FETÖ'cülerin organize ettiği o darbenin "yolsuzluk" kılıfıyla sunulması sadece bir tuzaktı. Hedef yolsuzluk yargılaması yolunu açarak siyasi iktidarı yaralı hale getirip yıkmaktı.
Seçimle başaramadıklarını böyle başaracaklardı.
CHP'yi heveslendiren ve kirli ittifakın parçası haline getiren de bu... Bu tutmadı çünkü halk kirli tezgâhı gördü.
Şimdi başta ABD olmak üzere CHP ve bir kısım medya aynı tezgâhı bir kez daha yutturmanın hesabı içinde. Tezgâhın yolsuzlukla hatta İran ambargosuyla ilgisi yok. Bu tamamen Türkiye'nin bölgesel güç olması ve bağımsız siyaset izlemesiyle ilgili.
Bunu ABD'liler bile görüyor ama ne acıdır ki Türkiye'nin bazı siyasetçileri ve yarı aydınları görmüyor. Bakın, FETÖ elebaşı Gülen'i 1960'larda kapsama alanına alan CIA İstanbul direktörü Graham Fuller, (15 Temmuz'da da adı çok geçen, 1999'da Gülen'in ABD'ye kaçırılmasında ve orada güçlenmesinde etkili olan bir isim) hem yıllar önce hem de son dönemde yazdığı kitaplarda ABD-Türkiye ilişkilerindeki kopuşun nedenlerini anlatıyor.
FETÖ ile ilgili tezleri yerle bir olsa da Türkiye-ABD ilişkileri üzerine, ABD'li bir istihbaratçı olarak söyledikleri yaşanan hesaplaşmanın "yolsuzluk veya ambargo" ile alakalı olmadığını gösteriyor. Önce onun gözüyle eski Türkiye'nin üstlendiği rolünü dinleyelim:
"Art arda gelen uzun bir ABD yönetimleri silsilesi 'eski' Türkiye'den memnundu; sadık, güvenilir, sıkı bir şekilde Batı yanlısı, çıkarları ABD'ninçıkarlarından pek farklı olmayan (...) bir Türkiye."
Sonra da bu rolün, 90'larda Sovyetler'in çöküşünden sonra değiştiğini, Türkiye veABD'nin bölgesel çıkarlarının çatıştığını ve Türkiye'nin bir arayış içinde olduğunu söylüyor:
"Ankara, kendisine alternatif siyasi ve ekonomik opsiyonlar önerenMüslüman dünya, Avrasya, Rusya ve Çin ile giderek daha fazla yeni stratejikbağlantılar kurmuştur."
Bunu ne zaman söylüyor? "Yeni Türkiye Cumhuriyeti" kitabının basıldığı 2008'de.
Tabii bu çatışmanın nasıl sonuçlanacağına ilişkin öngörüde de bulunuyor: "ABD'nin bölgesel meselelerde Türkiye ile yakın temas halinde olmayı ihmal etmesi daha pahalıya mal olacaktır."
Ve kitap şu son sözle bitiyor: "Gelecek ne getirirse getirsin, bir şey kesindir:
O eski öngörülebilir ve sadık ABD müttefiki Türkiye artık tarihe karışmıştır."
Şimdi gelelim, FETÖ ile ilişkili Fuller'in, 8 yıl sonra 2016'da yazdığı "Türkiye veArap Baharı" kitabına... O kitapta Batı ve Washington'dakilerin şaşkınlığını anlatır:
"Türkiye'nin nesi var ki böyle davranıyor?
Ya da Türkiye İslamcı arka planı olan bir parti tarafından yönetildiğine göre, sorunun kaynağı İslam olmalı.
Yahut Batı olarak Türk siyasetindeki hangi unsurları desteklemeliyiz ki, budurum düzelsin."
Gördüğünüz gibi "Sarraf veya ambargo" bahane, asıl dert Türkiye'nin bağımsızsiyaset izlemesini içlerine sindirememeleri.
Yukarıdaki sorularda Türkiye'deki muhalefetin tezgâhı neden görmek istemediğinin de cevabı var: "Batı olarak Türk siyasetindeki hangi unsurları desteklemeliyiz ki, bu durum düzelsin."
Bazıları boşuna ABD ağzıyla konuşmuyor, işareti almışlar.
Sabah
3 Aralık 2017
Hiç yorum yapılmamış
1881 kez izlendi
922 kez izlendi
1079 kez izlendi
2293 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.