SİYASET

Ergün Diler : Kaybedenler

Tarih
05 Mayıs 2016
İzlenme
Kişi
Yazar
Ergün Diler

Galiba içeride ve etrafımızda olanlara biraz geniş bakmak durumundayız. Anlamak için isimlere takılmadan gitmek zorundayız. Ortadoğu... Gözyaşı ve kan... Her gün KİLİS'e roket düşüyor! Kim atıyor? Neden ara vermeden rahatsız ediyor? PKK, PYD ya da YPG'nin görevi ne?
IŞİD ne için geldi, neyi bekliyor?
SORU ÇOK...
İçerideki türbülansı da anlatarak devam edelim... Denizlerde hakimiyet el değiştirdiği dönemde yani 1480-90'larda İspanya-Portekiz, Avrupa dışında kalan dünyayı ikiye bölerek paylaştı. Yerkürenin bir yarısı İspanya'ya diğer yarısı da Portekiz'e kaldı. TORDESİLLAS ANLAŞMASI'YLA bu hayata geçiliyordu. Bu masa kurulurken masanın ortasında PAPA vardı.
Amerika'nın keşfiyle ekonomi de değişiyordu. Vasco da Gama, Pedro Alvares Cabral, Diogo Cao, Bartolomeu Dias, Gaspar Corte, Pero da Covilha gibi kaşifler buldukları ve ele geçirdikleriyle o gün için yeni dünyayı kuruyorlardı.
Gidebilen ve getirebilen kuralları koyuyordu! İspanya ve Portekiz öndeydi. Papa'yı yanlarına alıp dünyaya format atıyorlardı.
Bu oyunda yer alamayan İngiltere ise REFORM hareketleriyle PAPA'ya, KATOLİK KİLİSESİ'ne isyan bayrağını açıyordu.
Paylaşımda istediği yeri bulamayan İngilizler ne yapıyordu dersiniz?
Evet! Osmanlı'ya yaklaşıyordu!
Tek çıkış alanları MÜSLÜMAN COĞRAFYASIYDI!
Kraliçe I. Elizabeth dümeni İstanbul'a kırmıştı... İngiliz tarihçi şöyle diyordu: "Elizabeth, Osmanlı Sultanı III. Murat'a tabi olarak, kendisinin daha aşağı bir konumda olduğunu kabul ederek gitti.
Murat da Elizabeth'e 'Evet, tabii, gel. Kim olduğunu bilmiyorum ama madem istediğin şey ticaret yapmak, yapabilirsin' mealinde bir karşılık verdi. III. Murat bununla 'Biz çok-kültürlü, çok-inançlı bir imparatorluğuz. Gücümüzü tek bir siyasetten veya dinden almıyoruz, İspanya'dan farkımız da bu. Biz herkesi istiyoruz, Katolikleri, Yahudileri... Herkes bizimle ticaret yapabilir, yeter ki bize tabi olduklarını kabul etsinler' demiş oluyordu..." Tabii İngilizler'in o dönemin gücü Osmanlı'ya yaklaşmaları aradaki düşmanlığı artırdı. Bunun üzerine Kraliçe'nin adamları KATOLİK KİLİSESİ'ne ait kiliselerden çanları söküyor Osmanlı'ya silah yapması için veriyordu. Ayrıca PROTESTANLAR kitleler halinde MÜSLÜMAN oluyordu. İngilizler için en büyük tehlike buydu. Daha sonra bizi çözünce İspanya'ya yanaştılar ve Müslüman toprakları hiç rahat görmedi! Bu ayrı!
Yani o gün de bugün de TÜRKİYE dünyanın dengesinin oluştuğu yerdi... Osmanlı Protestan-Katolik savaşını kullanarak büyük oyunlar kurdu.
Büyük sonuçlar aldı. Ama daha sonra İSLAM ortak hedef oluverdi! İngilizler'i ADA'dan dışarı çıkaran Osmanlı'ydı! Ama en büyük darbeyi el attıklarından görüyordu! Son 100 yılda yaşanan iki büyük dünya savaşında da PAYLAŞIM tam olarak yapılamadı. Hep itirazı olanlar vardı. Dün İspanya-Portekiz kuralları koyuyordu şimdi de Amerika, Avrupa, Çin ve Rusya koymak istiyor. Ama her kim öne çıkacaksa TÜRKİYE'ye muhtaçtı.
Artık İstanbul'da okunan ezanlar bilin ki bütün BATILI ülkelerin başkentlerinden duyuluyordu!
Sevseler de sevmeseler de bize geleceklerdi. Ama gelmeden önce içeride biriktirdikleri adamlarından sonuç almak isteyeceklerdi!
Erdoğan'ı manşete taşıyorlar...
Siyasete başladığı dönemdeki arkadaşlarından pek çoğunun olmadığını söylüyorlar! OLMAYACAKTI tabii! Çünkü belediye başkanıyken başı derde giren, kapatma davalarıyla uğraşan, cuntalara karşı ayakta kalan, ekonomik türbülanslara direnen sadece ERDOĞAN'dı! Kapatma davasını hatırlayın! İyi okuyun! Erdoğan ve partisi gidecek, yanındaki herkes yaşamına kaldığı yerden devam edecekti. DİYET ÖDEMESİ istenen sadece Erdoğan'dı! İstanbul sermayesi ile İstanbul medyası ile mücadele eden de Erdoğan'dı.
