Trump daha Mayıs 2017'deki ilk görüşmelerinde Erdoğan'a İzmir'de tutuklanan pastörü sormuştu.
Nasıl sordu, ne istedi; orası devlet mahremiyeti bakımından haklı olarak biraz bulanık kaldı.
"Vakit geçirmeden serbest bıraksanız ne iyi olur" mu demişti Trump, yoksa "Washington'da arkamdan iş çeviren güçler Brunson olayını büyütecek, bilginiz olsun" mu? Bunu şimdilik bilemiyoruz.
Dönemin Dışişleri Bakanı Tillerson'ın Ankara ziyareti de bir nevi Brunson pazarlığı içindi ama öne geçen konular oldu, işler karıştı.
Evanjelist misyon çalışmalarıyla, FETÖ/ PKK bağlantılarıyla, CIA tarafından el üstünde tutuluşuyla ve 15 Temmuz darbe girişimindeki rolüyle Brunson ilginç bir kimlik. Kritik bir adamı elimizde tutuyoruz.
Zamanında bunu hafifseyen, göz ardı edenler oldu ama sanırım artık gerçek onların da kafasına dank etmiştir.
***
Fakat tam burada duralım ve geniş tabloya bir daha bakalım...
Helsinki zirvesi sonrası ABD yönetiminde ciddi bir "iç müdahale" gerçekleşti. (Trump'ın orada verdiği "Putin'in iş ortağı" fotoğrafı Pentagon'a ve Beyaz Saray'ın örtülü güçlerine "yeter artık!" dedirtti.)
İlk hamlelerden biri de yine Brunson üzerinden Türkiye'ye yapıldı.
İlginçtir, Başkan Yardımcısı Pence sanki görevi devralmış gibi davranıyor.
Belli ki, kongrede dillendirilmesine alışık olduğumuz ama Beyaz Saray'a gelince yumuşatılan konular şimdi doğrudan en tepelerden önümüze getirilecek.
Yani, sert bir döneme girdik.
Ve konunun sadece Brunson'dan ibaret olmadığını unutmayalım.
***
Hiç yorum yapılmamış
4725 kez izlendi
1677 kez izlendi
1145 kez izlendi
632 kez izlendi
3536 kez izlendi
864 kez izlendi
580 kez izlendi
3622 kez izlendi
2606 kez izlendi
1311 kez izlendi
1768 kez izlendi
634 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.