Olur. Hem de bal gibi, mis gibi...
Çünkü deizm, İslami kuralları çiğnemek, kuralları değiştirip yeniden
tanımlamak demektir. En önemli koşulu da (sözde) Tanrı'ya inanmaktır.
(Allah'a demedik!)
Evet, deizm: Allah'ın icraatlarını, eserlerini, fiillerini, isimlerini, sıfatlarını,
şuunatını, peygamberlerini, kitaplarını, meleklerini, cennetini ve
cehennemini inkardır...
İmanın altı şartından beşini ve İslam'ın da beş şartından beşini yok
saymaktır...
Haliyle bu akım aynı ateizm gibi dinsizliktir. Cezası da Kur'an'a göre
sonsuz cehennemdir! Düşündürücü ve üzücü olan da burasıdır.
Anlayacağınız mesele göründüğünden çok daha ciddidir. Lütfen bu
mevzuda demagoji yapmayalım ve birbirimizi kandırmayalım. Zira genç
kuşaklar bu meret yüzünden cennete girme haklarını kaybediyorlar...
***
Deizm: Batı'nın bize dayattığı bir inanç biçimidir. Daha doğrusu yeni bir
dindir. (Batı'da 15 yüzyılda ortaya çıkmış, 16 ve 17 yüzyıllarda kök
salmıştır. Ama bizimle tanışması yenidir...)
Bu, "kelime-i tevhid"in kısmen iptalidir...
Bu, namazı, orucu, haccı ve zekatı aklen, kalben ve fiilen ortadan
kaldırmanın başka bir yöntemidir.
Bu, gayrimüslim olmanın başka bir türüdür...
Bu, bir özentidir. Evet, gençlerin heveslendiği bir Avrupa ve Amerika
özentisidir...
Bu, şüpheler içinde kıvranmamak için sığınılan batıl bir dindir...
Bu, kendi kendini yememek için dinsiz olmanın başka bir yoludur...
Bu, medyada ya da sosyal medyada İslamiyet'le ilgili her olumsuz şeye
sazan gibi atlayıp "işte İslam dedikleri buymuş" çapsızlığına düşenlerin
edindiği yeni bir inançtır...
Bu, işlenen günahların çoğalmasıyla ve dini hassasiyetlerin zayıflamasıyla
içine düşülen dipsiz bir kuyu ve bataklıktır...
Bu, dinde güncelleme (tecdit) olmaz diye tutturanların genç kuşakları
itekleyerek düşürdüğü derin bir çukurdur...
Gerçek şu ki: Dinin emir ve yasaklarından rahatsız olanlar, giderek dinden
çıkarlar ve bu akımın kucağına düşerler...
Ötesi magazindir...
***
Ne acıdır ki, genç kuşaklar arasında deizm hızla yayılıyor...
Fikir ya da düşünceyle değil, Batı'nın dayattığı yaşam tarzıyla...
His, heva, heves, vehim, şehvet, nefis ve şeytanın köleleştirmesiyle...
Film, müzik, medya ve sosyal medya'nın bağımlılık yapmasıyla...
Teknolojik oyuncakların (cep telefonu, tablet, bilgisayar ve televizyonun)
hayatı ele geçirmesiyle..
Bunun vebali ve mesuliyeti de devlete, topluma, dine hizmeti dava edinen
gruplara ve ailelere aittir...
***
Nedir peki çaresi?
Kur'an-ı Kerim'i ve Hadis-i Şerif'leri yaşadığımız çağa göre yeniden
yorumlamaktır. Yani dini "tecdit" etmektir. Ehl-i sünnet ve cemaatin
koyduğu sınırlar dahilinde tabii... Tıpkı Risale-i Nur'ların yaptığı gibi...
Gençler elden gidiyor işte, çare gösteriyorum size, Diyanet eliyle basılan
Risale-i Nur'ları okutsanıza okullarda, yurtlarda...
Çünkü, Risale-i Nur'lar yaşadığımız çağla yüzleşen, çağını tanıyan ve
tanımlayan, çağın hastalıklarını teşhis eden ve tedavisi için ona ilaç sunan,
genç kuşakların sorularına ve sorunlarına doyurucu yanıtlar veren, din ile
bilimi barıştıran ve kaynaştıran, aklı, kalbi, vicdanı ve ruhu tatmin eden
eserlerdir. Kuran'ın bu çağa bakan ve bu çağın insanına hitap eden bir
dersi ve tefsiridir. Mesele budur. Bu kadardır.
Üstelik denemesi de bedavadır. Daha ne!
Sabah
9 Nisan 2018
YORUMLAR
1884 kez izlendi
923 kez izlendi
1081 kez izlendi
2293 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.