ÇÖKMÜŞ bir TÜRKİYE isteyen YABANCILARLA dövüşen de oydu! Çok önceden içimizde büyüttüğümüz İsrail'e de "DUR!" diyen oydu! IMF'yi gönderen de...
Müslüman ülkelerde TÜRKİYE'yi ayağa kaldıran da, BATI'ya karşı haklarını savunan da... İstanbul'u ANADOLU'ya tünellerle bağlarken, Ankara'yı BALKANLAR ile Orta Asya ile Ortadoğu ile birleştiren de oydu!
Daha neler neler...
Erdoğan yola çıktığı arkadaşlarının hepsinden farklıydı. Daha büyük idealleri vardı.
Cezayir'de BARBAROS'un yaptırdığı camiyi gezerken bunu ilk kez açık net görmüştüm... Kimseyi eleştirmek gibi bir amacım yok. Ama AK PARTİ'nin hayatına bakın! Hep hedefte ve tehlike altında olan Erdoğan'dı!
Başka bir isim yoktu! 7 Şubat'a bakın, 17-25 Aralık'a bakın, Oslo'ya bakın, Gezi'ye bakın...
Parti de vardı, onca bilindik isim de vardı! Ama Erdoğan'dan başka ortada kimse yoktu! KAPATMA DAVASINDA bavulları hazırlayıp kaçmaya hazırlanan bakanlar, GEZİ'de AHABER'e çıkmamak için telefonlarını kapatanlar vardı! 17 Aralık'ta ülkeyi terk edip sonuca göre geri dönenler vardı!
İsimlere girersem ortalık karışır!
Gerek yok! Kimse Erdoğan kadar bu ülkeye inanmadı. İşin özü bu!
Herkes bir şekilde bir B PLANI yaptı. Çok kişi "Bir düşse de biz gelsek!" diye sırada bekledi.
Dün de, bugün de... Ayakta kalmak için değil de bir başkasının düşmesine bel bağlayanlar hep kaybetti! Kaybedecek de...
Churchill "İnsani değerler içerisinde en çok saygı gösterilmesi gereken değer CESARETTİR; çünkü bütün değerleri güvence altına alan CESARETTİR..." der... Erdoğan'la yola çıkanların pek çoğu hiç cesaretleri olmadığı için gitti. Her tehlikenin bir son olduğunu düşündükleri için çekildiler, eridiler ve kayboldular...
Türkiye büyük bir oyunun tam merkezindeyken içeride herkesin aynı yöne kürek çekmesi gerekiyordu. Aksi büyük kayıptı.
Şimdilerde gerçekleşecek olan bu!
Bakın geçen yıl IŞİD'i kuran CIA eski BAŞKANI David Petraeus şunları söylüyordu:
"IŞİD'in her geçen gün daha güçlendiğini, yenilenen haritalarla görüyoruz. IŞİD'i tamamen yok etmek, çok hayalci bir yaklaşım.
Öncelikli olarak onlarla savaşacak ciddi bir kara gücü şart. Suriye sınırında IŞİD'e karşı en büyük darbe indirecek ordu Türkiye'de.
Eğer Türkiye, Suriye sınırından girip, IŞİD'e karşı savaşırsa dengeler değişir. Tabii bu konuda Türkiye'yi ikna etmek şart.
Washington, eğer bu konuda Türkiye'yi ikna edebilirse, her şey değişir. Aksi durumda IŞİD'in yeni haritalarını görürüz. PYD'ye Türk topraklarından gönderilen Kürt savaşçıların, IŞİD'e karşı yetersiz olduğunu gördük. Hem de çok yetersizler. Türkiye'nin, İsrail'in ve ABD'nin çıkarı için Türk askeri, Suriye'ye girmeli... Düşürülen Türk uçağından sonra bile girmemek için direnen Türkiye'yi bu konuda ikna etmenin elbette zor olduğu da bir gerçek..." Kilis'e roket yağıyor! Değil mi?
Anladınız mı! Amerika kendi geleceği için BÖLGEDE kurduğu oyunu sona erdirecek bir güce ihtiyaç duyuyor. ORTADOĞU'nun ve dünyanın yeni dengesi için! Bunun karşısında da Avrupa ve Çin var! Hatta Rusya var! Ve mücadele eden bütün ülkelerin içimizde ADAMLARI var! Hep de oldu zaten...
Şimdi çok kritik bir zaman dilimi içindeyiz... Çok önemli kararların verileceği bir periyottayız!
ANKARA'nın kendi içinde ve etrafında doğru adım atacak isimlerle gitmek istemesi çok normal... 100 yılık bir dengenin tam ortasındayız. Fırsat da tehdit de var! AKILLARIMIZI birleştirmeliyiz.
Yapılan da galiba bu!
Korkulacak bir şey yok...
Türkiye gaza basmadan önce depoyu dolduruyor!

Takvim
5 Mayıs 2016 

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2019 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;