DÜNYA

Nedret Ersanel : ‘Kürt Kartı’ kimde kalacak...

Tarih
27 Şubat 2019
İzlenme
Kişi
Yazar
Nedret Ersanel

Pazar’ı şu soruyla bağlamıştık; “Fırat’ın doğusunda hem ABD hem Rusya bizi istemiyor olabilir mi? Rusya’nın güvenli bölgede ABD varlığına ‘çok yükselmemesi’nin bir anlamı var mıdır”?.. (24/02)

Sorudan çok tespit olsa da, yanıt ertesi gün Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov’dan geldi; “Hangi Kürt güçlerinin terörist olarak tanımlanması gerektiği konusunda Türkiye ile fikir birliği içinde değiliz”... (25/02)

Başka şeyler de söyledi Lavrov.. Rus askeri polisinin Türkiye-Suriye sınır bölgesine yerleştirilebileceğini dile getirdi. Bu hem ABD korumasındaki İngiliz-Fransa birliklerinin güvenli bölgeye girişlerine bir itiraz olmalı.. Hem de Türkiye’nin!..

Rusya Suriye’deki varlığımıza Şam yönetimi üzerinden “davetsiz misafir” muamelesi yapıyor ve onu da götürüp Astana’nın devamına bağlıyor...

Burada şeklen yakınlaşan Ankara-Washington ilişkilerine de gönderme var; Karadeniz’de ABD ve Türk savaş gemilerinin gerçekleştirdiği tatbikat görüntüleriyle, Savunma Bakanı Akar ile Genelkurmay Başkanı Güler’in Pentagon’da top atışlarıyla karşılanma karelerinin Amerika’nın resmi sosyal medya hesaplarından alay-ı vâlâ ile paylaşılması da etkili olmuştur...

***

Tablo daha net. Fırat’ın doğusunda ABD, batısında Rusya ile yürütülen hatta senkronize edilmeye çalışılan ilişkileri bozan bir şey var?..

ABD’nin çekilme kararının ardından, şimdi de ‘azalarak kalıyoruz’ dönüşü ile Rusya’nın o bölgeye polis koyabiliriz çıkışı, herhalde ABD-Rus ortak devriyelerine dönüşecek değil.

Dış politikada küçük dilinizi yutma ihtimaliniz azdır, bu da şaşırmaz diyorsanız, İran ve Şam yönetiminin o şartlar altında oyundan düşeceğini, Ankara’nın da elinin daralacağını yazabiliriz.

Ama henüz o durumda değiliz...

***

Şunu anlıyoruz; Moskova ve Washington ‘bu aşamadan sonra’ ağırlıklarını daha fazla veriyorlar. Masayı boşaltmaya, iki kişilik servis açmaya çalışıyorlar. Bu hal Türkiye’yi rahatsız ediyor mu, evet ediyor. Lafı uzatmaya gerek yok; iki ülke de Türkiye’nin bir harekat yapmasını istemiyor. Hele bir diğeri ile ortaklaşa!

Buraya kadar tamam. Tamam ama bu bir ‘kararlılık hali/istikrarlı duruş’ değil. Şartlara ve oyunculara bağlı.

İki süper gücün bütün açıklamaları hep bize yapılmıyor. Elbette verilen mesajları anlıyoruz ama asıl birbirlerine konuşuyorlar!

ABD’nin kalma nedenleri ne; bir, terörist YPG/PYD unsurlarını korumak, iki, İran varlığını temizlemek, üç, Şam yönetimini istememek, dört, politik finalde oynamak.

Rusya niye ‘polis’ çağırırım diyor; bir, YPG/PYD’de sıkıntı yok, anlaşırız diyor, İran’ı hallederiz bizim de şikayetlerimiz var diyor, finali birlikte yapmaya da hazırız ve ama şu Şam meselesini konuşalım diyor.

Türkiye’nin ismi geçmiyor ama bu ortak dil zımnen Ankara’yı itekliyor...

Esasen, Adana Mutabakatı da o. İşin, “Şam’la konuşun” tercümesi çok parlatıldı ama diğer boyutu da “Suriye’ye ihtiyaç olduğunda gir, zaman ve hacim sınırlı olsun”dur...

Eh, “hangi Kürt güçlerinin terörist olarak tanımlanması gerektiği konusunda Türkiye ile anlaşamıyoruz” demek, ABD’nin, PKK ile PYD’yi farklı gören bakışıyla benzer değil mi?

PYD’nin, “ABD’nin yerine Şam rejimi değil, Ruslar gelsin” görüşünün Moskova tarafından şimdi olumlu karşılanmasının sebebi, ABD’nin “kalıyoruz” demesi mi? Daha evvel, ‘Şam oraya gelsin’ diyorlardı. Rus dostlarımız PYD teklifinin nereden geldiğini iyi düşünmeli!

Şu satırlar da sırlı gibi; Lavrov, “Rusya tampon bölgeye askeri polis kuvvetlerini yerleştirilebilir” dedikten sonra şunları söylüyor; “Şu anda askeri yetkililer düzeyinde bu tampon bölgenin teknik detayları görüşülüyor. Soçi’de (14/02) Suriye ile Türkiye arasındaki sınır bölgesi detaylı biçimde liderler tarafından ele alındı”.

Ne anlamalıyız? Türkiye ve Rusya’nın, sınıra Rus polisinin gelmesini konuştuklarını mı, halen iki ülke askeri yetkililerinin bunu konuştuklarını mı? Ankara’nın polisi bildiğini ve bu diyalektik üzerinden yürünürse ABD’ye karşı zulada tutulduğunu mu?

Ankara Rusya’ya bu açıklamalar üzerinden bir cevap verecekse belki şunu da anımsatmak ister... Rusya askeri polis önerisini yaparken, “Suriye’nin diğer bölgelerinde ateşkes ilan edildiğinde ve kavgalı tarafların ayrıştırılması sürecinde Rusya askeri polis gücü başarılı çalışmalar sergiledi” dedi.

İdlib’in görüşüldüğü Tahran zirvesinde ve takiben sahada bu performansı göremedik?

***

İran’a gelince...

Garip işler oluyor. İran Dışişleri Bakanı Zarif’in Pazartesi gecesi İnstagram hesabından ve ilginç bir görsel eşliğinde duyurulan istifası ne demek? Şam lideri Esad’ın Tahran ziyaretiyle eş zamanlamaya denk düştü. Keza, İran Generali Kasım Süleymani’nin de odada bulunduğu bir ziyaretti...

Bunların fark edilmemesi mümkün mü?

Krizin Tahran iç dengeleri denli, İran’ın Suriye politikasıyla, bu politikanın yürütülmesiyle ilgili olduğu bağırıyor.

Sadece bir hafta öncesine ait bir haberi hatırlatmama izin verin; “Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin İngiliz dış istihbarat servisi MI6’den talimat aldığı telefon görüşmesi”nin Devrim Muhafızları tarafından dinlendiği, MI6 çalışanıyla görüşme metninin Ruhani’ye sunulduğu iddiası” İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi bir milletvekili tarafından dillendirilmişti.

yazının kaynağı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2019 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;