27 Haziran 2015
Erdoğan'ın kaderi yalnızlık…
Biz bu tespit ve teşhisimizi bugün söylemiyoruz.
Yıllar öncesinden söyledik.
Daha 1 Mart (2003) tezkere oylaması sırasında onun yalnızlığını, yalnız kalmışlığını dile getirmiştik.
1 Mart tezkere oylamasında tüm Türkiye Tayyip Erdoğan'a rağmen hayır demekte ısrarcı olmuştu.
O günün kabinesi, Meclis çoğunluğu, muhalefeti, medyası… Tüm güçler ortak bir ağızla hayır demekte yarışmıştı…
…………..
Bugün Erdoğan bir daha yalnızlığını yaşıyor.
Bu sefer sadece Türkiye dâhilinde değil; aynı zamanda dünyada da yalnız bırakılmaya çalışılıyor.
İşin ilginç ve ironik yanı şurada: o zaman Erdoğan'ı yalnız bırakma gerekçesi ne ise bu gün de aynı…
O gün Erdoğan ABD'yi yanına alan bir politika izlemek istiyordu. Bazıları buna karşı çıkıyordu. Bugün ABD'ye muhalefet ettiği için karşı çıkılıyor.
O gün Erdoğan'ı ABD'yi yanına alıyor, dünya barışında onunla benzer ilkeleri paylaşıyor diye eleştirenler, bugün ABD'nin karşısında yer alıyor diye eleştiriyor…
................
Erdoğan mahut “One minute” olayına kadar (2009) Ortadoğu'da İsrail'i iltizam eden istikamette bir diplomasi izliyordu. O olaydan sonra diplomaside farklı bir tutumu benimsedi. O olayı sıradan bir moderatörün densizliği diye kabul etmesi mümkündü. Fakat bunu istemedi. İsrail'in kuruluşundan itibaren o ana gelinceye kadar kimse İsrail'e böylesine açıktan kafa tutan birini görmediği için bu tutum dünyanın her tarafından takdir ve alkış topladı. Erdoğan da, bir özel oturumdaki bu tutumunu hükümet politikası haline getirdi. Ve olayı o toplantı sahnesine münhasır bir olay olarak bırakmak istemedi. Oysa o kafa tutma işini orada bırakabilir ve diplomatik ilişkileri olağan akışında tutabilirdi. O tutumu tercih etmedi. Bu olaydan 1,5 yıl sonraki Mavi Marmara olayı (2010) da ilişkilerin gerginleşmesinde tuz biber oldu. Bugünkü yalnızlığında bu tutumun payı aranabilir.
Dostluğu ve işbirliği aranan bir ülke olarak Türkiye'nin seçim sonrasında nasıl bir politika izleyeceği, elindeki inisiyatifi nasıl kullanacağı merak konusu. Her şeye rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tutumunun belirleyici olacağını tahmin etmek zor olmasa gerek.
Not: Bu yazıyı yazdıktan sonra gazetelerde Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu'nun liderliğinde diplomatik bir heyetin Roma'da gizli olarak İsrailli meslektaşları ile görüştüğü haberi yer aldı (24 Haziran 2015). Amaç, yıllardır bozuk olan ikili ilişkileri normalleştirmek. Haber olumlu bir gelişme olarak mütalaa edilmeli.
Yenişafak
Hiç yorum yapılmamış
4725 kez izlendi
1677 kez izlendi
1145 kez izlendi
632 kez izlendi
3536 kez izlendi
864 kez izlendi
580 kez izlendi
3622 kez izlendi
2606 kez izlendi
1311 kez izlendi
1768 kez izlendi
634 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.