GÜNCEL

Abdurrahman Dilipak : “Dünya 5’ten büyüktür”

Tarih
02 Aralık 2021
İzlenme
Kişi
Yazar
Abdurrahman Dilipak

Bir zamanlar “Genç Siviller” diye bir hareket vardı; bu “Dünya 5’ten büyüktür” sloganı onlarındı. Onlar Erdoğan’a destek veriyorlardı ve Erdoğan doğru bir karar vererek o sloganı aldı ve herkesin beğendiği bir slogan olarak hafızalarda yerini aldı. Ama artık o “eski dünya” yok. “Yeni normal” zamanda, “GlobalReset” çetesi her şeye hakim sanki! Onlar Tanrıyı tedavülden kaldırıp, “zamane tanrıları” olarak, Şeytanın Hz. Adem’e yaptıkları vaadlerini tekrarlayarak, biyolojik insan neslinin sonunda (!) Ademoğullarına “yeryüzünde bir cennet ve ebedi bir hayat” vaadi ile tarih sahnesinde yerlerini almış gözüküyorlar. Bunlar Şeytanın rızasının tecellisinin vesilesi olmak için geliyorlar. Artık Şeytanın egemenliğine dayalı, sınır, rejim, iktidarların yeniden tanımlandığı, kavramları ve kurumları ile yeniden inşa edilmeye çalışılan tek kutuplu bir dünyanın eşiğindeyiz. Tabii, onların bir planı varsa Allah’ın da bir hükmü var. Galib olacak olan O’dur. La galibe illallah. Yoksa siz bu CoVID, SARS-MERS’i GlobalReset’i, MetaVerse’i, GENOM’u, KİMERA’yı, Toplumsal Cinsiyet’i, bu Şeytani plandan başka bir şey mi sanmıştınız.

Nisa suresi 118-121’de şöyle buyurulur: “Allah şeytanı lânetlemiştir, o da ‘Kullarından belli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara kaptıracağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler’ demiştir. “Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinen kimse elbette apaçık bir ziyana düşmüş olur.” “Şeytan onlara durmadan vaad eder, boş ümitler verir. Şeytanın onlara söz vermesi aldatmadan başka bir şey değildir.”, “ İşte onların yeri cehennemdir, ondan kaçıp kurtulacak bir yer de bulamayacaklardır.” 

Bu; o “GaluBela zamanı”ndan bize bir uyarıdır.

Kur’an-ı Kerim’de “Mücadele” isimli bir sure vardır. Size direniş öğütleri verir. Yukarıdaki ayet Nisa suresinden. Mücadele suresi ise, “direnen bir kadın”ı misal verir. Şimdi bir yandan o gün Şeytanın Hz. Adem’i ikna etmek için, Hz. Havva’ya söylediklerini hatırlayın, bir yandan da Hz. Haacer’i, Hz. Meryem’i, Hz. Asiye’yi, Hz. Hatice’yi, Hz. Aişe’yi, Hz. Fatıma’yı hatırlayın. Sakınalım da Ebu Leheb ve onun karısı gibi olmayalım. Allah yolunda zalimlere karşı direnmek için kimseyi beklemeyin, o siz olun. Unutmayın Allah’ın kolaylaştırdığından daha kolay, zorlaştırdığından daha zor bir iş yoktur. Allah sizinle beraberse sizi kim yenebilir ki! Onların gücü ve cesareti, ancak sizin korkularınız kadar büyüktür. Onlardan değil, Allah’tan korkun. Her şeyi gören, duyan, bilen, hüküm sahibi, kadir-i mutlak olan bir Allah var! “Bismihi teala. Farkında değil misin, Allah göklerde olanı da yerde olanı bilmektedir! Gizli gizli konuşan üç kişi yoktur ki dördüncüleri O olmasın; beş kişi yoktur ki altıncıları O olmasın(…)” “O akıllardan ve kalplerden geçeni bilendir. 1’in 2.si, 2’nün 3.sü, 3.’nün dördüncüsü ile kapalı kapılar arkasında, fısıldaşarak konuştuklarını bilendir o.” “(…) Bundan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlaka Allah onların yanındadır; nihayet kıyamet günü onlara yapıp ettiklerini bildirecektir. Çünkü Allah her şeyi bilmektedir.” (Mücâdele Suresi 7

