Çok zor ve çetin bir süreçtir bu. Kalbinde hastalık olanlar “uyumu” iğva etmek için matine – suare çatallı dilleriyle çalışacaklardır.

Şükür ki şükür, Sayın Yıldırım'ın, Sayın Erdoğan'ın liderliğindeki uzun ve sağlam yürüyüşü “uyumun” teminatıdır.

Lakin baba ile oğlu birbirine düşürecek denli fitneye davetiye çıkartan malum sistemle ilanihaye uyum içinde yürümek mümkün değildir.

Sayın Binali Yıldırım'ın başkanlık sistemi vaadini gerçekleştirmede ve “paralel çeteyle” mücadelede Allah yardımcısı olsun.

Ve…

Allah, AK Parti'yi, AKP'li fırıldaklardan, nüfuz casusu çakallardan ve 4 eğilimli çıkar gruplarının şerrinden hıfzı emin eylesin.

Gelelim ikinci konumuza…

Evvela İmam Gazâlî'ye can kulağımızı verelim: “… Örneğin birisi, yakîn bilginin kesinliğini çürütmeye çalışsa ve buna ispat sadedinde taşı altına, değneği yılana dönüştürse, bu durum o kişide en küçük bir şüphe ve inkâra yol açmaz. Ben 10 sayısının 3 sayısından büyük olduğunu bildiğim halde biri çıkıp “hayır, 3 sayısı 10 sayısından büyüktür. Bunu sana ispat etmek için şu değneği yılana dönüştüreceğim” dese ve dediğini yapsa, ben de bunu görsem, yine de bilgimden en küçük bir şüphe duymam. Sadece o kimsenin bu işi nasıl yaptığına şaşarım. Bildiğimde zerre kadar bir şüphe oluşmaz.” (Beyan Yayınları sayfa 18. Bu vesileyle mütercim Osman Arpaçukuru'nu tebrik edelim. Gazâlî'yi tercüme etmemiş, resmen Türkçe konuşturmuş.)

İmam Gazâlî “el-Munkız mine'd-Dalâl” adlı eserinden iktibas ettiğim bu satırların ardından şöyle devam ediyor: “Sonra bu şekilde bilmediğim ve kesinliğinden böyle emin olmadığım hiçbir bilgiye güvenemeyeceğimi ve onunla güven içinde olmayacağımı anladım. Güven içinde olunmayan hiçbir bilgi kesin bilgi değildir…

Gazâlî elbette burda durmuyor.

Necip Fazıl üstadımızın, “Allah, ancak en ileri dereceye çıktığı zaman akılsızlığını anlayan şu akılsız aklın belasını versin” dediği şekilde aklı ve kesin bilgi edinme araçlarını adamakıllı teşrih masasına yatırıyor.

Yazık ki yazık, Gazâlî'nin sorguladığı akıl şöyle dursun, bu aklın zerresini bile haiz olmayanların akıllarıyla başımız felaket belada.

Adama diyorsun ki, kardeşim senin hocan 3'ü 10'dan büyük görüyor, cevap veriyor; “Ama benim hocam her gece rüyasında Peygamberimiz'i görüyor…

Adama diyorsun ki, kardeşim senin bu hocan neden 3'ü 10'dan büyük görüyor, cevap veriyor, “Sen benim hocamdan iyi mi biliyorsun, hem havada uçuyor hem denizin üstünde yürüyor…

Bu akıllara ne desek bilmem ki!

Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.

Yenişafak
23 Mayıs 2016

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;