OLAYLARI bize sunulduğu gibi okur anlarsak hata yapmış oluruz. Kesinlikle arka plana seyahat etmek şart. İÇ SİYASET yazmayı pek sevmem. Ancak DIŞARIDANE OLDUĞUNU ANLAMAK için de bazen içeriye göz atmakta fayda var.
1980 öncesi Türkiye'de hatırı sayılır bir SOL rüzgar vardı.
Ancak hareketin arkasında SOL'UN MERKEZİ olarak kabul edilen Moskova yoktu.
Bizdeki bütün SOL'cuların irtibatı AVRUPA'daydı. Başı sıkışan oraya kaçıyordu. 15 Temmuz'dan sonra da AVRUPA'ya giden orada yaşam kuran çok sayıda insan vardı. Bir el sahip çıkıyordu. PKK konusunda da aynı frekansta pek çok şey göze batıyordu! Avrupa'nın büyük başkentlerinde PKK OFİSLERİ bulunmaktaydı. Terör KANDİL'de olsa da aslında o gölgeydi. Gerçek olan AVRUPABAŞKENTLERİNDEKİ örgütlenmesi ve hayat bulmasıydı. Büyük devletler hedef ülkeleri kontrol etmek için her yolu denerlerdi. Bu bazen terör, bazen finansman desteği, bazen teknolojik yardım, bazen öğrenci değişim programı, bazen de siyaset olurdu! Siyasette ise genel itibariyle ABD-İNGİLTEREALMANYA-FRANSA gölgesini görürdük. Suçlamak istemem aklıma bile gelmez ancak ÜLKEDE AÇILAN YABANCI OKULLARA BAKSANIZ BURADAKİ GÜÇLERİNİ hissedersiniz! Yeni mi? Değiltabii ki… Siyasette durum farklıdeğildir… Aslında sahaya inenyarışan partileri birbirindenayıran temel nokta AVRUPA ve ABD arasında konumlandıklarıyerdir. Bir anlamda DIŞARISI içsiyasetteki mücadele ile kendiniburada gösterir… TANIMLAR!
Darbelere cuntalara bakıldığında nettir!
ABD de Almanya da İngiltere de büyük kurguların içinde vardır. Kimin kime gücü yeterse misali…
Mesela ALMANYA'nın buradaki gücü arttığı an AVRUPABİRLİĞİ meselesi canlanıyor azaldığı an da kayboluyordu!
Kemal Kılıçdaroğlu Bey de Ahmet Davutoğlu Bey de ALMANYA'ya yakın durmaya özen gösteren isimlerdi.
Saadet'teki pek çok isim de… Davutoğlu döneminde AVRUPA ile ilişkilerimiz inanılmaz bir ivme yakalamıştı. MHP ise uzak duran bir partiydi. Bu nedenle Davutoğlu Başbakan olduğu dönemde seçimlerden sonra KOALİSYON KURMAK için partileri ziyaret ediyor CHP ile değil ancak MHP ile sorun yaşıyordu… MHP yani Devlet Bahçeli netti. "HAYIR" diyordu. Seçimlerin tekrarını istiyordu. AK Parti içinde CHP ile yol alınmasını isteyen de az değildi. Bunlara genel çoğunluk gibi "partiler arası iletişim" diye de bakabilirdiniz! Ben oluşacak tablonun Türkiye'yi dünyada nereye taşıyacağıyla ilgileniyordum. Bir el bir güç AVRUPA MERKEZLİKOALİSYON istemedi.
Bozdu… Aslında bu kavga uzun zamandır vardı. Değişik isimlerle değişik zamanlarda yaşanıyordu.
Koalisyon olmadığı gibi AK PARTİ içinde AVRUPA merkezli isimler yollarını ayırdı!
Türkiye, gördüğüm kadarıyla İngiltere ile iyi ilişkiler kurup dünya üzerindeki KURGUYA eklenmek istemekte. AKPARTİ-MHP bunu savunmakta.
Gittikleri yolda AVRUPA yok. Daha önce de yazdığımgibi Meral Hanım'la DevletBey TÜRK MİLLİYETÇİSİ oldukları halde nedenanlaşamıyorlaryan yanagelemiyorlardı?
Arada konum farkı vardı! Biri AVRUPA'yı tercih ederken diğeri etmiyordu… Bu denklem bütün hassasiyetiyle ayaktayken Meral Hanım, DEVA PARTİSİ ile de GELECEK PARTİSİ ile de seçimde İTTİFAK yapabileceğini açıkladı… Meral Hanım'ın çıkışı "İyi niyetli bir niyet beyanı, gelecek öngörüsü" olarak değerlendirildi. CHP ile HDP zaten bu eksene uzak durmayan partilerdi…
Daha önce olduğu gibi önümüzdeki dönemde de MUHALEFET AVRUPA çizgisinden yüklenecekti.
İttifakların oluşma nedeni de buydu. Türkiye'nin yerini o eksende görenler el ele olacaktı.
AK PARTİ ise MHP ile birlikte AVRUPA'nın kazanmasına engel olacaktı… Seçimler zamanında yapılırsa ve AK PARTİ-MHP ittifakı ipi göğüslerse kaybeden AVRUPA BİRLİĞİ olacaktı.
Ve AVRUPA'nın ayakta kalma şansı çok ama çok aza inecekti..
Dağılma kaçınılmaz olarak kapılarına dayanacaktı.
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.