POLEMİK

Fuat Uğur : Ayasofya, Atatürk, açık yaralarımız ve akıl

Tarih
28 Temmuz 2020
İzlenme
Kişi
Yazar
Fuat Uğur

Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla yayınlanan kararname gereğince 1934 yılında müzeye dönüştürülen Ayasofya, Danıştay’ın hukuki yolu açması üzerine Hükûmet kararıyla yeniden eski hâline; Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi adıyla camiye dönüştürüldü.

Hikâyenin özeti bu.

Kimileri bunu 86 yıllık hesaplaşmanın ve Atatürk’e karşı rövanşın bir parçası olarak niteleyebilir, kimileri de köklerimizin Osmanlı’da başladığını hatırlatarak Atatürk’ün kararından duydukları ıstırabın giderilmesi...

Pek çok kişi de tüm bu kutuplaşmadan azade, olayı Türkiye’nin geldiği noktada bağımsızlığımızın ve millî duruşumuzun bir simgesi olarak değerlendirebilir.

Ama olay başından beri “Siz ne cüretle Atatürk’ün müze yaptığı yeri tekrar cami yaparsınız” diyenlerle, bu dönüşümü Mustafa Kemal Atatürk ile 86 yıllık bir hesaplaşmanın ürünü olarak kabul edenler arasında sıkışıp kaldı.

Her ikisi de saçmaydı.

Ne yazık ki bu tartışmanın kökeninde çeşitli toplumsal kesimler arasında, Atatürk ve sonrasındaki dönemle ilgili yapılamayan yüzleşmeler, hesaplaşmalar ve halledilemeyen meseleler var.

Hâlâ Atatürk’ü kendi pozisyonlarımızın dışına çıkarak, Cumhuriyet’in kurucusu, bir lider, bir siyasetçi ya da komutan olma özellikleriyle tartışamıyoruz. Çünkü bir taraf onu kutsuyor ve yaptığı her şeyin doğru kabul edilmesini isteyerek gelen her eleştiriye âdeta kükreyerek cevap veriyor, diğer taraf da onu külliyen reddediyor ve adını tarihten silmeye yemin etmiş gibi davranıyor.

Ayasofya'yı Amerika ve İngiltere'ye rehin veren Atatürk'türAtatürk’ün aldığı kararlar göklerden gelen ilahi bir emir değil. Zaten birçoğu çağın gerekleri uyarınca değiştirildi, hatta uygulanmıyor. Kıyamet de kopmadı ve kopmaz. Türkçe ezan kararının 1950’de CHP’li vekillerin de oylarıyla değiştirilmesi gibi.

Dün Yazar Fazıl Duygun paylaştı. Cumhuriyet gazetesinin sahibi Yunus Nadi, müze kararının çıktığı 24 Kasım 1934’ten önce, yani 1 Ekim 1934 tarihindeki “Kendi kendimize tenkit; Ayasofya müze” başlıklı makalesinde aynen şöyle diyor:

Gazetelerde Ayasofya’nın bir müze olarak tanzim edileceğini okudukça afallamaya devam ettiğimizi itiraf etmek mecburiyetindeyiz. Kendi kendimize mütemadiyen “ne müzesi” diye soruyoruz. Ayasofya’nın zaten kendisi en güzel bir müze ve belki ondan daha başlı başına bir abidedir. Ama dikkat edin, hep mabed olarak bir abide. Onun simasına tarihi muazzam bir hadise hâlinde Türklüğün devirleri taklip eden kudreti de nakşolunmuştur...

73. Yıl Yunus Nadi Ödülleri | Okuma AjansıAma müze kararı, tek parti rejiminin resmî gazetesi Cumhuriyet’in sahibine rağmen çıktı değil mi? Orayı 1934’e kadar cami olarak muhafaza eden Atatürk, o gün hangi şartlara dayalı olarak bu kararı verdi, asıl ona bakmalı. Erdoğan’ın, geçen yıl Ayasofya’nın açılmasını isteyenlere “Önce Sultanahmet’i doldurun” dediğini unuttuk mu? Demek ki o vakit Türkiye için uygun değildi.

yazının devamı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR
SESLİ MAKALE YAZARLARI

Copyright © 2020 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;