SİYASET

Abdulkadir Selvi : Koalisyon mu dediniz?

Tarih
03 Haziran 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Abdulkadir Selvi

3 Haziran 2015

Koalisyon pazarlığına oturulduğunda,
Asıl mücadele ihalelerin dağılacağı, banka kredilerinin peşkeş çekileceği alanlarda yaşanırdı.

Enerji Bakanlığı sana, Bayındırlık bana

Ardından sıra kamu bankalarına gelirdi.
Ziraat Bankası bana, Vakıflar sana.
Emlak Bankası bana, Halk Bankası sana.
ANAP döneminin batık kredilerinin mimarlarından Kemal Horzum yakalandığında sorgusunu yapan polis şefi, ”Ben emniyet müdür yardımcısıyım. Bankadan kredi istediğimde maaş bordrom yetmiyor, bir de iki kefil istiyorlar. Sen bu kadar krediyi nasıl çektin” diye sormuştu.
Horzum bu soruya, “Yakalandığıma dair haberler bugünkü gazetelerde çıkmıştır. Ama bana bir gün izin verin size 50 milyonluk kredi çekerim” diye karşılık vermişti. Emniyet müdürünün inanılmaz bir yüz ifadesiyle kendisine baktığını fark edince, ”Müdürüm, bu parayı sadece ben yemeyeceğim ki, altındaki imza benim olacak. Bir kısmını aracı olan siyasetçiye, bir kısmını banka yöneticisine verdikten sonra sorun değil. Yeter ki paylaşımı iyi yap” demişti.

Yağma Hasan'ın böreği” sözleri o günlerde pek revaçtaydı. Çünkü koalisyonla birlikte yağma düzeni kuruluyordu.
Bizde koalisyon hükümetlerini parlatma seansları düzenlenirken, İtalya koalisyonu yasakladı.
İtalya, öyle bir seçim sistemi çıkardı ki, yüzde 40 oy alan iktidar olacak. Eğer tek başına iktidar çıkmazsa en yüksek oyu alan iki parti ikinci tura girecek.
İtalya'da 69 yılda 63 hükümet kuruldu. Hükümetlerin ortalama ömrü 1 yıl 95 gün oldu. Koalisyonlar konusunda İtalya ile yarış halindeki ülkemizde ise hükümetlerin ömrü 1 yıl 4 ay 8 gün oldu.
Sizi 90'lı yıllara götürmek istiyorum.
1995 seçimlerinde Refah Partisi yüzde 21,8 oy oranı ile birinci parti olarak çıkmıştı.
158 milletvekili olan Refah Partisi ve 132 milletvekili ile ikinci sırada yer alan ANAP'ı bir araya geldiklerinde güçlü bir koalisyon hükümeti kurabiliyorlardı.
Erbakan ile Yılmaz bir araya gelmiş ve “ANAREFAH” için anlaşmaya varılmıştı. Ama asker, Refah Partisi'nin hükümet kurmasını istemiyordu. Askerin baskısı üzerine Yılmaz anlaşmayı bozdu. ANAREFAH suya düştü. İlk raundu alan asker ikinci adımı attı, askerin zorlaması, TÜSİAD'ın desteğiyle ANAYOL kuruldu.
Ancak, uzun süreli olmadı. Yılmaz, Çiller'in Yüce Divan'a sevk edilmesi projesine destek verince, ANAYOL bozuldu. Refah Partisi'nin Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvuru ANAYOL'u bitirdi.
Anayasa Mahkemesi'nin kararının çıktığı gün Tansu Çiller'le Adana'daydık. Ankara'ya dönerken uçakta Yalım Erez'in başını çektiği koro, “Yar saçların lüle lüle, Mesut sana güle güle” şarkısını söylüyordu.
ANAYOL yıkıldı, REFAHYOL kuruldu. Yalım Erez, Refah Partisi ile koalisyonun kurulmasına öncülük eden isimlerden biriydi. Refahyol'da Sanayi Bakanlığını üstlendi. Ancak ne zaman ki, asker Refahyol'u devirmek için düğmeye bastı, gemiyi ilk terk edenlerden biri oldu.
Demirel, kendisine yakın isimlerle 28 Şubat'ın şemsiye partisi DTP'yi kurdururken, Yalım Erez, Yıldırım Aktuna ve Hasan Denizkurdu'nu istifa ettirdi.
Aktuna'nın, “Bizi ite kaka istifa ettirdiler, darbe geliyor dediler” diye anlattığı günler.
Askerin baskıları, Demirel'in Çankaya entrikaları sonucunda Refahyol yıkıldı. 18 Haziran günü Erbakan istifasını sundu. 18 Haziran tarihinin üzerinde biraz durmanızı isterim. Çünkü o gece, “darbe olacak” diye haber merkezlerinde nöbet tutuldu. Erbakan istifa etti, Başbakanlığı Çiller'e devretmek istedi. Muhsin Yazıcıoğlu da bu formüle destek verdi. Çiller, güvenoyu alacak sayıyı aşmıştı. Ancak Çankaya'yı aşamadı. Demirel görevi Çiller'e değil, askerin işaret ettiği Yılmaz'a verdi. Yıllarca darbelerle görevden uzaklaştırılan Demirel, eski partisine karşı darbe yapmış oldu. Mesut Yılmaz'ın başkanlığında kurulan DSP ve DTP'nin de içinde yer aldığı ANASOL-D Hükümeti tam anlamıyla bir, ”Bitli yorgan” oldu. Askerin Refah Partisine karşı çare olarak ileri sürdüğü hükümet, “Türkbank yolsuzluğu” nedeniyle yıkıldı. Askerin onayı ile geldiler, yolsuzlukla gittiler. Askerin formülü bir kez daha çökmüştü.
Mesut Yılmaz istifasını sununca Demirel, hükümeti kurma görevini ilk sırada olan Fazilet Partisi'ne değil, Ecevit'e verdi. Ecevit görevi aldı, nafile turlar yaptı. Ama sonunda başarısız oldu, görevi iade etti.

