17 Şubat 2015
Biz, dediğim, biz erkekler. Konu ise malum; kadınlara karşı erkek şiddeti, tecavüz, taciz, vd.
Üç gündür geleneksel ve sosyal medyaya bakıyorum.
Ne kadar iyi niyetle konuşuyor olsak da kelimelerimiz cansız, cümlelerimiz eğreti...
Ve ne yalan söylemeli...
Hâlâ "en doğrusunu biz biliriz" havasında tepeden bakarak konuşuyoruz.
Oysa esas problem burada işte! Problem cinsiyet çatışmasından, dejenerasyondan, ahlaktan, hayat tarzından falan değil, bizim bu "boyun eğdirme" dürtümüz ve güç ısrarımızdan kaynaklanıyor.
***
Kadınların daimi yılgınlık içinde yaşadıklarını...
Bunun dekolteyle, kapalı olmakla ilgisi olmadığını anlamak istemediğimiz sürece işin içinden çıkamayız.
Facebook'a, Twitter'a yazdığımız güzel sözler de sadece güzel sözler olarak kalır.
Hem söyleyin...
En kalabalık caddede bile yan yana yürüdüğü için "sürü" özellikleri göstermeye başlayan bir erkek grubuyla karşılaşınca her seferinde şiddetli bir tedirginliğe kapılmayı nasıl anlayabiliriz ki!
Her gün gidip gelmek zorunda olunan bir yolda bile yanında biber gazı taşımak ihtiyacı duymayı nereden bilebiliriz!
Hepsini bir yana bırakın...
Şu örnek üzerinden düşünün...
Biz erkekler "hayır!" dediğimizde, kadın erkek fark etmeksizin karşımızdaki gerçekten "hayır!" dediğimizi bilir, anlar.
Fakat bir kadın bize "Hayır!" dediğinde bunu naz veya örtülü bir "evet" olarak anlamaya kurgulanmamız tuhaf değil midir?
***
O yüzden diyorum ki...
Biz, biraz susalım şimdi.
Kadınları dinleyelim.
Bir yandan da fırsat bu fırsat, düşünelim...
"Erkek olmak" nedir, nerede yanlış yaptık, erkek olmakla "erkek kimliği" arasında farklar varsa, bunu nasıl göz ardı ettik, onları düşünelim...
Ya da en iyisi önce şu "erk" belasını düşünerek başlayalım.
Sabah
YORUMLAR
4725 kez izlendi
1677 kez izlendi
1145 kez izlendi
632 kez izlendi
3536 kez izlendi
864 kez izlendi
580 kez izlendi
3622 kez izlendi
2606 kez izlendi
1311 kez izlendi
1768 kez izlendi
634 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.