GÜNCEL

Nihal Bengisu Karaca : Cephe genişletme lobisi

Tarih
04 Ocak 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Nihal Bengisu Karaca

4 Ocak 2015

GEÇEN haftayı TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer’in Cansu Çamlıbel’e verdiği röportajda yer alan “Muhatabımız Cumhurbaşkanı değildir” ve “Ortada paralel devlet görmüyorum” ifadeleri nedeniyle hırpalayarak kapattık.

Doğrudur, TÜSİAD geçmişi nedeniyle sempati duyulan bir oluşum değil, ben de TÜSİAD’ı savunacak değilim. Ancak başlıklar, manşetler haberi ya da röportajı yapanın iradesini de aşan tercihlerdir ve sadece başlıklara bakarak hükme varmak, gazetenin editoryal tercihler yaparak elde etmeye çalıştığı sonucu gözü kapalı satın almaya neden olur, hakikat kaybına neden olur. Peki hakikat ne?

Dinçer’in “Cumhurbaşkanı muhatabımız değil” dediği kısma bakalım:

Soru: Erdoğan 4 yıl aradan sonra ilk defa bu yıl sizin Yüksek İstişare Konseyi toplantınıza geldi. 2014 yılı sonu itibarıyla TÜSİAD’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilişkisini nasıl tanımlarsınız?

Cevap: Bugün itibarıyla gayet iyi tanımlarım. Bugün itibarıyla bizim Cumhurbaşkanı’mızla hiçbir sorunumuz yoktur. Cumhurbaşkanı devletin başıdır. TÜSİAD’ın muhatabı zaten Cumhurbaşkanı değildir, TÜSİAD’ın muhatabı Başbakan’dır. Bizim çalışma alanlarımızla ilgili bakanlardır. Sayın Cumhurbaşkanı ile ben kendim göreve geldikten sonra yaptığım görüşmede, o geçmişte yaşanan gerginlikleri unutup ilişkilerimizi normalleştirme teklifi yaptım. Kendisi de bunu olumlu karşıladı. Kendisini YİK toplantımıza davet ettim, oraya da geldi. Orada tabii yine bazı sert açıklamalarda bulunduğu doğrudur. Ama bütün metni dikkatlice okursanız gayet olumlu söylem de var. Bir el uzatmıştır, biz de o eli havada bırakmadık ve ilişkilerimizi normalleştirdik. Bizim ilişkilerimiz artık, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden devletin başı ve Türkiye’nin özgür, bağımsız, etkili bir iş dünyası örgütü ilişkisidir.

Röportaj bu minvalde gidiyor. Paralel devlet iddialarını çok ciddi bulduklarını ancak bu konuyla ilgili TÜSİAD’ın herhangi bir pozisyon alamayacağını, konuyla yargının ilgilenmesi gerektiğini ve birkaç polisin tutuklanmasıyla paralel devletin ortaya çıkarılmış olamayacağını söylüyor. Normal şartlarda “Haluk Dinçer belli ki bazı konularda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile aynı hassasiyeti taşımıyor” deyip geçmeniz gerekir. Doğrusu TÜSİAD Başkanı ve Cumhurbaşkanı her konuda aynı düşünseydi asıl bu tuhaf olurdu. Gelgelelim Dinçer’in ifadeleriyle mütenasip olmayan bir tepki tezahür ediyor.

Garip. Gazete Haluk Dinçer’i ortalıyor, Erdoğan’ın eleştirilmesine ya da Erdoğan’a mesafe alınmasına sıfır tahammülü olan birileri vurdukça vuruyor ve sonuçta Erdoğan’ın tavır almaktan başka şansı kalmıyor.

“Muhatap değilsek davetlere katılmayız” demek zorunda kalıyor. Evet zorunda kalıyor. Çünkü karizma tevil kaldırmaz. Yönetici temsil ettiği makama tavır alındığı konusunda bir algı oluştuğunda, hakikatin tam olarak bu olmadığını bilse bile o algıya göre pozisyon belirlemek zorunda olan kişidir.

Erdoğan, AK Parti’nin 12 yıllık iktidarı boyunca kim olursa olsun herkesle, her grupla siyasi mücadeleye girişti, çelişmekten kaçınmadı. Ama yeri geldiğinde ülkenin sermaye birikimiyle, ekonomisini geliştirecek aktörleriyle tokalaşmaktan, ortaya çıkacak olan hayırlı bir iş ise onu takdir etmekten, desteklemekten de geri durmadı. Sıradan bir Cumhurbaşkanlığı süreci geçirmeyeceğini biliyoruz ama Cumhurbaşkanlığı makamının esnek sınırlara sahip bir versiyonunda bile bazı imkânsızlıklar olduğunu da biliyoruz. Durum bu iken, Erdoğan’dan çok Erdoğan’cılık saikiyle Cumhurbaşkanı için cephe çoğaltma sonucunu doğuran girişimlerin sakıncalı olacağı ortada değil mi? Bu “Saçın eline değse, elini kıskanırım” haletiruhiyesinin Erdoğan’a da Türkiye’ye de zarar verme potansiyeli var, sadece dikkat diyorum.

Düzeltme: 27.12.2014 tarihli yazımda 2008’de Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanan ve yaptığı temyiz başvurusu 14 Aralık operasyonu sonrasında Yargıtay 9. Dairesi tarafından hızlıca onanan İbrahim Şen’in hikâyesinden bahsetmiştim. İbrahim Şen’in yargılanmasında bulunan hâkim Mehmet Ekinci’nin vaktiyle bu davadaki performansı nedeniyle Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nden “Pekiyi” aldığını belirtmiştim. Sonradan fark ettim ki, 9. Daire’nin pekiyi verdiği dava Mehmet Ekinci’nin baktığı başka bir örgüt davası. İlgili yazının ana temasını değiştirecek, İbrahim Şen’in başına gelen olaylardaki tasarlanmış örüntüyü hükümden düşürecek bir veri değil ama hiç kuşkusuz Hâkim Mehmet Ekinci açısından önemli bir olgu. Gözden kaçırdığım için kendisinden ve okurlarımdan özür diliyorum.

Habertürk

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR
SESLİ MAKALE YAZARLARI

Copyright © 2020 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;