GÜNCEL

Bülent Orakoğlu : Oktar operasyonu FETÖ ile mücadele kapsamında mı yapıldı?

Tarih
20 Temmuz 2018
İzlenme
Kişi
Yazar
Bülent Orakoğlu

Kamuoyunda ‘Adnan Hoca’cılar‘ olarak bilinen suç örgütüne 11 Temmuz sabaha karşı İstanbul merkezli 5 ilde eş zamanlı yapılan operasyonlarda aralarında Adnan Oktar’ın da olduğu 235 şüpheli hakkında görevli savcılığın verdiği yakalama kararı gereği gözaltılar başlatıldı. Şüpheliler ile ilgili olarak yakalama ve göz altıların Terör ve Mali Suçlarla Mücadele birimlerinde görevli polisler tarafından yapılması bu suç örgütüne yönelik operasyonun FETÖ ile mücadele kapsamında mı yapıldığı sorusunu sormamıza neden oldu. Zira 15 Temmuz Kalkışması’nın 2’nci seneyi devriyesinden 4 gün önce Adnan Oktar suç örgütüne yönelik alınan operasyon kararının zamanlama ve cezalandırma açısından ayrı bir önem taşıdığı kanısındayım. Ülkemizde kolonyalist ülkelerin kontrolünde 2 başarısız darbe girişimi ve 15 Temmuz’da kanlı bir kalkışma planlayarak, Türk demokrasisini ve beka’sını hedef alan FETÖ’cü hainlerin adalet önünde hesap vermeleri sağlanmıştı. FETÖ’cü hainlere yurt içi ve dışında yapılan operasyonlarla 10 binlercesi yargı önünde hesaba çekilerek cezaevlerine atılırken yurt dışına firar eden binlerce teröristin de korunup kollandığı ülkelerden Türkiye’ye getirilmelerine yönelik operasyonlar ve çalışmalar MİT ve Dışişleri Bakanlığımız tarafından müştereken yapılmaktadır. Bu mücadele sonrasında FETÖ bitme noktasına, PKK ve uzantıları ise nefes alamaz bir hale gelmişken Adnan Oktar suç örgütünün FETÖ ve FETÖ’yü arka planda destekleyen İsrail başta olmak üzere ABD ile kurduğu açık ilişkiler neredeyse ciddi bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Adnan Oktar’a yöneltilen suçlamalar arasında Türkiye’ye dair gizli belge ve bilgilerin İsrail İstihbarat örgütü Mossad üzerinden İsrail’e gönderildiği iddiası, örgütten kaçarak itirafçı olan Ceylan Özgül’ün ifadeleriyle örtüşüyor. ‘’90’lı yıllarda İsrail ve Mason karşıtı olarak bilinen Oktar’ın 2010-2011 yıllarından itibaren 33 derece Masonluğa sıçraması Özgül’ü cemaati sorgulamaya itmişti. Bu dönemde kendisinden ABD’deki önemli düşünce kuruluşlarıyla bağlantı kurulması istenmiş. Kendisine isimleri ve bağlantı detayları verilen özel hedeflerle hiç sorun yaşamadan olağanüstü bir hızda ilişki kurmuş. Bu tip hedef kurumlarda istekleri hiç sorgulanmadan kabul edilmiş. Cemaat tarafından oluşturulan Türkiye’nin siyasi yapısı, sisteminin olası sonuçları, Erdoğan sonrası siyasi zayıf noktalar gibi analiz raporları cemaatin işaret ettiği kuruluş ve çeşitli politik çevrelere iletilmişti.’’

ADNAN HOCA SUÇ ÖRGÜTÜNÜN FETÖ SEVGİSİ

Adnan Hoca örgütünün PİAR çalışması yaptığı bazı elemanlarının TBMM’de bazı milletvekili, gazeteci devlet içinde etkili ve yetkili kişileri zaman zaman ziyaret ederek Adnan Oktar grubunun propagandasını yaptıkları bilinir. 17/25 Aralık başarısız darbe girişiminden sonra Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ı ziyaret eden Adnan Hoca’nın PİAR elemanları Erdoğan’la FETÖ elebaşı Gülen’in arasının düzeltilmesi için arabuluculuk rolüne soyunmuşlar. Hatta Selçuk Özdağ’ı İsrail televizyonuna çıkarma girişiminde bile bulunmuşlar. Grup evlerinde Oktar’ın ‘100’ senede bir gelen kurtarıcı ve Mehdi olarak lanse edilmesi ve buna inanılması şüphesiz Oktar’ın müridlerinden beklediği en önemli istek ve hayali. Bir dönem Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde yatan Adnan Oktar’ın o dönem doktoru olan Yeni Akit yazarı Sefa Saygılı, Oktar’ın tedavi gördüğü günlerinde Mehdilik denince iliklerine kadar gevşediğini yazmıştı.

Adnan Oktar ise Fetullah Gülen’i anlattığı konuşmasında; Gülen’i çok sevdiğini ifade ederek “O da beni çok sever. GÜLEN MEHDİ’NİN YARDIMCISIDIR: Fetullah Hoca Kahtani olabilir. Bir şey bilmesem söylemem. Mehdi’nin yardımcısıdır Kahtani. Hadislerde çok kapsamlı anlatılmıştır. Seyiddir Fetullah Hoca. Peygamberimiz’in soyundandır. Muhammed Fetullah Gülen’dir ismi. Çok mübarek bir insandır. Mehdi’ye geniş çaplı talebe hazırlayan bir insandır, hazırladı da zaten.

Henüz BÇG belgesini elde edememiştik. 28 Şubat’ta Adnan Oktar’ı dinlemeye almıştık. Hedefimiz Adnan Hoca’nın kaset arşivini ele geçirip olması muhtemel darbeyi önlemekti. Zira bazı üst düzey darbecilerin Adnan Hoca’da kasetlerinin olduğuna yönelik bazı duyumlar almıştık. Kaset arşivini elde edememiştik ancak 1997 yılında Adnan Hoca’nın o dönem büyük bir holding sahibinin kızını hedef alarak yakışıklı ve sözde zengin müritlerini devreye sokmuştu. Kızın düşürülmesi sonrasında sıranın kendisine gelmesini istiyordu.

Adnan Oktar FETÖ elebaşı Gülen’in peygamber soyundan olduğu yalanını kendisi için de kullanmıştı” diyor.

yazının kaynağı

YORUM YAPIN

Yorumlarınız editörlerimiz tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

YORUMLAR

  • İsa Can

    20 Temmuz 2018 23:48
    0 0
    Operasyon mutlaka süleymancılara da düzenlenmelidir...
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ Tümü
BU KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER
ÖNE ÇIKANLAR Tümü
YAZARLAR

Copyright © 2018 Sesli Makale - Tüm Hakları Saklıdır.

Rta Yazılım

; ;