SİYASET

İsmail Kılıçarslan : Hakikat bir kere yerinden edilmeye görsün

Tarih
29 Eylül 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
İsmail Kılıçarslan

29 Eylül 2015

Hakikat bir kere yerinden edilmeye görsün. Bütün kariyerini ağlak bir ağa dizisindeki daha da ağlak bakışlarına borçlu olan bir oyuncu, yine bir oyuncu olan eşi ile evliliklerinin bin türlü rezilliği magazin basınına düşmemiş gibi davranabilir. Kendi 'sümüklü ilişkiler düzlemi'ne bakmadan başkasının evliliği, ilişkisi, tercihleri üzerinden höykürebilir. Niçin? Hakikat, yerinden edilmiştir çünkü.
Hakikat bir kere yerinden edilmeye görsün. PKK'nın roketiyle hayatını kaybeden 8 yaşındaki minicik bir kız çocuğunun ardından bir siyasi figür, ancak çakallara yakışabilecek şekilde, o yavrucağı da AK-Saray terörünün öldürdüğünü iddia edebilir. Üzerimize bütün o lanetli kinini kusabilir. Niçin? Hakikat, yerinden edilmiştir çünkü.

Hakikat bir kere yerinden edilmeye görsün. 28 Şubat'ta ve sonrasında manşetlerle hükümetler devirip hükümetler kuran Doğan Grubu değilmiş gibi, bütün bunlar olurken hepimiz orada değilmişiz gibi Aydın Doğan'ın bir mektubu ile bütün Doğan Grubu 'sütten çıkmış ak kaşık' gibi algılanabilir. O yılların Kanal 7 ekranında, üstelik Pink Floyd'dan şarkılar çalarak, bu medyanın yaptığı her türlü pisliği bağıra çağıra anlatan birinin, şimdiki pozisyonu gereği, en azından sessiz kalmasını beklememiz boşunadır. 'Ya uy ya terk et', 'gerekirse silah kullanırız' manşetlerini unutalım ve sessizce dağılalım beklentisi içindedirler. Kim bilir kaç insanın linç edilmesine sebebiyet verdiklerini, kim bilir kaçını manşetlerinden linç ettiklerini görmezden gelelim isterler. Niçin? Hakikat, yerinden edilmiştir çünkü.

Hakikat bir kere yerinden edilmeye görsün. Geçen ay satılan 114.000 (yazıyla yüz on dört bin) konutun sadece 1.000 (yazıyla bin) tanesini yabancıların aldığı apaçık şekilde ortadayken 'Türkiye körfez sermayesiyle ayakta duruyor' diyebilirler. Misalen bir arsaya 8.000.000 (yazıyla sekiz milyon) dolar peşin para bayılan ünlü bilim adamımız 'Türkiye ekonomisi çok kötü gidiyor' diyerek buna inanmamızı bekleyebilir. Niçin? Hakikat, yerinden edilmiştir çünkü.

Hakikat bir kere yerinden edilmeye görsün. Pek ünlü entertainment insanımız İzzet Çapa, 'burçların efendisi' namlı ben diyeyim müneccim, siz deyin astrolog Egemen Töreli'de soluğu alır ve bütün 'good wishes'larını bir astrolog ağzından bize boca edebilir. Ay kanlı imiş ya. 'Kanlı ay tutulması' diye bir şey olmuş ya. Bu durumda Yahudilerin kehanetleri gerçekleşebilirmiş. Mescid-i Aksa yıkılarak yerine Süleyman mabedi kurulabilirmiş. Eh ne yapalım. Çare yok. Mecburen bağrımıza taş basıp Mescid-i Aksa'nın yıkılmasını teslimiyetle karşılayacağız. 'Kanlı ay tutulması' yalan söyleyecek değil ya. Bununla da kalınmaz elbette. Ay tutulması sebebiyle 'devlet ve asker karşı karşıya gelebilir ve büyük kayıplar verilebilir'miş. Bir de tabii, baştan uyarıyor bizi astrolog Tökeli: 'Gökyüzü oy çalınmasına çok müsait. Eğer seçmen sandıklarına sahip çıkar ve hilelere izin verilmezse, 7 Haziran'dan çok da farklı bir sonuç çıkmayacak.' Ah, unutmadan, 'tutulmanın enerjisiyle ekonomi hiç olmadığı kadar çıkmaza girebilir'miş. Aman diyeyim şu 114.000 konuttan birini almaya bakın iş işten geçmeden. Niçin? Hakikat, yerinden edilmiştir çünkü.

Hakikat bir kere yerinden edilmeye görsün. 'Nazım'ı sevin ki Genco Erkal yaşasın' cümlesinin öznesi Genco Erkal, insanların ibadetlerine hakaret etmenin ayıp bir şey olduğunu pas geçebilir. Erkal'ın, herhangi bir tarihi insan topluluğuna ilkel (primitif) denilmesine antropologların artık bilmem nereleri ile güldüklerini bilmiyor oluşu cehalet falan değildir. Adam bir kere sahnede Nazım okuyor tamam mı? Sahnede Nazım okuyan birine cahil diyemezsiniz. Niçin? Hakikat, yerinden edilmiştir çünkü.

Öyküdür, anlatılır. Hakikat esasen pek güzel, alımlı ve çıplak gezen masum bir genç kızmış. Bütün kötü niyetliler, bu kızı elde etmeye çabalar olmuşlar. Kendisine bir fenalık isabet edeceğinden korkan hakikat, bir gece yaşadığı şehirden çıkıp yollara atmış kendini. Yürürken ayağı takılıp bir mağaraya yuvarlanmış. Mecazın mağarası imiş burası… Mecaz, yaşlı ve çirkin bir ihtiyarmış. Hakikat, mecaza derdini anlatmış. Mecaz da ona 'sen bana güzelliğini ver, ben de sana şu kötü libaslarımı, yaşlılığımı ve çirkinliğimi vereyim. Böylece insanların gözüne de çirkin görünmeye başlarsın. Onlar seninle hiç ilgilenmez olurlar' demiş. Bu teklifi kabul eden hakikat, o gün bugün eski elbiseler içinde, yaşlı, çirkin, yüzüne bakılmayan biri olup çıkmış. İnsanlar onunla hiç ilgilenmez olmuşlar.
Diyeceğim odur ki sevgili okur. Bugün Türkiye, mecazlar üzerinden, dilekler üzerinden, çarpıtmalar üzerinden kendinden geçirilmektedir. Hakikat, yaşlı ve çirkindir artık. Yerinden edilmiş, bir mağarada unutulmaya yüz tutmuştur. Bir şey olacaksa -ki olmalıdır- olanca çirkinliği ve yalnızlığı ile de olsa hakikatin tarafında saf tutanlar eliyle olacaktır. Gerisi cancandır, mecazdır, yaldızdır.

Ne diyordu Hesse: 'Kendini yorma yeğenim. Hakikatin alıcısı kalmamıştır artık. Kendisine sunulan uyuşturucuyu hakikatin kendisi sanmayı daha çok önemsiyor artık insanlar. Kapiş?'

Yenişafak

 

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
YAZARLAR
SESLİ MAKALE YAZARLARI

Copyright © 2020 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;