GÜNCEL

Latif Erdoğan : Deşifre..

Tarih
19 Aralık 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Latif Erdoğan

Daha büyük felaketleri, yıkımları hatta yok oluşları önlesin diye yapılan yenilgiyi kabul de yine bir feraset, basiret ve öngörü göstergesidir. Gülen, üst üste yaşadığı bunca yenilgiye rağmen hâlâ yenilgisini kabul etmeme gibi bir açmaz yaşıyorsa bu onun direnç ve dirayetine değil, basiret ve ferasetten ne derece mahrum kaldığına yüklenmelidir.

İki senede, mevcut psikolojik mülkiyetini tamamen sıfırlamış, maddi imkanlarını onda bire indirmiş bir yapının başındaki kişiden bahsediyoruz. Böyle giderse, bir iki sene sonra, adından ve izinden hiçbir eser kalmayacak bir örgütlenmenin ilk sorumlusunu konuşuyoruz.

Devlet, şematik yapı yanında kaotik yapının da şifrelerini çözmüş görünüyor. PDY’nin üst düzey yönetici kadrodan olup da şimdi aranan kişilerin hemen hepsinin yurtdışına kaçmış bulunmaları, devlet aklının işleyiş keyfiyetindeki dehayı ele vermesi bakımından çok önemli.

Bu insanların kaçmalarıyla suçluluklarını tescil etmeleri önemliydi, öncelikle bu gerçekleşti. Söz konusu kadrodan on- on beşi tutuklansaydı, Gülen’in bizzat gelip teslim olması gibi bir sonuç doğurabilirdi. Çünkü onların tutuklanması, Gülen’in kaçışını meşru gösteren bütün argümanları sonlandırır; tabanı ikna eden bütün söylemlerin inandırıcılığını tüketirdi. Gülen’in teslimiyeti ise, yapılan mücadelede devletin varmak istediği kalıcı sonucu engeller; Gülen’in şahsına odaklanma gibi oyalayıcı bir oyuna düşülmüş olurdu.

Bu açıdan bakıldığında, Gülen’in iadesini erkene almak stratejik bağlamda bir yanlıştır; bu aşamada Gülen’in Amerika dışına çıkarılması daha isabetli bir yoldur. Bunu şu manada da söylüyorum: Gülen’in Amerika’da bulunuşu dış ülkelerde ona prestij kazandıran bir referans işlevi görmektedir. Oradan çıkarılışıyla birlikte Gülen bu prestijini büyük oranda kaybedecektir.

17 Aralık darbe girişiminde Gülen’i ikna eden bir grubun, yine devlet aklıyla irtibatlı çalıştığı anlaşılıyor. Böylece Gülen şartlar kıvama ermeden darbe teşebbüsüne zorlandı. Bu erken doğum da, şimdi görüldüğü gibi ölümle sonuçlandı. Yani Gülen oyuna getirildi; elindeki dev imkanlar bu oyunla berhava edilmiş oldu. Nitekim kendisi de bu erken kıyamı itiraf ile, orucu erken açtık, dedi. Keffaretini ise bütün bir cemaat ödedi, ödüyor, ödeyecek..  

Geçmişte yaşananların tekrarı mümkün tecrübesiyle şöyle bir kurgunun gerçekleştiğini düşünüyorum: Gülen, üst düzey kadrodaki yakınlarından birkaçıyla teker teker görüşme yapar. Onlara Türkiye’ye dönüp teslim olmak, hapisteki arkadaşlarına refakat etmek istediğini söyler. Aslında istediği, bu duruma şiddetle karşı çıkılması, hatta böyle bir şey yapmaması için yalvar yakar olunmasıdır.

Kendileriyle istişare edilenler, asıl isteğin bu olduğunu bildiklerinden öyle davranırlar; kimisi ağlar, kimisi avazı çıktığı kadar bağırarak asla böyle bir şey yapmaması gerektiğini haykırır. Gerekirse bizler topluca giderek teslim olalım ama Allah için hocam siz sakın böyle bir şey yapmayın, derler.

Bu atmosfer hasıl edildikten sonra, aynı istişare daha geniş kapsamlı yapılır, aynı senaryo orada da tekrarlanır. Sonra bütün bu olanlar el altından cemaate aktarılır, özellikle şu anda aranmakta olanlara ve hapishanede bulunanlara duyurulur. Gülen’in, bu kadar ısrarla teslim olmak istemesine rağmen, sırf istişarede çıkan karar hatırına gelip teslim olmadığı ifade edilir; böylece hem istişarede alınan kararlara uymanın zarureti telkin edilmiş hem de Gülen’in korkaklığı bu uydurma gerekçeyle perdelenmiş olur..

Bu süreçten sonraki aşamalarda Gülen’in gerçekleştireceği bütün şer ittifaklar, geleceğe ait umut vaad etmekten çok, içinde bulunduğu şartların zorlamasıyla oluşan zillet kaynaklı ittifaklar türünden olmaya mahkumdur. Nitekim öyle de olmakta, kendisinin temel değerlerine tamamen ters kutupta bulunanlarla ittifaka girebilmektedir. Sonra da hiç de makul olmayan bu davranışını kendi tabanına kabul ettirebilmek uğruna her türlü ajitasyona baş vurmaktadır. Gerçi onun kadimden beri ajitasyon merkezli davranışlarının şahidiyim. Ve bu konudaki başarısını, kusursuz ustalığını itiraf etmek durumundayım.

Fakat ne yaparsa yapsın, Gülen artık bütün inandırıcılığını kaybetmiş bulunuyor. Yenilgiyi kabullenmeyen hal ve tavırlarıyla da bu kaybı artırmaktan başka bir iş yapmış olmuyor. Kendisine artık acımıyorum, ama kendisiyle beraber büyük bir kitleyi de batırdı, batırıyor..

YeniAkit
19 Aralık 2015

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR
SESLİ MAKALE YAZARLARI

Copyright © 2020 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;