Onca önemli gündeme rağmen, daha önce sadece kendisini Twitter'dan eleştiren vatandaşlara tepki vermek için konuşan Davutoğlu geleneğini bozmadı... Bu kez de Bahçeli'nin imalarına cevap verdi.
Tartışma ilgimi çekmiyor. Ancak Davutoğlu'nun polemikte, 7 Haziran seçimleri sonrası başlayan koalisyon görüşmelerini hatırlatması, üzerinde konuşulmaya değer.
Zira Davutoğlu, Bahçeli'nin 7 Haziran seçimleri sonrası koalisyon kurma çalışmalarına baştan kapıyı kapatmasının "sorumsuzluk" olduğunu iddia ediyor.
Peki, gerçekten öyle mi?
***
O günleri hatırlayalım.
Davutoğlu'nun genel başkanlığındaki Ak Parti yüzde 40.9 oy alarak tek başına hükümet kurma gücüne erişememişti.
Seçimlerde yüzde 13 oy alarak dengeleri alt üst eden HDP ise, bu gücü sokağı da alt üst etmek için de kullanacak ve ortalık karışacaktı.
O günlerde gün aşırı gerçekleşen terör saldırılarında yüzlerce vatandaşımızı yitirdik.
İşte o günlerde dönemin başbakanı Davutoğlu merkez medyanın alkışları eşliğinde koalisyon çalışmalarına başladı.
Ak Parti'nin, 17-25 Aralık komplosu gibi FETÖ operasyonlarına omuz veren CHP ile koalisyon yapmasının, toplumsal gerginliğin panzehiri olduğunu söyleyen kimi muhafazakâr yazarlar da kendisine destek veriyordu.
Böylesine bir koalisyonun çok kısa ömürlü olacağını, dolayısıyla Türkiye'nin sorunlarını çözmek şöyle dursun derinleştireceğini söyleyen benim gibi yazarlar ise sekterlikle suçlanıyordu.
Bereket, "istikşafi" diye şirinleştirilmeye çalışılan koalisyon görüşmeleri sonuç vermedi.
Türk halkı birkaç ay sonraki 1 Kasım seçimlerinde sandıktan istikrarlı bir hükümet çıkardı.
***
Şimdi siz söyleyin. Devlet Bey o günlerde mahalle baskısına direnmeyip Davutoğlu'nun istediği gibi "sorumlu" davransa ve bir koalisyon kurulsaydı neler olurdu, neler olmazdı?
Mesela, Türk devleti, bir bölgesinde hendekler açıp kurtarılmış bölgeler ilan eden PKK'ya karşı şimdiki gibi etkin mücadele kararı alabilir miydi? Hükümetin, fiilen HDP'li Sezgin Tanrıkulu gibi unsurlara rağmen bu mücadeleyi yürütmesi mümkün olur muydu?
Peki ya, Türkiye 15 Temmuz'u istikrarlı, irade gösteren bir hükümetle değil, darbeye "kontrollü" diyen CHP'nin ortağı olduğu bir yönetimle karşılasaydı?
Düşünmek bile istemiyorsunuz değil mi?
Evet Ahmet Bey, iyi ki sizin istediğiniz olmamış.
İyi ki Devlet Bey sizin sorumluluk anlayışınıza sahip değilmiş...
Ve iyi ki Türkiye'yi savunmasız bırakacak bir koalisyona kapılarını başındankapatmış.
Kaldı ki bizler, sorumlusorumsuz siyasetçilerin kimler olduğunu, 16 Nisan referandumundaki katkılarından ya da suskunluklarından da biliyoruz.
Çünkü Türkiye'ye bir daha 7 Haziran kaoslarını yaşatmamanın mücadelesiydi, Devlet Bey'in gür sesle "evet" dediği, kimilerininse görüş bile belirtemediği referandum günleri.
Sabah
26 Temmuz 2017
YORUMLAR
4718 kez izlendi
1673 kez izlendi
1144 kez izlendi
626 kez izlendi
3536 kez izlendi
864 kez izlendi
580 kez izlendi
3622 kez izlendi
2606 kez izlendi
1311 kez izlendi
1768 kez izlendi
634 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.