Kendisini hiç bu kadar sert, hiç bu kadar öfkeli, hiç bu kadar keskin, hiç bu kadar net, hiç bu kadar kararlı görmemiştim.
Çok ağır kelimeleri, çok kızgın bir şekilde söylüyordu...
“Atara atar/Gidere gider” yapar gibiydi.
Bizim “Aman Kemal Bey, ağzımızın tadını kaçırmasanız” falan türü gevelemelerimize karşı da öfkeliydi:
“Ne ağzı, ne tadı kardeşim! Memlekette fiilen darbe oldu... Bizden artık kibarlık, nezaket falan beklemeyin.”
Biz “Ama niye ‘önüne yatar’ dediniz, keşke demeseydiniz” falan dedikçe...
“Dedim. Yine diyeceğim. Daha fazlasını diyeceğim. O kadar” tavrını koydu.
Biz “dokunulmazlıkların kalkmasına evet diyorsunuz, sizi hapse atarlar” falan dedikçe...
“Atsınlar kardeşim. Gireriz hapse... Bedel ödenecekse öderiz” dedi.
Kelimeleri hep tartarak söyleyen...
“Cumhurbaşkanı ile polemiğe girmem” diyen...
Nezaketi asla elden bırakmayan...
Kutuplaşmaya katkı sağlamamak için elinden geleni yapan...
Yanlış anlaşılmaktan ödü patlayan...
Mülayim tutumdan zerre ödün vermeyen...
Kemal Bey gitmiş...
Yerine...
Sert, hem de aşırı sert bir Kemal Bey gelmişti.
Tarafsız Bölge’de Kemal Bey’e birlikte sorular sorduğumuz gazeteci arkadaşlar İsmail Saymaz, Nedim Şener ve Erdem Gül’le program sonrası laflıyorduk.
Dedim ki:
“Eski Kemal Bey bana hitap ediyordu... Ama yeni Kemal Bey pek bana hitap etmiyor... Ancak yine de şunun farkındayım: Ölçü ben olamam. Zira benim sevdiğimi ahali sevmez, ahalinin sevdiğini ben sevmem.”
Yazının devamı için tıklayın >>
Hiç yorum yapılmamış
1885 kez izlendi
924 kez izlendi
1087 kez izlendi
2293 kez izlendi
YORUM YAPIN
Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.