Hazindir, Amerika ve Avrupa "kendilerine bağımlı bir Türkiye" ve
"Kürt devleti" sevdasından vazgeçmiyor...
PKK, PYD, YPJ ve YPG örgütlerini arkalamaktan geri durmuyor...
Biz de bunun üzerine Ayasofya'nın konumunu yeniden "sorgulamaya"
yöneliyoruz...
Sırf bunun Cumhurbaşkanımız tarafından telaffuz edilmesi bile ecnebilerin
dişlerini gıcırdatmalarına, yeniden domuzluk etmelerine hatta kılıç
sallamalarına yol açabilir...
Bildiğiniz gibi Erdoğan, geçen Cumartesi Ayasofya Müzesi'nde düzenlenen
"Yeditepe Bienali"nin açılışına katıldı ve konuşma yaptı. Yunan basını
kafayı yedi...
Herifler, "Bu durum, Yunanistan için kabul edilemez"... "Tayyip Erdoğan,
Cuma namazını Ayasofya'da kılmaya hazırlanıyor" gibisinden haberlere
imza attılar...
Evet, Ayasofya'nın yeniden cami yapılmasının irdelenmesi hem önemlidir
hem de tehlikelidir.
Çünkü Ayasofya salt "cami" ya da "kilise" değildir. Ayasofya İstanbul'un
fethinin ve Doğu Roma İmparatorluğu'nun yıkılışının simgesidir...
Ayasofya'nın yönetimi İstanbul'un, İstanbul'un yönetimi Türkiye'nin,
Türkiye'nin yönetimi de İslam aleminin yönetimi anlamına gelmektedir...
Ayasofya'nın idaresi (gerçek anlamda) hâlâ elimizde olmadığına göre
yukarıdaki formülü tersten okuyabiliriz...
Demek ki Ayasofya'nın yeniden camiye dönüştürülmesi bir müzenin (bir
kilisenin) camiye dönüştürülmesinden çok daha fazla bir şeydir.
Ayasofya'nın yeniden ibadete açılması demek, "Osmanlı Medeniyeti"nin
yeniden tarih yazmaya başlaması demektir.
Açıkçası Ayasofya İstanbul'un fethinin simgesidir. Müze değil camidir.
Müslümanların şevket ve haşmetinin sembolüdür. Osmanlı ruhunu
gösteren somut bir örnektir. İslam birliğine vesile olacak kutsal bir
mabettir
Sabah
4 Nisan 2018
YORUMLAR
1884 kez izlendi
923 kez izlendi
1081 kez izlendi
2293 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.