Onun adı Demirel'di. Onda oyunlar bitmezdi! Demirel hükümeti kurma görevini Yalım Erez'e verdi.

Bu anlattıklarımdan başınız döndü değil mi? Bunlar 10 ya da 15 yıl içerisinde değil, 1-1,5 yıl içinde yaşandı.
Yalım Erez'in arkasında ne partisi vardı ne de Meclis'te grubu. Hükümeti kurmak için partilerle görüşmeler yaptı. 28 Şubat şartlarında, ANAP, DTP ve CHP'nin içinde yer aldığı, DSP'nin ise dışarıdan desteklediği bir formül oluştu. Erez, kabineyi onaylatmak için Demirel'den randevu istedi.
Ne olursunuz sıkılmayın.
Çünkü bundan sonrası daha ilginç.
Tam o sırada Çiller, Erez'in önünü kesmek için bir hamle yaptı ve Ecevit'e, “Başbakanlık” önerdi.
Ecevit, teklifi kabul etti.
Bu durum karşısında, hükümet listesini sunmak üzere Çankaya'ya çıkacak olan Yalım Erez, görevi iade etti.
Bu ülke yıllara değil, sayılı günlere dayalı hükümet arayışlarına sahne oldu.
Sabrınızı daha fazla zorlamamak için, size Tansu Çiller'in güvenoyu almayan 25 günlük azınlık hükümetini ise anlatmadım.
Koalisyonun bir de askeri vesayet kısmı var ki ondan da hiç bahsetmedim.
Bu ülke, asker talimatıyla kurulan hükümetleri, apoletli bakanları ve askerin ismini ağzına alamadığı için pandomim yapan başbakanları gördü.

Yenişafak

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR
SESLİ MAKALE YAZARLARI

Copyright © 2019 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;