Diyarbakır’da evlatlarını dağa götürenlere tepki göstererek HDP il merkezi önünde toplanan annelere destek büyüyor.
Evlatlarını kurtarmak isteyen annelerin sayısı da artıyor.
Doğaldır, kim ister ki evladı dağa gitsin.
Sefalet içinde yaşasın.
Sonunda bir kurşunla hayatını kaybetsin.
Bazen bir askerin. Bazen de bir PKK’lının kurşunu, yani örgüt içi infaz ile.
Ömrü siyasal Kürt hareketi ile geçmiş, HDP dışında hiçbir yerde siyaset yapmamış ana babalar bile evlatlarını PKK’ya kaptırmaktan korkuyor.
Diyarbakır’ın Sur ilçesinin eski belediye başkanının oğlunu PKK’ya kaptırmamak için verdiği mücadele hâlâ hafızalarda.
Tek örnek de o değil.
Aslında bu durum yeni değil.
PKK’nın çocuk yaştakileri devşirip dağa götürmesi ve onların aileleri tarafından kurtarılmaya çalışılması eski ve bitmeyen bir hikayedir.
1990’lı yılların tam ortasıydı.
Diyarbakır Cezaevi’nde bir Teke Tek çekmiştik.
Asıl amacımız, o dönem PKK’dan kaçıp devlete sığınan Abdülhakim adlı bir teröristin örgütle ilgili anlatacaklarını kayda almaktı.
Ancak cezaevindeyken, bir grup genç ile karşılaştık.
Genç dediğim, 15 ila 18 yaş arasında çocuklar.
Hepsi çocuk yaşta PKK’ya katılmış sonrasında da örgütten kaçmak için yıllarca mücadele etmiş çocuklar.
Her denemelerinde yakalanıp, örgüt tarafından “özeleştirileri” alınmış ve ağır işkencelere maruz bırakılmış çocuklar.
Hiç unutmuyorum.
14-15 yaşlarında bir kız çocuğu vardı.
Yaşı tam bilinmiyordu çünkü nüfusa kayıtlı değildi.
Ana babası ölmüş, nenesi tarafından yokluk içinde büyütülmeye çalışılırken, dağa kaçmıştı.
“Niye dağa gittin?” diye sormuştum çocuğa.
“Açtım, evimizde su bile akmıyordu. Örgütten bahsedenler dağda çok güzel binalar olduğunu, sürekli yemek verildiğini, odalarda sıcak sulu banyolar olduğunu söylediler. O yüzden gittim” demişti.
Gitmiş, anlatılan gibi olmadığını görmüş, geri dönmek istemiş ama yollanmamıştı.
Her kaçma denemesinde yakalanmış ve dövülmüştü.
Sonunda bir punduna getirip, askerlere teslim olmuştu.
Bir başka genç kızın ise her yerinde derin yanıklar vardı.
Birkaç kez kaçmaya çalışmış, en sonunda üzerine eritilmiş naylon dökülerek işkenceye uğramıştı.
Anlattığı buydu kızın.
16-17 yaşında ya var ya yoktu.
Benzer durumda erkek çocukları da vardı ama çoğunluk kız çocuklarıydı.
Güneydoğu’daki analar bu durumları yıllardır çok iyi biliyorlar.
O yüzden de evlatlarını geri getirmek için uğraşıp duruyorlar.
Biliyorlar ki, örgüte katılmak kolay.
Ama ayrılmak zor.
Hatta imkansız...
YORUMLAR
1877 kez izlendi
920 kez izlendi
1072 kez izlendi
2293 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.