GÜNCEL

Kürşad Zorlu : Karabağ’da konuşulmayan “DİDERGİN” gerçeği...

Tarih
14 Ekim 2020
İzlenme
Kişi
Yazar
Kürşad Zorlu

Ateşkes çağrısından bu yana Ermenistan tarafı insanlık suçu işlemeye devam ediyor. Sivil yerleşimler hedef alınıyor. Balistik füze atılıyor.

"Ermenistan tarafı” sözünü özellikle kullanıyorum. Zira 40’tan fazla sivilin hayatını kaybettiği, yüzlerce insanın yaralandığı, 1000’den fazla hanenin kullanılamaz hale geldiği bir tabloya dur diyemeyenler, demek istemeyenler kimlerdir?

Bunun cevabı AGİT Minsk Grubu Eşbaşkanlık sisteminin güvenilirliğini ve tarafsızlığını sarsmış olmasıyla yakından ilişkilidir.

Aslında tarihi süreç içerisinde bu anlayışa sahip ülkelerin siviller umurunda olmamıştır. Sadece emperyal hedefleri için bir araçsallık taşımıştır. Kimi zaman insan haklarından dem vurup çağrılar yapmaları ise kendi çıkar alanlarının bir önceliğinden ibarettir.

Öyle ya...

Terör Türkiye’ye tehdit olunca "özgürlük savaşçıları" kendilerine yöneldiğinde vahşi bir insanlık suçu olarak değerlendirilmektedir.

Buradan hareketle Azerbaycan topraklarının %20’si işgal edilmiştir -dün itibariyle bu oranın %15’e düştüğü söylenebilir- ancak bir başka gerçek var ki; suskun dünya bu detayı atlamaktadır.

Bartın Haberleri - Doç Dr. Zorlu: “Nazarbayev Olmasa Türk Konseyi Olmazdı” - Yerel HaberlerErmenistan’ın 1991’te başlattığı işgal süreci ile 1 milyondan fazla Azerbaycan vatandaşı göç etmek zorunda kalmıştır. Literatürde "Kaçkın” şeklinde ifade edilen bu insanlar esasında bulundukları yerlerden kaçmamıştır. Mecbur bırakılmıştır.

Hal böyle olunca sanırım en güzel ifade biçimi Azerbaycan’ın büyük şairi Bahtiyar Vahapzade’ye aittir.

Didergin...

Yani “evinden yurdundan uzak düşenler”...

Vahapzade “Didergin” başlıklı şiirinde şöyle söylüyor:

“Başına haranın külünü töksün,

Sinesi azabdan dağ-dağ didergin.

Teze veteninde garip, çekingen,

Köhne veteninden kaçak didergin.”

Dağlık Karabağ Sorunu'nun Çözümü ve Tirol Modeli – ANKASAM | Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları MerkeziBu insanlar göçe tabi tutulduktan sonra kimisi öğrenci yurtlarında kimisi çadırlarda kimisi de vagonlarda yaşamak durumunda kalmıştır. O dönemde bunların %36'sı çocuklardan oluşmaktaydı. Azerbaycan devleti yıllar içerisinde bu insanların barınma ihtiyacını çözmüş olsa da meydana gelen sosyal olumsuzluklar ve harcanan bütçe ciddi bir büyüklüktedir. Bu tutar 20 milyar doların üzerindedir. Ülke bütçesinin yarısına yaklaşmaktadır.

Şimdi bu insanların Karabağ'daki evlerine, topraklarına dönmesi, buraları sürüp işlemesi, nüfusunun artması Ermenistan ve onun destekçileri için istenen bir durum mu dersiniz?

Elbette hayır!

1828 Türkmençay anlaşmasından bu tarafa demografik yapıyı Ermeniler lehine değiştirmek isteyenler emin olun burada bahsettiğim türde bir sosyo-ekonomik değişime karşı çıkacaklardır.

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR
SESLİ MAKALE YAZARLARI

Copyright © 2020 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;