SİYASET

Ergün Diler : Kadere bak

Tarih
24 Aralık 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Ergün Diler

ŞİMDİ Amerika'da okullara FBI baskınları yapıldığı söylenince, geriye gittim. Ta eskilere... Aslında cemaati Buca'da tanıdım. Gençken.
Hareket içinde çok önemli ve etkili konuma gelecek olan isim, bizim DİN HOCAMIZ'dı. Çok severdik. Çok iyi Türkçe konuşurdu. Bizi anlardı.
Nedense onu çok dikkatle dinler, biraz da incelerdim. İnce siyah seyrek bıyıklarıyla, esprileriyle, bol notlarıyla, hoşgörüsüyle, bize yakınlığıyla hep öndeydi. Severdik. Voleybol oynardık.
Kıran kırana... Ama spora çok yatkın olmamızdan olsa gerek, açtığı yoldan gitmezdik. Yakın durur ama uzak kalırdık. Bilmeden. Gençtik...
Hareketi orada gördüm. Daha sonra günün birinde, acı çekilerek sona ereceğini anladım. 28 Şubat'tan sonra ise KULLANMA SÜRESİNİN başladığını fark ettim. Hikaye iyi başlıyor ama finalde işler beklendiği gibi olmayacaktı... Geriye gidelim... Pensilvanya'yı koruma altına alan kişi, Cemal Tural Paşa'ydı. Bir akımın öncüsü olan isim, hareketin arkasındaydı. Tural, İKİNCİ ORDU KOMUTANI'yken yakınlaşma tavan yaptı.
Tural, BARZANİ hareketini çok önemsiyor ve yakından takip ediyordu. O dönemde Güneydoğu'da pek çok evde Barzani posterleri, resimleri bulunuyordu. Barzani emir verdiği an halkın ayaklanacağı konuşuluyordu. Pensilvanya, Barzani'yi hiç sevmediği için de Tural Paşa'ya yakınlık duyuyordu. Bu da ikisini bir araya getirmenin önünü açıyordu...
Aradan yıllar geçti... 28 Şubat geldi... Finansal bir darbeydi. Çevik Bir ne olduğunu bilmeden öne çıkıyordu. Oyun sanıyordu olan biteni. O da Bucalı'ydı. Her şeyi eksik bildiği için doğru sonuç çıkmıyordu. Rahmetli Erbakan Hoca, Alman ekolüne inanırdı. Bu yolla büyüyeceğimizi düşünürdü. Başına gelmeyen kalmadı.
1970'lerin başında Muhsin Batur ile Turgut Sunalp, İsviçre'den alıp getirdi. AMERİKANCI MORRİSON DEMİREL'in oylarını bölmek için!
Asker, İSLAM'ın gücünü biliyor kendi kontrollerinde bir oluşum istiyordu. Aynı ordunun bir PAŞASI olan Çevik Bir de yıllar sonra yani 28 Şubat'ta Erbakan'ı bitiriyordu! MİLLİ GÖRÜŞ'ü tasfiye ediyordu. Demek ki bir şeyler değişmişti! Tıpkı şimdi değiştiği gibi... Operasyon üzerine operasyon geliyordu.
Askerler işin içinde olsa da hepsi DIŞARIDAN KURGULANIYORDU! Kimse göremiyor ve anlayamıyordu. Buhranlı günlerde İngiliz Büyükelçisi ısrarla kudretli paşalardan olan .....'dan randevu istedi. Paşa ısrarı anlamadı.
Ama dayanamayıp sonunda randevuyu verdi.
İngiliz Büyükelçi Pensilvanya'ya dikkat çekerek "Bunlara dikkat edin. Çok tehlikelidir. Gün gelecek başınıza dert olacak..." dedi. Paşa da "İyi ama siz nereden biliyorsunuz?" diye sordu!
Cevap çok ama çok ilginçti: "Biz kurduk, Amerikalılar'a kaptırdık..."
Aslında hepimizin itiraz etmesi gereken buydu! DIŞARIDAN GELEN HERŞEYE EL ELE KARŞI KOYMALIYDIK. Yoksa bu ülkenin içinden doğan SOL ya da SAĞ'ın kimseye bir zararı olmazdı. Devletine yakın olan, yıkmaya, ele geçirmeye çalışmayan FİKİR, senin ise hiç sorun yoktu. Ama böyle olmadı...
28 Şubat'ta SAKIZ firmaları bile batarken BANK ASYA ayakta kalıyordu. İSLAMİ SERMAYE ile mücadele ediliyor arkasından onlarca banka yerle bir oluyor, ancak Pensilvanya'ya bir zarar gelmiyordu. Kendine güvenen ve her şeyi bildiğini düşünen Çevik Bir, büyük hata yapıyor ve günlerce TAKSİDE YATAN hareketin liderini, KORKUTARAK Amerika'ya yolluyordu. Kaçırıyordu! OYSA hareket el değiştirmişti! İngilizler'in kurduğu yapı Washington'un eline geçmişti.
Bunun SAĞLAM olması için de hareketin PENSİLVANYA'ya gitmesi gerekiyordu. Çevik Bir, başarıyla bunu gerçekleştirdi. Ama kendisi İRTİCA ile mücadele ediyordu!
