FİNLANDİYA ve İsveç'in üyelik talebi, Rusya'nın bu iki ülkeye de UKRAYNA'ya daldığı gibi dalar mı korkusu, ABD Başkanı Biden'ın açık çek vermesi, Erdoğan'ın ayağını frenden çekmemesi, muhalefetin bir aday üzerinde anlaşamaması, Avrupa'dan yükselen ekonomik çığlıklar, Kemal Bey'in kendi partisinden bile tam destek bulamamışken aday gibi görünmesi, İstanbul'da miting yapması, kürsüde elindeki kağıtları okurken amatör bir görüntü ortaya çıksa da "Benneoliberalizme karşıyım" demesi akıllara "NEREYEGİDİYORUZ?" sorusunu getirmekteydi... Pandemi ile birlikte başlayan rüzgar RUSYA-UKRAYNA savaşı ile siyasi ve ekonomik sonuçları da beraberinde getirecek. Bu belli. Durum böyle olunca silahlar patlayınca cenaze töreni için gün sayılan NATO, GERİ DÖNDÜ.
Silah üzerinden siyasi ve ekonomik sonuçları izleyecek bir komutan gibi... Tarih bize gösterdi ki büyük dönüşümler, kırılmalar, tasfiyeler ve ittifaklar, BÜYÜK olaylar sonucunda olmakta.
Rusya'nın işgali de böyle değerlendirilmeli... NATO Avrupa'da "Ruslar'ı dışarıda,Amerikalılar'ı içeride,Almanlar'ı da aşağıdatutmak için" var. Bu sözler ilk NATO Genel Sekreteri İngiliz Lord Hastings Ismay'e ait. Ismay bu sözleri gayrıresmî bir oturumda sarf etmişti. Ancak doğruydu!
Avrupa da ortadan ikiye bölünmüştü. Bir taraf SOVYETLER'de diğer taraf ise NATO'da yani ABD'deydi. Almanya da savaştan sonra iki parça olmuş, BATI tarafı da 1955'te NATO'ya girerek AŞAĞIDA OLMA şıkkını esnetmişti! Başkan Erdoğan'ın İsveç ve Finlandiya örneğinde dile getirdiği gibi kağıt üzerindeki birlik gerçek hayata geçmemişti. NATO içindeki pek çok ülke rakipti!
Husumetleri ve birbirleriyle ilgili planları vardı. Rakipti.
Afrika'da da ASYA'da da karşı karşıya geliyorlardı. Fransa-Almanya ile ABD'yi düşünün. Yanına İngiltere'yi de koyun. Bu güçler kimi zaman terör üzerinden kimi zaman coğrafya üzerinden kimi zaman da nüfuz üzerinden çatışmaktadır.
Türkiye belki İTTİFAK içinde en çok operasyonamaruz kalan ülkeydi. Kendiaralarında mücadele edenlerbile konu Türkiye oluncabirlikte çullanabiliyordu. NATO'nun inandırıcı olmadığını Trump kadar net dile getiren yoktu. ABD'nin bir önceki Başkanı "Karadağ gibi bir ülke neden üye? Üçüncü Dünya Savaşı çıkarabilecek bir üyeyi neden korumak zorundayım..." diyordu. UKRAYNA bile bir sözle aldatıldı. Ateşin içine çekildi. Bitirildi. Ancak o ateş gelip AVRUPA'yı vurdu! Yani ISMAY'ın dediği gibi "ALMANYA'YIAŞAĞIDA TUTMAK" mottosu hayata geçirildi.
Günlerdir yazdığımız gibi artık ABD'li önemli isimler UKRAYNA'nın kandırıldığını söylemekteydi. Gelen rüzgarı bağrında karşılamak zorunda kalan AVRUPA ise en çok sesi çıkandı. ALMAN BAŞBAKAN Olaf SCHOLZ, SENAGAL'e giderek GAZ aramak zorunda kalırken, AB'nin önemli ismi Borrell de makale yazıyordu...
Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Borrell, önemli bir isimdi. Barcelona Üniversitesi'nde Endüstri Mühendisliği okudu. Sonra Madrid'e geçip orada UZAYMÜHENDİSLİĞİ eğitimi aldı. Stanford'a geçerek YÖNEYLEM ARAŞTIRMASI alanında çalıştı.
Fransız Petrol Enstitüsü'nde enerji ekonomisi masterı yaptı. Madrid Complutense Üniversitesi'nde iktisadi bilimler alanında doktora yapıp ekonomik analiz profesörü oldu. Borrell, Avrupa'nın savunmasız kaldığını itiraf etti:
"Ukrayna'ya silah yardımı yaptığımız için stoklarımız tükendi. Silahımız ve cephanemiz kalmadı. Acilen önlem almamız gerekiyor..." AVRUPA BİRLİĞİ'NİN SAVUNMA HARCAMASININ ÇOK DÜŞÜK OLDUĞUNU belirten Borrell, "AvrupaBirliği'nin toplam savunmaharcaması, 20 yılda yüzde 20arttı. Buna karşılık ABD'ninsavunma harcaması 20yılda yüzde 60, Rusya'nınyüzde 292 ve Çin'in yüzde592 artış gösterdi.
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.