Venezuela’daki darbe girişimi ABD’de planlandı ve oradan yönetildi.
Çünkü ‘arka bahçe’ olarak gördüğü Latin Amerika’da ‘sosyalist’ iktidar istemiyorlar.
Latin Amerika tarihi bu yüzden ‘darbeler tarihi’dir.
‘Beyaz eldivenli darbe’ deyimini internetten de olsa araştırın, hiç de yabancı olmayacağınız bir tarihle karşılaşacaksınız.
Brezilya, Arjantin gibi bazı büyük ülkelerde son yıllarda yaşanan çalkantılarda bir ölçüde ‘başarı’ da sağladı.
Venezuela ‘şimdilik’ başarısız olan son girişim.
Ancak bu kez başarısızlıktan daha büyük bir ‘tehdit’ barındırıyor.
Rusya…
***
ABD, önce muhalefet lideri Leopoldo Lopez’i destekledi, ancak ‘ev hapsine’ alınınca, Juan Guaido’yu destekledi.
Zaten kötü giden ekonomiyi
‘ambargolarla’ ve ‘ülkenin yurtdışındaki varlıklarını dondurmakla’ iyice krize soktu.
Çünkü, muhalefetin arkasında yeterli halk desteği yoktu.
Halk da ‘cebini’ düşünürdü!
Ordu da daha fazla karışıklık istemeyeceği için halkla birlikte hareket ederdi!
Yani Sosyalist Devlet Başkanı Nicholas Maduro’yu devirirdi!
***
Ama öyle olmadı.
Halk, petrol zengini ülkede benzinsiz, ekmeksiz ve ilaçsız kaldı.
Ama ‘Bolivarcı’ sosyalist yönetime karşı darbeyi desteklemedi.
Guaido, yaklaşık 6 ay boyunca ‘sokağa çıkma’ çağrılarına cılız destek bulabildi.
ABD ‘korkutmak’ için ‘işgal ederiz’e kadar tehditler yaptı.
Yine olmadı.
Guaido, nisanın son günü ‘darbe’ girişimi yaptı, başarısız oldu.
1 Mayıs’ta halkı sokağa çağırdı, kimse çıkmadı.
Dün de ‘genel grev’ çağrısı yaptı.
Yine destek bulamadı.
***
Bu başarısızlık kalıcı mı, göreceğiz.
Ama kalıcı olan bir şey var.
ABD, okyanus ötesinde rekabet ettiği Rusya’yı, kendi eliyle Latin Amerika’ya yerleştirdi.
Zira Maduro’nun arkasındaki en önemli ‘silahlı ve paralı’ güç Rusya.
Moral güç ise Küba.
O yüzden ABD şimdi Rusya ve Küba’yı suçluyor.
Rusya’ya ‘ambargo’ uyguluyor.
Eğer Venezuela’da Maduro kalırsa, ABD’nin ‘müttefik yönetim’ haline getirdiği diğer ülkelerde de işler değişebilir.
Artık ‘arka bahçe’de yeni bir
komşu var.
Berlin ve Paris’in ‘Balkan’ ilgisi
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçen mayısta Avrupa Parlamentosu’na hitap ederken “Balkanlar’ın Türkiye’ye veya Rusya’ya doğru yönelmesini istemediğini” söylemişti.
Bu söz orada kalmadı.
İki ülke, Berlin’de yeni bir ‘Batı Balkanlar Zirvesi’ topladı.
Sırbistan, Bosna, Arnavutluk, Karadağ ve Kosova’nın durumu ve komşularıyla ilişkileri masaya yatırıldı.
Ancak bu gündemin içinde Balkanlar’da “Türkiye, Rusya ve Çin’in artan nüfuzu” da vardı.
AB Genişleme Komiseri Johannes Hahn da, bu ülkelerin AB süreçlerinin canlı tutulmasının “AB’nin nüfuzunu güçlendireceği”
uyarısı yaptı.
Dün, Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Milorad Dodik ve Konsey’in Müslüman üyesi Şefik Caferoviç’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaretleri bu açıdan önemli.
yazının devamı
Hiç yorum yapılmamış
4723 kez izlendi
1676 kez izlendi
1144 kez izlendi
630 kez izlendi
3536 kez izlendi
864 kez izlendi
580 kez izlendi
3622 kez izlendi
2606 kez izlendi
1311 kez izlendi
1768 kez izlendi
634 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.