Burada kalsa rahatlıkla kontrol edilecek olan bir hareket ülkesinin karşısına dikiliyordu. Tetiği ilk çeken Çevik Bir'di! Öcalan örgütü yıllarca dışarıdan yönetirken şimdi o geliyor, diğeri Pensilvanya'ya uçuyordu... Öcalan'ın niçin geldiğini, hareketin Pensilvanya'ya neden gittiğini o gün anlayan vardı! Pensilvanya, Barzani'den hoşlanmazdı.
Demirtaş ve ekibini severdi. Bu nedenle seçimlerden önce OTOPARKTAN Diyarbakır Belediyesi'ne giriş yapıyorlardı.
Demirtaş'ı dünyada parlatan bunlardı.
Graham Fuller ile görüştüren de...
Demirtaş şimdi de Moskova'ya gidiyordu. MİSYONU vardı.
Türkiye'nin sınırları dışına taşmasını engellemek istiyordu. Kürt'tü ama PKK'yı sever Barzani'ye pek hoş bakmazdı. Cemaat gibi yani...
İstanbul sermayesi, bazı büyük patronlar, cemaat ve Demirtaş SINIRLARIN BÜYÜMESİNE İTİRAZ EDİYORDU.
Barzani ile bütünleşme geldiği an Ankara'nın olmadık yerlere elini uzatacağını biliyorlardı. ENERJİ BAĞIMSIZLIĞINI KAZANAN Türkiye'nin durmayacağını görüyorlardı. Bunlar gerçekleşirse içerideki OYUNCULARIN değişeceğini ve kendilerinin tasfiye olacağını görüyorlardı. Yani bu ittifak bizden SINIRDIŞI OPERASYON istemiyordu...
Hem KÜRTÇÜLÜKLE hem İSLAMCILIKLA bizi durdurmaya çalıştılar.
Olmadı. Hendek'te, vaiz de tutmadı! Barzani tek umut olarak Türkiye'ye sarıldı! TÜRK ASKERİ de enerji yollarını ve Kürtler'i korumak için MUSUL'a indi! Yani cemaatin "OLMASIN!" diye yola çıktığı buluşma ve birleşme oldu!
Mağlubiyet burada başladı. Türkiye'nin geldiği NOKTA, cemaatin kuruluş felsefesinin dışındaydı. Devlet KÜRT'e "KÜRT" dedi ve el sıkışıldı. Ardından bölgeye inildi. Bizi içeriye hapsetmek için yola çıkanlar yenildi.
Bizdeki cemaatler bazen Almanya'ya bazen de Amerika'ya kaçardı. Gittikleri yer PATRONUN kendisiydi. Burada doğan ama yabancılar tarafından kullanılan YAPI, 17 Aralık'tan sonra çökertildi. Almanya bağlantılı olanlar 28 ŞUBAT'ta asker tarafından götürülüyor, Amerika irtibatlı olanlar koruma altına alınıyordu. KAVGA aslında AVRUPAAMERİKA arasındaydı.
Şike davasında olduğu gibi! Paris saldırısında ve Charlie Hebdo'da olduğu gibi...
Bu kavgayı ve denklemi bilmeyen herkes kullanılıyordu! Bilerek ya da bilmeyerek.
Pensilvanya VATİKAN'a gidiyor, bugünkü ANKARA ise BATI'ya yöneliyor, ancak ORTADOĞU'ya inmeyi ihmal etmiyordu. İLK KEZ YENİ BİR HAREKET BAŞLATIYOR VE BU KARARI ANKARA'DA ALIYORDUK. MİLLİ BİR ADIM ATIYOR ve herkesi sallıyorduk. ÇÜNKÜ güç bizdeydi. Ama görmüyorduk. MÜSLÜMAN'ı tehlike olarak sunanlar, arkadan dolaşıp bütün cemaatleri ele geçiriyor ve kullanıyordu. ORTADOĞU, İSLAM, TÜRK ve ENERJİ KAYNAKLARI maalesef yan yana ve iç içeydi.
Cemaatin vaat ettiği ama yapamadığı TÜRK ÇAĞI şimdi başlayacaktı. Onlar çekildikten sonra bu topraklardan gücünü alanlar gelecekti.
Pensilvanya TAKSİ'de geçirdiği günlerde KAÇMAYI değil de kalmayı tercih etmeliydi.
O zaman bunların hiçbiri yaşanmazdı. Belki şimdi gücümüze güç katardı. Ama olmadı.
Gitmek, "tercihi YABANCIDAN yana yapmak" demekti.
Kadere bakın!
Onların yıllarca YALANDAN söyledikleri şimdi GERÇEK olacaktı! Bu ülke kimseyi bağrından söküp atmazdı! Ama elin oğlunu gördünüz! Kaybedince hemen kapıyı gösteriyor... OLMASAYDI BÖYLE KEŞKE!
Söyledik dinlemediler...

NOT: Tasfiye sürdüğü için cemaate yakın iş adamları ve iş kadınlarından para, saat, zarf alan gazetecilere sıra gelmedi. Duyduğuma göre yakında sıra bunlardaymış! Bakalım buradan ne çıkacak! Ben biliyorum da... Ha bir de Pensilvanya'ya "NOBEL VERELİM!" diye parayı akıtanlar vardı! Kimler mi? Londra'daki seçkin ÜNİVERSİTELERDE DERS VERDİRMEK İÇİN SIRAYA GİRENLER...

Takvim
24 Aralık 2015

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR
SESLİ MAKALE YAZARLARI

Copyright © 2019 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;