Evet, “Mücadele” isimli bir sure var demiştik. Allah (cc) bizim zalimlere karşı direnmemizi istiyor! Bizim insanlara önderlik etmemizi istiyor ve “Kum ve enzir” diyor. Yani “ayağa kalk ve uyar” diyor! Yani Hakkın ve halkın gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olmamızı istiyor. “Müddessir suresi”ndeki emir Peygambere ve onun üzerinden bize. İnsanlar şunu anlamadı: Korkunun ecele faydası yok. Aklınızı kullanmamışsanız, esbaba tevessül etmedi iseniz, Hakikati arayış yolculuğuna çıkmadı iseniz, ölseniz de yaşasanız da hapı yuttunuz. Eğer bu görevinizi yapmışsanız, ölseniz de, yaşasanız da aslında sırat-ı müstakim üzeresiniz demektir.

İnandık” demelerine bakmayın, “onlar inandık demekle yakalarının bırakılıvereceğini sanıyorlar”. Cuma’ya, Hacc’a, Umre’ye gidip günahlarının silinivereceğini, “affet” demekle affedilivereceklerini, çaldıklarının bir kısmı ile cami yaptırarak günahlarının bağışlanıp, gazaptan kurtuluvereceklerini sanıyorlar. Şeytan onları Allah’la aldatıyor. Bakara 251’de şöyle denir: “Sonunda Allah’ın izniyle onları yendiler, (Zırhı ve silahı olmayan, çocuk yaştaki) Dâvûd da (Tanrı kıral, namı diğer Goliath, 100.000 kişilik ordusu ile geldiği cenk meydanında sapantaşı ile) Câlût’u öldürdü ve Allah ona hükümranlık ve hikmet verdi, ona dilediği şeyleri öğretti. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmı ile diğer kısmını engellemesi olmasaydı yeryüzünde düzen bozulurdu. Fakat Allah’ın âlemler için büyük lütufları vardır.” 

Asa’yı Musa’nın sahibinin yolundan giderseniz, eliniz “Yed-i Beyza” ise, o el, Şuayb’ın elinden kendine emanet edilen o asa ile denize dokunduğunda deniz yarılır, kayaya vurduğunda kayadan 12 göz pınar fışkırır. Bana kalırsa siz bugün, belki hemen şimdi (Bakara 246-251) ayetlerinin manasını bir okuyun. Tefsirlerden o olayın, Talut / Calud kıssasının ayrıntılarını öğrenin. Kafirlere/zalimlere boyun eğmeyin. Böyle yapmazsanız, sonra ateş size de dokunur, sonra Allah onları başınıza musallat eder. Bu ayetleri okuduğunuz için cennete gitmeyeceksiniz. “İnmemiştir hele Kur’an, şunu hakkıyla bilin, ne mezar başında okunmak, ne de fal bakmak için”. Rivayet edilir ki Karun, Hz. Musa ve Harun’dan sonra Tevrat’ı en iyi bilenlerdendi ve lanetlendi. Bizden istenen, okumak, anlamak ve gereğini yapmak!

Mücadele” suresine geri dönecek olursak, surede konu edilen bir olayla ilgili olarak adını “Mücadele eden kadın”dan almıştır. Allah kitabında buyurdu ki, (Mücadele 10) (…)kötü fısıltılar iman edenleri üzmek için ancak şeytandan kaynaklanmaktadır. Oysa şeytan, Allah’ın izni olmadıkça, mü’minlere hiçbir zarar verebilecek değildir. Öyle ise mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.” Asiye annemiz de mücadele eden kadın tipine en güzel örneklerden biridir. Haacer, Meryem, Fatıma, Aişe, Hatice annemiz de öyle. Evet, evet, Kadın-erkek, genç-yaşlı hepimiz haksızlıklara, zulme karşı direneceğiz. Hem zaten kadınlar bu işe sahip çıkmaz ise, nasıl “Mücahid” çocuklar yetiştirebilirler ki. Bu anlamda kadınlar sadece çocuk doğurmaz, toplumu doğururlar. Her kadın ve erkek, bir başka kadının eseridir. Kadınlar çocuklarının elbisesinin temizliğine gösterdiği özeni, çocuklarının kalbinin temizliğine, çocuklarının karınlarını doyurmaya gösterdikleri özeni çocuklarının kafasını doyurmaya gösterseler ne iyi ederler.

yazının devamı 

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER

Copyright © 2022 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;