TARİH

Yavuz Bahadıroğlu : Atatürk ne zaman güldü, ne zaman öldü?

Tarih
11 Kasım 2015
İzlenme
Kişi
Yazar
Yavuz Bahadıroğlu

11 Kasım 2015

Ç
ocukken nerede bir Atatürk fotoğrafı görsem, neden gülmediğini düşünürdüm...

Sonraki yaşlarımda gülen fotoğraflarını da gördüm, ama bilgisayar sayesinde güldürülmüştü. Böylece bilgisayarın marifetlerine biri daha eklenmiş oluyordu.

Niye hiç gülmediğini Başöğretmenim Hikmet Bey’e sormuştum bir gün: “Memleketin dertlerine üzülüyor” gibisinden bir cevap vermişti, çok iyi hatırlamıyorum. Saygı duymuştum.

“Bizi düşünmekten gülmeyi unutmuş olmalı” diye düşünmüştüm belki de, kimbilir!

Sonra bilgisayar devreye girdi, Atatürk’ü güldürdü. Başöğretmenim sağ olsaydı sorardım: “Niye gülüyor?”

Muhtemelen “Halimize gülüyor” derdi. Sıkı bir CHP’liydi. Sırf “Atatürk’ün partisi” diye CHP’yi tutar, “Atatürk’ün arkadaşı” diye İsmet Paşa’yı sever, ikisini birden överdi.

Neyse, asıl konumuz “Atatürk’ün ölümü”. Size “Ne zaman öldü?” diye sorsam, eminim “10 Kasım 1938’de, saat dokuzu beş geçe”yi basarsınız...

İyi ama Atatürk’ün resmi eşi Latife Hanım’ın kız kardeşinin torunu Mehmet Sadık Öke, “Teyzem Latife” (kitap, Fatih Bayhan’ın Mehmet Sadık Öke ile yaptığı söyleşilerden oluşuyor) isimli kitabında, başka bir gün ve başka bir saat veriyor: 

“Atatürk 10 Kasım’da değil 09 Kasım’da, saat dokuzu beş geçe değil, 07.00 sularında öldü” diyor! O da aile büyüklerinden böyle duymuş...

Tarihçi olmak, kuşkucu olmaktır: İster istemez insanın beynine bir kurt düşüyor: “Hangisi doğru?”

Resmi “ölüm raporu” var da, “Saatin 09.05 olarak ayarlanması, dönemin Başbakanı Celal Bayar’ın marifeti” diyenler de var. Ne tesadüftür ki, ölüm saati tam da memurların mesaiye başlama saatine denk gelmiş!

Alimallah saat 07.00 gibi ölse, kimi saygı duruşuna kaldıracaksınız? 

Peki ölmeden önceki son sözleri ne?..

Maalesef Atatürk’ün son sözleri de muamma: Bu konuda da çelişkili beyanlar var, ittifak yok...

Atatürk’ün yakın dostu Falih Rıfkı Atay, Atatürk’ün son sözünün “Saat kaç?” olduğunu söylerken, Ruşen Eşref Ünaydın, “Aman dil! Aman dil!” dediğini yazıyor...

Yine yakın arkadaşlarından Kılıç Ali (İstiklâl Mahkemeleri’nin astığı astık, kestiği kestik meşhur “Kel Ali”si) ise, “Aleykümselam” dedikten sonra, ebediyen sustuğunu ifade ediyor.

Bir sır küpüne daha düşüyoruz!

İşin içinden çıkamıyoruz...

Acaba hangisi doğru?.. 

Falih Rıfkı Atay’ın belirttiği gibi, son söz olarak saati mi sordu?..

Diğer bir yakın arkadaşı gazeteci Ruşen Eşref Ünaydın’ın iddia ettiği gibi, “Aman dil! Aman dil!” mi dedi?..

Yoksa, asıl ismi Süleyman Asaf Emrullah iken Atatürk’ün emri ve direktifi istikametinde ismini değiştirip bir anda Kılıç Ali olan daha da yakın arkadaşının dediği gibi, “Aleykümselam” mı?..

“Ne önemi var?” demeyin...

Var: Çocukluğunda karga kovalaması önemli de bu niye önemsiz olsun?

Hikâye şu: Atatürk, 8 Kasım 1938 günü çok şiddetli bir rahatsızlık daha geçirdi. Bu sırada başında Hasan Rıza Bey (Soyak) vardı. Ona bakarak birkaç kez “saat kaç?” diye sordu. 

Hasan Rıza her defasında “Saat yedi efendimiz” diye cevap verdi. 

Odaya Dr. Neşet Ömer girdi. “Dilinizi göreyim, efendim” diye rica etti. Dilin yarısı çıkınca, “Dilinizi biraz daha çıkarın lütfen” diye ısrar etti.

Atatürk, Neşet Ömer Bey’e bakarak; “Aleykümselam” dedi, gözlerini kapattı. Komaya girmişti. Bir daha da çıkamadı.

Yaveri Salih Bozok (tarih içinde rastladığım en samimi Atatürk sevdalısıdır), Atatürk’ün ölümü üzerine, “Başkomutan yaversiz gidemez!” diye ağlaya ağlaya yan odaya geçti ve kalbine bir kurşun sıktı, fakat ölmedi (1941’e kadar yaşadı).

YeniAkit

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

Hiç yorum yapılmamış

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;