RUSYA'NIN Ukrayna'yı işgali tüm dünyada dengeleri bozdu. Zaten bunun için düşünülen ve yapılan bir operasyondu.
Ancak sonuçları itibariyle BİRİNCİ ve İKİNCİDÜNYA SAVAŞLARINI sollayacak gibi durmakta...
Putin'in UKRAYNA kararı ve yaptığı eylemler, AVRUPA'yı titretti. Bu korkuNATO'nun geri gelmesineyol açtı. Son olarak daİSVEÇ gibi FİNLANDİYA gibi ülkeler NATO üyesiolmak için yola çıktı. Türkiyetatlı bir defans yaparakkonunun genleşmesineneden oldu. Ancak dengenindeğişeceğini gösteren asıloyuncu ise bu iki ülkenindışındaki İSVİÇRE'ydi! UKRAYNA NATO'ya girecekti. İstiyordu. Hakkıydı.
Rusya da bunu MİLLİ GÜVENLİK SORUNU olarak gördü. İmzalaratılmadan ORDUSUNU yolladı. Daha önce defalarcayazdım! NATO üyesi bukadar ülke vardı nedenses çıkarmıyordu? NATO bir ülkeyi üye yaparkenMoskova'ya mı soracaktı?
Eski SOVYET ülkeleri bile NATO'ya giderken neden tepki verilmiyordu?
Eğer mesele UKRAYNA ile aradaki sınır ise şimdiNATO'ya girecek olanFinlandiya'nın da Rusya ilebin 300 kilometre sınır vardı. Ukrayna'ya ordu yollarken Finlandiya'ya ne yollanacaktı?
Şimdi HELSİNKİ'den St. PETERSBURG, çıplak gözle görülüyordu.
Tepki ne olacaktı?
Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ve Başbakan Sanna Marin "NATO üyesi olmak Finlandiya'nın güvenliğini güçlendirecektir... " sözleriyle üyeliği savundu. İsveç de farklı değildi. Macron ve Scholz bu çıkışa anında destek verdi.
Başkan Erdoğan ise "İskandinav ülkeleri ne yazık ki terör örgütlerinin adeta misafirhanesi gibi" sözleriyle bu karara karşı olduğunu dile getirdi. Türkiye elbette bir yandan PAZARLIK yapacak bir yandan da "DÜNYA NEREYE GİDİYOR?" sorusuna cevap arayacaktı. Çünkü bu sorunun içeriyi de fazlasıyla ilgilendiren kısmı vardı! Yine içerisini ilgilendirecek önemli bir adım da İSVİÇRE'ydi! Savaşların dışında kalan, kimsenin gelip rahatsız etmediği, edemediği, rüzgarların başlangıcı olan İSVİÇRE...
İsviçre 1815 yılındaki Viyana Konferansı'nda ilan ettiği tarafsızlık statüsünden bu yana hiçbir ülkeyle savaşmadı. 1907 yılındaki Lahey Sözleşmesi'nden bu yana İsviçre uluslararası hiçbir ihtilafa taraf olmadı ve topraklarını çatışmalara taraf olan ülkelere açmadı, ilgili ülkelere silah ve mühimmat vermedi.
Birinci Dünya Savaşı'nda da İKİNCİSİNDE DE taraf olmadı. Soğuk savaş yıllarında bile TARAFSIZLIK sabitti.
Hiç sapma yaşanmadı.
Rusya'nın UKRAYNA işgali İSVİÇRE'de bile işlerikarıştırdı. Bir yandan AB'ninyaptırımları diğer yanda ise TARAFSIZLIK ilkesi ülkeiçinde basıncı artırıyordu.
Bu iklimde İsviçre TAM ÜYELİK için olmasa bileNATO'ya yaklaşmak içinadımları sıklaştırıyordu.
Savunma Bakanı Viola Amherd Washington'a yaptığı ziyaret öncesi ülkesinin tam üye olmamakla birlikte ABD'nin önderliğindeki NATO ittifakıyla artık daha yakın çalışacağını bildirdi.
Gidilen yerde İSVİÇRE bile TARAF olmaya zorlanıyordu. İSVİÇRE çok özel bir alandı. Kimsenin elini sokamadığı bir kara parçasıydı. DERİNLİKLERİNDE GİZLER saklıydı.
İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna doğru Alman istihbaratının patronu olan Amiral Canaris, İSVİÇRE'de ABD'li istihbaratçılarla bir araya geldi. Konu derin ve sarsıcıydı. Canaris savaşın bittiğini görüyor ve ABD'liler'e "Berlin'e Ruslar daha önce girecek gibi. Belgeleri ve personelimizi onların kontrol etmesini ve ele geçirmesini istemiyoruz. Gelin bunları siz alın. Kontrol sizde olsun..." teklifi yaptı. Derin operasyondu bu. HİTLER konuyu duydu.
Dortmund'da dünyaya gelen Wilhelm Franz Canaris piyano teliyle idam edildi. Köklerinin YUNAN'a dayandığını sanan AMİRAL, sanayici Carl Canaris ile Auguste'nin oğluydu. İtalyan kökenliydiler.
Mükemmel İSPANYOLCA biliyordu. İngilizlerle ilesavaşıyor sonra da gidipanlaşıyordu. Yerine gelen GEHLEN de ABD'yibüyütüyordu. Değişenbir şey yoktu. ALMANİSTİHBARATI içeridenABD'yi tutup ülkelerineçekiyordu. Şimdi tansiyonuntavan yaptığı bu dönemdede en önemli merkezleryine İSTİHBARAT KURUMLARI...
Atılacak adımlar belki 100 yıl değişmeyecek.
Böylesine büyük bir oyunun içinden geçiyoruz. O İSVİÇRE şimdi yine oyunun içinde olacak gibi duruyordu.
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.