DÜNYA

Nedret Ersanel : Şaşırmadığınıza şaşırın…

Tarih
22 Şubat 2025
İzlenme
Kişi
Yazar
Nedret Ersanel

Amerikan eliti, Avrupa-ABD gerilimini şöyle özetliyor; “Başkan Yardımcısı Vance ve Savunma Bakanı Hegseth’in yaptığı konuşmalar yalnızca müttefiklerine yönelik sözlü saldırılar değil. Aynı zamanda ABD’nin seksen yıllık dış politikasının toptan reddiydi”. (‘The Trump administration trashes Europe and NATO’, D. Filkins, 20/02, The New Yorker.)

‘Günaydın’ da diyebilirsiniz, ‘geçmiş olsun’ da…

Gelgelelim, teşhis doğru da, kurulan ‘sebep-sonuç’ ilişkisi hâlâ yanlış. ‘ABD’nin Avrupa ve NATO’yu çöpe göndermesini’ sadece ve direkt olarak Trump’a bağlamaları ‘kendi sonlarına’ ilişkin bir tür safahat körlüğünü işaret ediyor. Aynısı Avrupa’nın mevcut yönetimlerinde de var…

Oysa sadece bu köşede alametlerini en az beş yıldır okuduğunuz, küresel jeopolitik/stratejik değişim süreci, Batı’nın dünyaya tutunma gayretleri kadar, küresel çürümenin de öyküsüydü. Dış politika bağlamında, çok kutupluluğun komplikasyonları, türev ve fonksiyonlarındaki dönüşüm bir tür ‘global Araf’ haliydi…

Bakın, şaşırmayı bile bilmiyorlar; 80 yıllık transatlantik ittifak göçüyor, İngiltere dahil, Avrupa ülkeleri Amerika’ya karşı bir tür direniş geliştirmeye çalışıyor, arzın stratejik merkezinde kaymadır, bunu bile, ‘Trump çok ayıp ediyor’a indirgiyorlar. Ne gaflet!

Trump, Elon Musk'ın "çıkar çakışması" olan işlere dahil olmayacağını söylediTrump elbette ‘büyük tetikçi’. Sistemin canına okuyor. Bir-iki vakte Avrupa’nın mevcut liderleri zaten kalmayacak. Ama geçiş döneminin tamamlanması ve ana oyuncuların yerlerini bulması için gerekli süre onun siyasi ömrünü aşıyor. Bu da bizi, en az iki kere yazdığımı hatırlıyorum, 2028’in başkanına götürüyor! Belirleyici ya da finali bağlayacak olan o. Trump’ın yıkıcılığını sadece zemini düzeltmek sayın…

‘Eski düzenin’ adamları konuyu, bu dört yıllık süreyi, Trump’ı aşana kadar idare etmek, direnmek görüyorlar. Bu kendi sonlarını dönüşü olmayan bir uçuruma doğru daha hızlı itiyor…

2028’in Başkanı için spekülasyon yapılmak istense, hiç kuşkusuz ilk akla gelen isim, yeni düzenin tüm şartlarını taşıyan Elon Musk! Amerika doğumlu olmaması handikap olarak zikrediliyor ama günümüz şartları düşünüldüğünde, Trump’ın aldığı kararlar hesaba katıldığında aşılması hiç sorun değil. Halledilir…

Aralık 2024’te bizzat Trump, “Musk Başkan olamaz. Çünkü burada doğmadı. Güvendeyim yani” diye şaka yollu bir açıklama yapmıştı. Buradan bakarsanız, Musk’ın oğlu da, “sen Başkan değilsin, kapa çeneni” demişti! Sorun Trump-Musk rekabeti değil. Bunu fitne fırsatı görüp, ikili arasını açmaya çalışan liberal elitler, “ABD’yi kim yönetiyor” propagandası yapıyorlar. Ama yarayı kaşımak için Time’ın kapağında Oval Ofis masasına Musk’ı zaten kendilerinin oturttuklarını görmüyorlar…

Olur olmaz ayrı bahis. Sonuçta zihin jimnastiğidir. Ama sonraki Başkan kim olursun olsun ‘proses’in devam edeceği kesin. Olasılık, bir finale de ulaşacağıdır. Avrupa’nın ne olacağı, ABD’nin neye evrileceği, Rusya’nın nereye bağlanacağı, Çin’in yükseleceği veya düşeceği de bunun içindedir ama asıl, ekonomik yeni düzenin nasıl kurulacağıdır. Jeopolitik buna göre inşa edilecek.

 

Zelenski gitse de Ukrayna’da menfaatlerimiz var…

Erdoğan ve Zelenskiy görüşmesi: 'Bu savaş artık sona ermelidir' | EuronewsABD ve Rusya, Kiev ve Avrupa dahil herkesi Riyad masasından iteklerken Zelenski’nin Ankara’ya yaptığı ziyaret, eş zamanlamasıyla dikkat çekiciydi. Peki, Ankara’nın Zelenski’yi ağırlamasında manidar bir hal var mı?

Türkiye, savaşın açık tarafları dahil, dünyanın tamamından farklı, yerli yerinde bir Ukrayna politikası geliştirdi, uyguladı ve İstanbul’da barışa en yakın noktaya ulaştı. Sonra bu masayı kimler ne çelmeler takarak devirdi biliyoruz…

Yine de Ankara, hem ahlakî hem diplomatik çizgisini bozmadan “doğru”da kaldı. Dünya’da da bu duruş zaten takdir ediliyor. Peki, Türkiye bu formuna rağmen, en azından ev sahipliği yapamamak konusunda gönül kırıklığı geliştirmiş olabilir mi? Mümkün. Ve böyle düşüncesi var ise ‘sitem’ de hakkıdır. Savaşta “namuslu” kalmayı başaran Türkiye, masada olmayı da hak ediyor…

Kaldı ki, Ankara’nın çıkarları da var; Türkiye, hem Ukrayna hem Rusya ile özel ilişkilere sahip ve bunları tarafları kırıp-dökmeden yönetti. Karadeniz güvenliği veya her iki ülke ile ticari ilişkileri, özel olarak Ukrayna ile savunma sanayi, Rusya ile enerji dosyası, vb…

ABD herhalde şunu da görüyordur; Avrupa’yı savunmaya daha fazla ilgi ve para göstermesi için teşvik ederken, aynı Avrupa’nın kendi özel/özerk savunma formatını geliştirmek arayışlarında yan gözle Türkiye’ye bakması, İngiltere dahil direniş geliştirme hazırlıkları gibi. Türkiye Ukrayna’nın toprak bütünlüğünden yana politikasını da koruyor. Öte yandan bu savaşın nasıl ve kimler tarafından başlatıldığının, beslenip-büyütüldüğünün, yüzbinlere ulaşan can kaybının günahının kimlere ait olduğunu da biliyor…

Kaldı ki Türkiye, her geçen gün kalınlaşan Amerika-Rusya çizgisinin, nereden nereye çizildiğini de rahatlıkla gözlemleyebiliyor. İngiltere’yle de şu sıralar arası iyi. Herhalde anlıyorlardır!

***

Tabii kolay yol da var; Zelenski gittikçe tehlikeli bir döneme giriyor. En sadeleştirilmiş tarifiyle, iki süper gücün hedefi haline dönüşüyor…

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü

Copyright © 2025 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;